Yazı

Kültür Ekonomisinde Turizm
Kültür Ekonomisinde Turizm 

Sevgi Melek

Sağlık kültürü, eğlence kültürü, kent kültürü, çalışma kültürü, yaşam kültürü gibi tanımları son bır kac yıldır sıkca duyar olduk doğrusu.

 Burdan anlıyoruz ki yaşamın tüm alanları uygun olarak kültürel sahalara dönüştürülmektedir. Bunlardan en çok ilgimi çeken ve Türkiye de bilinçsizliğini fazlasıyla gördüğüm tanım: ‘Kültür ekonomisinde turizm’ dir. ‘Bacasız sanayi’nin, ‘bacasız ekonomi’ olarak nitelendirilen kültürel sahaları temel yatırım alanları haline gelmektedir. Eskiden sadece yatak, yemek, deniz, kum, güneş satıyoruz derken artık kültürümüzü ortak miraz belleğinde kazandıyoruz. Her ne kadar daha bu mantık Türkiye de emeklemeye çalışan bebek olsa bile farkındalığı olmadan da eski zamanlarda yaptıgı bazı çalışmalarıda yok değil (1996 Nasrettin Hoca yılı olması gibi) ama bu, Avrupa’nın çok uzun yıllardan beri bu bilincin farkında olup kullandığını ve kazandırıldıgını görmemiz bizim yine geç kaldığımızın bir göstergesi oluyor.

         Bir yanda 12 ay açık tutmaya çalıştığımız  her geçen gün olagan kriz ve yaklaşan seçimlere rağmen inşa edilen sıra sıra 5 yıldızlı otellerimiz ve bir yanda da halka ve girişimcilere aynı zamanda devlete, tabiricaizse ‘uyandırılmamış’ belkide otellerin 12 ay devamlı açık kalacağını sağlayacak fikriyat ‘kültür ekonomisinde turizm’. Olması gerekeni görmek için, bu madalyonun iki yönü gibi görülen kısımlara çok farklı bir bakış açısıyla bakmaya gerek yok. Nedir olması gereken: kültür turizmi bilincini uyandırmak. Bu bilincin farkında olup ve kullanabilirsek ekonomiside kendiliğinden zaten gelecektir.
         Kültürün tanıtılması ve her yörenin önce kendine has olan kültürü ilk o yörenin  insanının koruması gerek. Olağan kültürümüzü sadece kendi içimizde saklamamız gerek, onu tüm Dünya’ya tanıtmak bunu ekonomik kazanca  çevirmek ve toplumsal kalkınmaya bir yön. Farklı bir soluk vermek gerek. Burada yerliye düşen görev çok büyük. ‘yerli toplumsallaşması’ dediğimiz şey işte tamda bu noktada ortaya çıkmaktadır. Yerli halkın turistlere ve turistik örg,tlerle karşılaşmalarında ve ilişkilerinde, gerekli olan inanç, düşünce, değer, tutum ve davranışları çgrenme ve güdüleme süreci dediğimiz bu ‘yerli toplumsallaşması’ kavramı, turizm olayında yerli kesimleri ekonomik ve toplumsal olmak üzere iki açıda etkileyerek yerlilerin toplumsallaşmasında katkı sağlamaktadır.
         Ekonomik açıdan bilindiği üzere, yerli kesimlerde kadınlarında çalışmaya başlaması ve kadının ekonomik  bağımsızlığını elde etmesi en büyük etkilemedir. Toplumsal açıdan ise: yerli kültür önem kazanır ve yerli kesimler kendi kültürleri konusunda bilgilerini genişletir. Yerli kesimler yabancılarla sahip oldukları kültürleri öğrenirler ve bu konuda bilgilerini geliştirirler. Avrupa’nın lider ülkelerinden Almanya gelecekle ilgili stratejilerini ‘kültürümüz geleceğimizdir’ kabülü üzerine kurgularkeni Fransa 2013 Avrupa kültür başkenti için kendini aday gösterirken k,ltürün çok yönlü önemini kavradıkları göstermektedirler.
         Toplumsal etkilerinin önemi ekonomik etkinliklerinden her zaman daha üstün olmalıdır. Sosyo-kültürel bellek doğal olarak toplumsal ve bireysel kimliğinde temelidir. Asıl tartısılması gereken burda, toplumsal belleğin yaşatılma aktarılma ve geliştirme ortamları ve vesileleridir. Bu bağlamın esasınıi sosyo-kültürel etkinlikler daha doğrusu kutlamalar, şenlikler fertivaller meydana getirir. Burdan ekonomik etkinliğine de değinecek olursam, şenliklerde harcanan paralar, orada çalışanlar: gerek afişleri bastıracak matbaa çalışanları, gerek ekstracı elemanlar, hatta şenlik zamanı ortaya gelen sanatçılardan oranın yerli halkına gelen yerlı yabancı tursıtın alışveriş yapacagı esnaftan konaklayacagı otelın otelcısıne kadar herkes bu senlıkten para kazanacak. Olagan devamlılıgı ve cesıtlılıge gore ıstıhdam süreklı, kalıcı olacak. Buda bir otelcinin, sadece 7 ay değil de 12 ay otelini açık tutmaya yeticektir. Kültür her dönemde ekonomik boyuta sahiptir.
         Ayrıca bu tür şenliklerin, etkinliklerin sosyal, siyasal tarihi, ekonomik, psikolojik işlevlerinin yanı sıra toplumsal belleği oluşturucui geliştirci, pekiştirici, benimsetici, yeşertici dolayısıla da bireysel kimliği biçimlendirici gücüde bulunmaktadır. Yeni bakanımıza bu fikriratı benimsetip gereğince uyarlamayı tavsiye etsek hem otellerimizin 12 ay açık kalmasını sağlayıp hem isdihdamını sürekli kılmak ve aynı zamanda bireysel kimliği biçimlendirmek  toplumsal kalkınmayı hızlandırsa  hiçde fena olmaz doğrusu.


8 Nisan 2014  11:08:50 - Okuma: (561)  Yazdır




İstatistik