Yazı

Ermeni Tehciri'nde Şehitlerimiz-II-
Ermeni Tehciri'nde Şehitlerimiz-II- 

Asil S. Tunçer

Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey

 Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey’in, 10 Nisan 1919’da, Beyazıt meydanında idam edilmesinden sonra TBMM 14 Ekim 1922 tarihinde çıkardığı bir kanunla Mehmet Kemal Bey’i ‘Milli Şehit’ ilan etmiş, iade-i itibarda bulunmuştur.

 
Kızlarından Müşerref Gürenci hanımefendi Şubat 2008 yılında İzmir’de 95 yaşında vefat etti. Uzunca bir zamandır rahatsızlığı söz konusuydu. Kendisini ziyaret etmek istemiş yalnız yaşlılığı ve rahatsızlığı sebebiyle ailesinden haklı olarak izin alamamıştım. Nur içinde yatsın. Daha dört yaşındayken kaybettiği babasını hiç görmedi ama hayatı boyunca da tasviri gözünün önünden hiç gitmedi, acısını hep içinde yaşattı.
 
Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey’i idama mahkûm eden bu divanı harp, o muhakeme sırasında 28 şahit dinler, şahitlerin 28’i de “Ermenilerin katledildiğini duyduk; ama görmedik. Kaymakamın bu konuda talimat verdiğini de duyduk ama şahit olmadık” diye şahadette bulunurlar; ama ona rağmen Nemrut Mustafa Paşa Divanı onu idama mahkûm etmiştir.
 
İşte bu mahkemenin kararını 7 Kasım 2000’de Fransa Senatosu bir kanun teklifi hazırlayarak (sözde) soykırımı tanımamızı ister: “Fransa 1915 yılında meydana gelen (sözde) Ermeni soykırımını tanır” cümlesinden oluşan kanun teklifi senatoda oylanıp kabul edildi ve görüşülmek üzere Milli meclise gönderildi.
 
Bize, bu düzmece mahkemenin kararı yine düzmece bir mahkeme işlevi gören Fransız Senatosu’nca dayatılmak istenir. Fransız Milletvekilleri, dayanak diye göstermektedirler. Damat Ferit Paşa bir anlamda bu mahkemenin kurulup birkaç kişinin cezalandırılmasını, bu suretle İngilizlere hoş görünmek istemiş, nitekim istediği de olmuştu.
 
Fransa Meclisi’nde cereyan eden görüşmeler sırasında, bazı milletvekilleri ve bu arada kararın raportörü Mösyö Fransua Rosbuluan “Ermeni genositini 1915’te İstanbul’daki Muhakeme zaten teyit etmiştir” dedi. Bahsettiği bizim tarihimizin utanılacak bir sayfasını teşkil eden, İstanbul’daki Nemrut Mustafa Paşa Divanı Harbi’dir.
 
Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey kimdir? İsterseniz önce kendisini tanıyalım: Kaymakam Mehmet Kemal Bey, Sirkeci Gümrük Müdürlüğü’nden emekli olan, Yunanistan Teselya Yenişehir eşrafından Arif Bey’in oğludur. İstanbul Kadıköy’de dünyaya gelmiştir. Hukuk öğrenimini tamamladıktan sonra Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesine Kaymakam olarak atanmıştır. Ermenilerin dış ülkelerden aldığı yardımlarla isyan ettikleri, Doğu Anadolu’daki köy ve kasabaları bastıkları, yağmaladıkları dönemde bu göreve gelmiştir.
 
XIX.yy’ın sonlarında Ermenilerin Hınçak Komitesi Yozgat’ta büyük faaliyet göstermiştir. Boğazlıyan’da propaganda yaparak Yozgat Mutasarrıfı Leon Efendi aracılığı ile İngilizlerle bağlantı kurup, İstanbul Hükümeti üzerinde baskı kurmaya çalışmışlardır. Bu arada Ermeni çeteleri Yozgat yöresinde soygunlara başlamıştır. Ermenilerin Anadolu’daki faaliyetlerinin artması üzerine Osmanlı Hükümeti Tehcir Kanununu çıkararak casusluk ve vatan hainliği yapan köy ve kasabaları boşaltmış ve diğer yerlere sevk etmiştir.
 
Osmanlı Hükümeti’nin bu kanununu dinlemeyen Ermeniler 2 Eylül 1915’te Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesini ateşe vermişler, bölgeye gönderilen jandarmalarla çatışmışlardır. Bu olayların meydana geldiği sırada Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey İçişleri Bakanlığı’ndan gelen telgraf emri ile Ermenilerin 24 saat içerisinde bölgeden çıkarılarak Suriye’ye sevk edilmelerini uygulamak istemiştir. İstanbul Hükümeti İngilizlerin baskısı ile Boğazlıyan isyanına neden olanların cezalandırılmasını istemiştir.
 
