Yazı

Cumhurbaşkanlığı Seçimi Hakkında
Cumhurbaşkanlığı Seçimi Hakkında 

Etem Kutsigil

Türkiye’de ilk defa Cumhurbaşkanını (sözde) halk seçecek.

 Sözde diyorum, çünkü yine siyasal partilerimizin, parti başkanlarının önümüze koyduğu kişileri seçmek zorunda bırakıldık.

Eğer adaylar içinde birisi başbakan olmasaydı, sorun yoktu. Fakat Erdoğan da aday olunca, geçmiş 12 yıldaki başarı ve başarısızlıklarının ilk akla gelen birkaçınıhatırlamak gerekir.
Başardıkları esasen onun yapması gereken görevleridir. Zira bir “idareci” başarısızlıklarının azlığı veya çokluğu oranında değerlendirilir.
Bu açıdan bakınca:
Dış politika:
Dış politikasının ters teptiği ve Türkiye’yi komşu devletlerle düşman haline dönüştürdüğü ayan beyan ortada. Dün,“Biz Afrika ve Ortadoğu Projesinin eş başkanlarından birisiyiz.” diyerek Ortadoğu’nun flaş ismi olmayı hayal ederken, bugün ne Ortadoğu’da, ne de Batı’da diplomatik arenada adı geçmiyor.Hatta ABD  ve AB tarafından azarlanabiliyor.
Seçim propagandası için gittiği Almanya ve Avusturya’da,“ayrıştırıcı konuşmalar yapmaması” konusunda uyarılması gibi bir TÜRK BAŞBAKANINA REVA GÖRÜLMEMESİ GEREKEN BİR SAYGISIZLIĞA ÇANAK TUTTU.
Ekonomik durum:
Masa başında nasıl hesaplandığı belli olmayan enflasyon oranları, yıldan yıla katlanan ödenemeyen senetlerin sayısı, köylünün, esnafın acınacak hali,  hatta yıldan yıla artan milletvekili maaş ve ödenek miktarları, memur ve emeklilere yapılan sadaka gibi artışlar ekonomideki başarısız durumumuzun göstergeleridir. Diğer taraftan halkın gözü uçuk projelerleboyanıyor.
Bütün bunlardan daha önemlisi 90 yılda bu milletin boğazından keserek alın teri dökerek kurduğu fabrikalar, limanlar, madenler, bankalar, Telekom, TÜPRAŞ, hatta MİLLİ PİYANGO ve daha pek çok stratejik zenginliğimizi, Karadeniz Bölgesindeki doğal varlıklarımızı ÖZELLEŞTİRME adına haraç mezat yerli ve yabancı ortaklıklara sattı. (Bu konu başlı başına bir yazı konusu olabilir.)
Bu haliyle tam bir “mirasyedi” portresi çizdiğini aklı başında herkes bilir, görür.
YARGI BAĞIMSIZLIĞI
Başlı başına bir felâket. “HSYK’nın başına Adalet Bakanı getiriliyorsa,
Hakimler savcılar oradan buraya savruluyor halkta “Benim yargım” imajı doğuyorsa,
Önce Ordumuza düşmanların yapamadıkları yapıldıysa ve sonunda “Aldatılmışız, kumpas kurulmuşmuş”  denmişse,
“Ne istedin de vermedik?” diye Gülen’le ortaklıkları belgelendiyse,
Şimdi de, “Paralel yapı” hedefe konmuşsa, biz bu iktidarın başkanını nasıl Köşk’e gönderelim?
Son derce hırslı olan Recep Tayyip Bey, şimdi de devletin en yüce makamına çıkmaya taliptir. Aslında herkes biliyor ki uygulamada Türkiye’nin tek adamıdır. Şimdi bu durumu meşrulaştırmak istemektedir.
