Yazı

Ya Devlet Başa, Ya Kuzgun Leşe
Ya Devlet Başa, Ya Kuzgun Leşe 

kalem

Başından beri olmak istediği yeri, ülkeyi tek başına yönetip padişah olmayı hedefledi. Çünki lideri olduğu cenahın zihniyetinde çağdaşlık, aydınlık isteyen değil, biadkar bir toplum düzeni yatıyordu sevgili okuyucular.

    Tam 12 yıl boyunca RTE' nın kendisinden de, liderliğini yaptığı güruhtan da, amiyane tabiriyle ''cacık olmaz'' deyip   durduk. Israrla kulak asmayanlar ve aymazlık dolu bir inatla kendisini destekleyenler, söylediklerimizin gerçekliğini şimdi diktatörün kendi ağzından öğreniyor.

   Pansilvanya' daki şer odağıyla kolkola vererek, yıllarca Cumhuriyeti yıkmak üzere bin türlü kumpaslar kuranlar, içine düştükleri çatışma sonrasında (her ne sebeple olursa olsun ki; bizi zaten ilgilendirmiyor) kullandıkları tüm beyanlarıyla göstermişlerdir ki; bunlarda hükümet olacak kabiliyette yoktur, sorumlulukta. Defalarca ve belgeleriyle kanıtlanmış, aralarında karşılıklı bölüşüp peşkeşledikleri milyon ve milyar dolarları da burada tekrar hatırlatmamın gereği olmadığını düşünüyorum. Zaten 17 Aralık operasyonunun ardından, ilgililer hakkında soruşturma açmak yerine, Emniyet ve yargı teşkilatında bir yığın yer değiştirme ve görevden almalara şahit olmamız da göstermiştir ki; saklanmak istenen suçlar ve suçlular vardır. Hatta bütün dünyanın gözünde rezil olmamıza neden olmuş, Tiwitterın yasaklanıp kapatılması bile bu hükümetin, tepeden tırnağa kadar nasıl bir yolsuzluk ve suç batağına saplandığının ispatıdır.
  Sadece üstteki hatırlatmaya dahi bakarsak, RTE ile birlikte lideri olduğu AKP' nin, geçen her bir dakika iktidarda kalması bile Türkiye için bir felakettir, utanç vericidir. Ancak bir de yakın geçmişte (aralarına kara kedi girdikten sonrası) RTE' nın kullandığı bir beyan vardır ki; evlere şenlik ! 
   Bildiğiniz üzere sevgili okuyucular, RTE son beyanlarında cemaat için, haşhaşinler, şer odağı vb. ifadeler kullanarak ''Çok Safmışım'' demiş ve bu beyanıyla da, aslında kendisine oy verenlerin bu ülkenin başına kimleri musallat ettiğini de itiraf etmiştir. 
   Şimdi bu noktada başından beri körü körüne RTE ile birlikte AKP' yi destekleyenlere haklı ve yerinde sorularımız olacaktır. 
   Hatırlarsınız ki; Türk Silahlı Kuvvetlerine beraberce kumpas kurdukları, Cemaatin emniyet ve yargı kadrolarını, Uydurma ''Bülent ARINÇ'a yapılacak suikast'' masalıyla  kozmik odalara kadar sokanlar bunlardır. 
  Yani siz, hükümet ettiğiniz adamların,  (kendi ifadeleriyle) haşhaşinleri, şer odaklarını, ajanları, kısacası Türkiye Cumhuriyeti Devleti' ni yıkmak isteyen her kim varsa;   bu devletin en mahrem sırlarının barındığı yere bilerek ve isteyerek soktuklarının farkındamısınız ? 
   Bülent ARINÇ' ın bir kuru canı uğruna, kozmik odalara giren bu ajanlar, oradaki hangi sırlarımızı hangi şer odaklarının eline ulaştırmıştır diye her hangi bir fikriniz var mı? Zira, mesela bir duyuma göre, savaş anında Türkiye' nin en önemli savunma mekanizmasını oluşturup yer altında mevcut, gizli askeri savaş uçağı ve kalkış alanının haritaları burada bulunmaktadır ! 
    Daha açık sormamız gerekirse, dün kucak kucağa oldukları  ihanet odaklarının adamları ise, ülkemizin en mahrem sırları ne alemdedir diye zerre kaygınız olmuşmudur ya da, ''Ne istediler de vermedik !?'' ifadelerinin içeriğinde bu mahrem sırlar da mevcutmudur diye düşündünüz mü?
     Tüm bunları bir kenara koyarsak, kendi ağızlarıyla ''Ben saf bir adammışım'' itirafını yapan kabiliyet düşmanlarına 12 yıl boyunca, koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti emanet edilebilir mi?
    Devlet terörüyle bu ülkede onlarca insanın ölümüne neden olmasını da bir kenara koyuyorum. Daha 21 Mart' ta Nevruz bahane edilerek, sadece Diyarbakır' da değil, İstanbul' un göbeğinde dahi, PKK bayrakları ile beraber Apo posterlerinin sallandığı, ''Ya müzakere ya savaş'' yazılı pankartlar kanalıyla devletin tehdit edildiği bir ortamda, bütün işi interneti ve sosyal ağları engellemek olan bir diktatör tarafından yönetilmek, size zul gelip utanç vermiyor mu ?
     Sizin bu suallere cevabınız ne olur bilmem ama, ortada bir gerçek varki; artık mızrak çuvala sığmıyor ve diktatör büyük bir panik haliyle saplandığı batakta çırpındıkça  batmakta, battıkça da çırpınmaktadır.
      12 yıldan bu yana ve özellikle de son günlerde gözlerinize sokmaya çalıştığımız bu kadar hakikatten sonra sandık önünüzde. Şimdi Laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti' nin bekaası için, düşünmenin değil karar vermenin vaktidir, bu saatten sonra Türkiye' nin kaybedecek tek bir dakikası bile yoktur.
       Kısadan geçmek gerekirse eğer''ya devlet başa, ya kuzgun leşe''yani. 
      Gazanız mubarek olsun.... 


24 Mart 2014  02:23:22 - Okuma: (522)  Yazdır




İstatistik