Yazı

Sağlık Bakanlığı SGK’ da taşeron
Sağlık Bakanlığı SGK’ da taşeron 

Ahmet Çipli

Bilindiği gibi eski adıyla Sosyal Sigortalar Kurumuna ait hastane ve tüm sağlık birimleri 2005 yılında tüm personel, demirbaş ve kayıtlı mallarıyla birlikte Sağlık Bakanlığına devredildi.

  • Bu devir ile birlikte aynı yıl 21.4.2005 tarih ve 5335/ 5 maddesi kapsamında sağlık kuruluşlarında Döner Sermaye Müdürlüğü adıyla bir yapı oluşturuldu. (İşte bu Döner Sermaye adı verilen yapının neler yatığını gelecek yazımda anlatacağım)
             20.02.2006 tarihli 26173 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5502 sayılı kanunla da Sosyal Sigortalar Kurum Başkanlığı (SKK) ile Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü ve Bağ- Kur Genel Müdürlüğü Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) adıyla tek çatı altında toplandı.
             SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığına devrinin ardından 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 73 üncü maddesinin 8. Fıkrası hükümlerine göre SGK ile Sağlık Bakanlığı arasında her yıl “ Götürü bedel üzerinden sağlık hizmeti alım sözleşmesi ve usul esasları” adıyla bir sözleşme imzalanmaktadır.
             Yazımın ekinde de görebileceğiniz gibi bu sözleşme kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) bağlı tüm çalışanlar, emekliler ve bakmakla yükümlü oldukları kişiler Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde tedavi olmaktadırlar.
             Araştırmalarım sonucunda 08.05 1212 tarihinde SGK Başkanı Fatih ACAR ve Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof.Dr. Nihat TOSUN arasında imzalanan 2012 yılına ait sağlık hizmeti alım sözleşmesinde SGK’nın bu hizmetleri için Sağlık Bakanlığına 16 Milyar 146 milyon TL ödeyeceğinin karar altına alındığını tespit ettim.
                  Yani anlayacağımız Sağlık Bakanlığı Sosyal Güvenlik Kurumu ( SGK) ya sağlık konusunda özel bir protokol la hizmet veren bir taşeron konumundadır. Tıpkı Belediyelerde hizmet veren taşeronlar la eş anlamda, eş statüde bir devlet yapısıdır. Emeklilerin yıllarca ödedikleri primlerle, aynı şekilde şu an çalışanların her ay yatırdıkları primlerle oluşan Sosyal Güvenlik Kurumu bütçesiyle emekliler ve çalışanlar kendi paralarıyla Sağlık Bakanlığına bağlı devlet hastanelerinde ve özel hastanelerde sağlık hizmeti alıyorlar. Üstüne de  “katkı payı” adı altında kendi ceplerinden bir miktar daha para ödüyorlar. Hükümet ise 13 yıldır Sağlık Balkanlığının sağlıkta devrim yaptığı havasını atıp oyları topluyor. Oysa bizim paramızla bizleri tedavi ediyor Sağlık Bakanlığı. Bizlerden aldığı sigorta kesintileri ve katılım paylarıyla yeni hastaneler inşa ediyor, onarıyor,  hastanelerde kullanılan tıbbi araç ve gereçleri, tedavi ilaçlarını, her türlü donanımı, yemek ihtiyaçlarını satın alıyor, çalışanlarının maaşını veriyor ve yararlandığımız her türlü sağlık hizmetini almamızı sağlıyor. Kısaca Bakanlık el taşıyla kuşu vurup üstüne de taktir topluyor, AKP oylarını yükseltiyor. Bu nedenledir ki her yıl meclisten geçen bütçede Sağlık Bakanlığına genel bütçeden ayrılan pay diğer bakanlıklar arasında en az orandadır. Çünkü Sağlık Balkanlığı hizmetlerini SGK ‘dan her yıl alınan milyarlar ve herkesin ödediği katkı paylarıyla yapmaktadır. Devlet bütçesinin önemli bir payı ve desteği yoktur bu hizmetlerde. Hükümetin “en parlak bakanlığım” dediği Sağlık Bakanlığı Sosyal Güvenlik Kurumu( SGK) nın sadece bir taşeronudur. Bu taşerona bağlı devlet hastaneleri ve özel hastanelerin bir çoğu görevleri olan sağlık hizmetlerini verirlerken de çaktırmadan bütçesini bizlerin oluşturduğu SGK’yı ve ayrıca katkı payları ödeyen bizleri değişik yöntemlerle de SOYMAKTADIR. Bu soygunu gerçekleştiren ve yıllardır herkesten saklayan iktidar ve onun partisi de her fırsatta yıllar önce SKK Genel Müdürlüğünü yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu yıllar önceki SKK’yı batırmakla suçluyorlar. Oysa onlar SKK’yı tamamen ortadan kaldırdılar ve onun maddi gücüyle bu gün Sağlık Bakanlığını ayakta tutuyorlar. İşte SGK ‘nın ve hastanelere giden birçok vatandaşın nasıl soyulduğunu sizlere gelecek yazımda detaylarıyla anlatacak ve kanıtlayacağım. Lütfen çıkarınız için bu yazılarımı takip ediniz. İktidar partisinde siyaset yapan namuslu insanların ve muhalefet partilerini n de bu konuda harekete geçmelerini sağlayınız. Tabip Odalarını, Eczacılar Odalarını, sağlık iş kolunda faaliyette bulunan sendikaları uyarınız. Bu soygunu yapanları dostlarınıza teşhir ediniz. Hastanelere gittiğinizde soyulmamak için lütfen uyanık olunuz.     
    NOT 1: Lütfen aşağıdaki protokol belgesini dikkatlice okuyunuz.
    NOT 2: Başta İlker Başbuğ, Tuncay Özkan, Doğu Perincek, Yalçın Küçük, Mehmet Ali Çelebi olmak üzere tüm yurtseverlerin verilen mücadelelerin ardından tahliye edilmelerini coşkuyla kutluyorum. Mücadeleye devam. 


16 Mart 2014  23:44:20 - Okuma: (480)  Yazdır




İstatistik