Vurgulamak istediğim bir nokta daha var. O da SEÇİME GİRME KOŞULLARI.
Bilerek veya bilmeyerek “Cumhurbaşkanlığı Seçim Yasası” yanlış yazılmış. Milletvekili seçiminde seçime girecek kişi önce görevinden istifa etmek zorundayken, Başbakan için bu seçimde böyle bir zorunluluk yok. (Olsa ne yazar ki…) Şimdi düşününüz ki, Erdoğan’ın sağlığı yerinde, diğer adaylar ise topal. Ve Erdoğan bunlarla yarışmayı içine sindiriyor.
Başbakan olduğu zamanladı. Aklımda yanlış kalmadıysa mealen demişti ki. BEN KASIMPAŞALIYIM. DOĞDUĞUM YER KABADAYI YATAĞIDIR.
Sayın Başbakan yaraşır mı bir topalla yarışıp, onu geçtiğinde sevinmek? Bu mu mertlik? Bu mu kabadayılık? İçinize sinecekse bu zafer, “Mübarek olsun.”
Adaylar arasında bulunan Selâhattin Demirtaş’ı “torbada keklik” gördüğünden fazla üstüne gitmemektedir. Ne var ki atalarımız “Yumuşak huylu atın, çiftesi pektir.” demişler.
Gelelim Ekmeleddinİslâmoğlu’na karşı tutumuna.
Sayın İslâmoğlu Erdoğan’ın en çok korktuğu adaydır.
Çünkü kapalı kutudur. Çünkü bir Aysbergdir. Derinliği belirsizdir.
Çünkü edep terbiye sahibidir. Kimseyi aşağılamaz, küçümsemez.
Alçak gönüllüdür. Bilgilidir, aydındır. Yalan söyleyebileceği aklımızın ucundan geçmez.
Kendinden küçüklerin sataşmalarına karşı hakkını savunur fakat hoşgörülüdür.
Dindardır, fakat “Din işleri siyasete karışmamalı” diyecek kadar LAİK’tir.
Atatürk’ün değerini bilir ve onun fikirlerini benimser.
Nüktedandır. Erdoğan’ın saygı sınırını aşan konuşmalarına ince nüktelerle karşılık verir. Ne var ki Erdoğan’ın artık alıştığımız itici konuşma tarzını CUMHURBAŞKANLIĞI MAKAMI KALDIRMAZ. Zira o yüce makam mahalle kahvesi değildir.
Erdoğan, Cumhurbaşkanı olduğunda icraat de yapacağını söylüyor. Oysa ki, Anayasa, Cumhurbaşkanına icraat yapma yetkisi vermiyor. O yüce makam polemik yapma makamı değildir. Partiler arasında ara bulucudur. Koordinatördür. Oturaklı adam ister. Ve aradığımız o adam bu seçimde kesinlikle Ekmeleddinİslâmoğlu’dur.
Diyorlar ki, “Erdoğan alır.”
Diyorum ki, 2002’de Erdoğan’nı bu kadar açık farkla geleceğini biliyor muydunuz?
Gelişi gibi gitmesini sağlayacak olan halkın iradesidir. Yeter ki meydanlarda palavra sıkılmasın, gerçekler halka anlatılabilsin.
Son sözüm de,“Nasılsa Erdoğan alır bu yüzden; Seçime gitmeyeceğim.” Veya “Geçersiz oy kullanacağım.” diyenlere. Erdoğan’ı tutuyorsanız keyfiniz bilir.
Erdoğan’ın kazanmasını istemiyorsanız (esnaf ağzıyla söyleyeyim) abicim, ablacım olsa, dükkan senin ama bizde bu gün için olanı bu.
Şaka bir tarafa Türkiye Cumhuriyetini her yerde onur duyarak mevcut adayların içinde temsil edecek tek kişi, EKMELEDDİN İSLÂMOĞLU’DUR. Buna da gönülden inanıyorum. Bana siz de inanın lütfen.


5 Ağustos 2014  23:56:54 - Okuma: (528)  Yazdır




İstatistik