Boğazlıyan kaymakamı ve Yozgat Mutasarrıf Vekili Kemal Bey Ermeni tehcirinde görevini kötüye kullanarak ölümlere sebep olduğu iddiası ile yargılanmıştır. Kurulan mahkemede Ermeni komiteciler çoğunlukta olduğu gibi İngiliz yüksek komiserliği de birçok yalancı şahit çıkarmıştır. Bunun üzerine mahkemede sanık olan Kemal Bey ve avukatı Sadettin Ferit Bey tarihi bir savunma yapmıştır:
 
“Düne kadar hâkimler heyeti halinde olan sizler, şu dakikada bir tarih mahkemesi sıfatını almış bulunuyorsunuz. Ermeniler tarafından öldürülen dindaşlarının ve soydaşlarının matemi Müslümanların yüreklerinin sızlattığı ve her gün gelen kara haberlerin halkı tahrik etmekten geri kalmadığı malumdur.
 
Ermeniler ise, Rus Ordularının kâh önüne geçerek, kâh arkasında kalarak, ekseriya memleketin asker kuvvetinden mahrum kalmasına güvenerek facialar meydana getirmekten çekinmiyorlardı. Yozgat Vilayeti dâhilinde sevk edilen bazı Ermeni - Muhacir kafilelerine, Ermenilerin Müslümanlara reva gördükleri facialara şahit olmuş, bazı asker kaçaklarının tecavüzü ihtimal dâhilindedir.
 
Ancak, savaşta yenilişimizin aleyhimizde meydana getirdiği hezeyanı durdurmak maksadıyla iddia makamının da isteği üzerine, kurbanlar verilmesi bir siyaset icabı sayılıyorsa, bu kurban, ben olamam. Siz kurban seçmekte değil, ancak hak ve adaletle hüküm vermek vicdani görevini taşıyan bir yüksek heyetsiniz. Mutlaka kurban aranıyorsa, herhalde bu işlerin tertipçisi ve idarecisi olarak benim gibi küçük bir memur bulunacak değildir.”
 
Kemal Bey’in bu sözlerinden sonra yalancı şahitler, olayları gerçekmiş gibi anlatarak Kemal Bey’i iftira etmişler. Buna karşılık Kemal Bey de: “Hepsi yalandır, uydurmadır. Reis Paşa, ben ne bunların söyledikleri Keller köyüne gittim ne de oradan geçtim. Burada vuku bulduğunu iddia ettikleri cinayetlerden de haberim yok. Hele parmaktan çıkmayan yüzüğü almak için kol kesmek; rica ederim. Bu vahşeti kim yapar? Bu derece şem’i bir işi yapacak bir insan tasavvur edemiyorum. Esasen, birini ispat edemezler. Çünkü hepsi iftiradan ibarettir. Benim haberim olmadan bir şey olmuşsa bilemem. Fakat bu ana kadar bu mevzuda hiç bir şikâyetçi gelmemiştir. İlk defa burada Mahkeme huzurunda bu şikâyetlerle karşılaşıyorum” demiştir.
 
Mahkeme bu şekilde devam ederken, İngilizler ve Ermeniler Kemal Bey’in asılması için Mahkeme Başkanı Hayret Paşa’ya baskı yaptıklarından, Hayret Paşa istifa etmiş yerine “Nemrut” lakabıyla anılan Mustafa Paşa getirilmiştir. İstanbul’a getirilen Beyazıt’ta Bekirağa Bölüğü’nde hapsedilen Kemal Bey 8 Nisan 1919’da idama mahkûm olmuş, ancak Padişah Sultan Vahdettin kararı imzalamamışsa da Şeyhülislam’ın fetvası ve İngilizlerin baskısı ile Kemal Bey İstanbul’a getirilerek, Beyazıt Meydanı’nda idam sehpasına çıkarılmıştır.
 
Kaymakam’ın son sözü sorulduğunda; halka dönerek: “Sevgili vatandaşlarım, Ben bir Türk memuruyum. Aldığım emri yerine getirdim. Vazifemi yaptığıma vicdanım emindir. Sizlere yemin ederim ki, ben masumum. Son sözüm bugün de budur, yarın da budur. Ecnebi devletlere yaranmak için beni asıyorlar. Eğer adalet buna diyorlarsa, kahrolsun adalet” demiştir.
 
Bunun üzerine halk “Kahrolsun böyle adalet” diye bağırmaya başlamıştır. Kemal Bey sözlerine devamla: “Benim sevgili kardeşlerim, asil Türk Milletine çocuklarımı emanet ediyorum. Bu kahraman millet, elbette onlara bakacaktır. Allah, vatan ve milletimize zeval vermesin. Âmin. Borcum var, servetim yok üç çocuğumu, millet uğruna yetim bırakıyorum. Yaşasın Millet...” demiştir.
 
Kemal Bey’in idamı İngilizlerin hiç beklemediği şekilde büyük tepki ile karşılanmış, Kadıköy’de büyük bir cenaze töreni yapılmıştır.
 
TBMM 14 Ekim 1922’de çıkardığı özel bir kanunla “Milli Şehit” olarak kabul etmiş ve
Boğazlıyan’da bir mahalle ile bir okula “Milli Şehit” adı verilmiştir. Ayrıca her yıl ölüm tarihinde, anıtı dikilen Boğazlıyan’da anma günleri yapılmaktadır.
 Sürecek…
 
Kaynak:
Asil S. TUNÇER: ABD’de Ermeni Diasporasının Çalışmaları, YL Tezi, 2007, İzmir.

Boğazlıyan Kaymakamlığı Resmi Sayfası.



24 Mart 2014  11:20:09 - Okuma: (576)  Yazdır




İstatistik