Yazı

Maliyetler Düşer, Madenci Ölür
Maliyetler Düşer, Madenci Ölür 

Berrin Dereli

Maden Mekanizması Maliyetler Düşer, Madenci Ölür

 Geçtiğimiz günlerde yüzlerce madencinin öldüğü, ciğerimizi dağlayan, Türkiye tarihinin en büyük maden faciasını yaşadık. Bu faciayla dünya liginde de en üst sıralardayız hamdolsun!

Acımız tarifsiz şekilde damarlarımızda dolaşıp bütün benliğimize nüfuz ederken Soma’da insanlarımız inim inim inliyordu. Neden diye soruyordum? Neden bu facia oldu? Tek yaptığımız oradaki insanların acısını paylaşmak ve ölü sayılarını takip etmekti. Tam bu sırada tesadüfen bir belgeselle karşılaştım. Başından sonuna kadar soluksuz izledim. Ve madencilik mekanizmasının tarihin en başından beri nasıl işlediğini bu sayede öğrendim.
İşte Ümit Kıvanç imzası taşıyan yapım en başından başlıyor ve bugüne kadar geliyor. Kabaca söylemek gerekirse insanlığın büyük keşfi serbest piyasa ekonomisi ile madenci arasındaki ilişkiyi resmediyor. 
Tarihin en başından anlatmaya başlıyor film;
….İnsanlık, ilerleme için aklını kullandı. Önce 5 yaşını geçmiş her yoksul çocuğu yer altına gönderebileceğini akıl etti. Veletler hem daracık tünellerde kolaylıkla gidip gelebilirler hem de büyüklere göre çok daha düşük ücretlerle çalıştırılabilirlerdi. Akıl, yoksulları çoluk çocuk madenlere gönderdi. Din de karanlıkta can verenlerin arkasından ilahiler söyleyerek kalanları teselli etmeye koyuldu. Böylece ertesi gün yine madene inebileceklerdi. İndiler… Bir tarafından insan atılıp öbür tarafından kömür çıkartılan madencilik faaliyeti işte böyle sanayi haline geldi… *
Belgeseli izledikten sonra aklınızda kalan en net şey ise şu: Değişen bir şey olmamış. Değişen sadece ölenlerin isimleri...
SERBEST PİYASA EKONOMİSİNDE HERŞEY SERBEST!
Serbest piyasa ekonomisi şöyle çalışır: Madene inip inmemek serbesttir. Sen inmezsen inen biri mutlaka bulunacaktır. Madenci duasını eder ya da küfür eder ve aşağı iner. Ama inmeden mutlaka sevdikleriyle vedalaşır. Çünkü bir defa aşağı indikten sonra “elveda” deme şansı yoktur. Sevdikleri gün yüzü görsün diye O, yerin dibinde yani zifiri karanlıkta kazma sallamak zorundadır. Maden kelle koltukta gidilen bir yer.  Bu kapısında yazılı… Çıkınca da adama “geçmiş olsun” derler. *
Ocakların girişine bakın:  - Bismillahirahmanirahim yazar, selametle yazar.. Bilinir ki bu en ağır iştir. En karanlık yerdir, mezar gibi yerde saatlerce gün ışığından uzak, kömür tozunu çekerek çalışmak yürek ister, mecburiyet ister. Bunu gelmiş geçmiş tüm sanayiciler ve tüm devlet yetkilileri bilir. Ama takvimler 2014’ü gösterirken mesleğin fıtratı, kaderi gibi kelimeler kullanmak ortalama zekaya sahip herkesle düpedüz dalga geçmektir.
KONUŞUYORUZ BİZ
Ben bu yazıyı yazarken ölenlerin sayısı 283’tü. Rakamlardan bahsediyorlar. Öte yandan içerde bu rakamın katlarınca cansız bedenler olabileceği de söyleniyor. Devlet büyüklerimiz ise her zamanki gibi çok üzgünler. Çok kederliler. Üç günlük yas ilan ettiler. Açılacak soruşturmalardan bahsediyorlar, hesapların sorulacağını söylüyorlar. Hatta ölenlerin arkasından hutbeler okutulup, bütün yurtta salalar verdiriyorlar. Diyanet işleri ise faciadan yakınlarını kaybedenlere destek olmak için bölgeye yüzlerce görevli gönderdi. Devlet büyüklerimiz ölen vatandaşlarımızın yakınlarına gösterilen kolaylıklardan bahsediyor ve devletin maddi -manevi tüm imkânlarının seferber edildiğini anlatıyorlar. Susmuyorlar…
MADENCİLİKTE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ HAK GETİRE!
Madende insanın güvenliğine öncelik verirsen maazallah ekonomimizin canı sıkılır, serbest piyasa ekonomisi tahrip olur. Grizu patlar, göçük olur, kömür tozu alevlenir, bir şeyler olur. Madenciler ölür… Kaçının öldüğü günlerce gizlenir. Resmi haber ajansın şirketin kazaya çok hızlı müdahale ettiğini duyurur, birileri trafo patladı der. Herkes konuşur, çok konuşur, hep konuşur…
Sen internetten sağlıklı bilgiye ve habere ulaşmaya çalışırsın. Sonra 2012’den bir söyleşi gözüne takılır. Söyleşi madenin sahibiyle yapılmıştır. Kendisi özelleştirilmeden evvel devletin tonunu 130 dolara mal ettiği kömürü 24 dolara mal etmesiyle övünmektedir. Sonra bir haber duyarsın TV’den: “15 yaşında bir çocuğun da madenden çıkarıldığı iddia ediliyor”. 15 yaşında, 13 yaşında ya da ne fark eder ki; insanlar serbesttir, isterlerse saatlik anlaşıp, madene girip çalışabilirler. Patron maliyetleri hızla düşürmektedir. Hem hiçbirimizin göremediği, işçilerin kaza olduğunda sığınabilecekleri yaşam odaları da vardır.
Başka yerlerde yine maliyetler düşer,  yine madenler çöker,  kazalar olur ve yine madenciler ölür.
*16 Ton filminden alıntıdır.
 
Berrin Dereli


27 Mayıs 2014  10:04:51 - Okuma: (1576)  Yazdır




İstatistik