Yazı

Yine mi 1 milyar dolar?
Yine mi 1 milyar dolar? 

Ahmet Çipli

“AKP yolsuzluklara son verme vaadiyle iktidara gelmiş bir partidir.

 Ancak bu gün, parti içinde gitgide daha fazla sayıda kişi ile akrabaları arasında ulusal, bölgesel ve yerel düzeyde çıkar çatışmaların olduğu görülüyor. Görüştüğümüz iki kişi bize Erdoğan’ın İsviçre bankalarında sekiz ayrı hesabının olduğunu söyledi. Erdoğan’ın zenginliğinin kaynağı olarak oğlunun düğününde takılan takıları gösteren bir Türk işadamının çocuklarının okul masraflarını sadece yardım amacıyla karşıladığı yönündeki beyanatları bu noktada anlamsız kalıyor.”

            Bu sözler 28 Kasım 2010 tarihinde “ Biz hükümetleri açarız” sloganıyla ABD Dışişleri Bakanlığına ait 251 bin 287 adet belgeyi internette servis ederek yayınlayan ve o günlerde dünyayı sarsan ünlü Wikileaks belgelerinden ABD Ankara Büyükelçiliğine ait olduğu söylenen 30 Aralık 2004 tarihli bir belgede  geçen iddiaları içeren satırlar. Bildiğiniz gibi yayınlanan binlerce belge arasında ABD Ankara Büyük elçiliği, 7 bin 918 adet kriptosuyla yayınlanan belgeler arasında yayınlanan belge sayısı itibariyle Washington merkezli belgelerden sonra ikinci sıradaydı. Gerçektende yayınlanan belgeler dünyada deprem yaratmış, iddialar hükümetleri değiştirecek cinsten belgelerdi. Türkiye ve AKP hükümetiyle ilgili bu ve benzeri sarsıcı bir çok belge sosyal medyada, gazete  ve televizyonlarda arka arkaya yayınlanmış, Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu tarafından “ Sızıntı” adıyla kitap haline getirilmişti. Fakat dünyanın sarsıldığı bu olayda bile AKP hükümetinde bir değişiklik olmamış, aksine her olayda olduğu gibi hükümet saflarını daha da sıklaştırmıştı.   
         Her zaman ki gibi belgeler karşısında yine dünya medyasının aksine yandaş medya suskun kalmış, Türk medyasının büyük bölümü halkımızı yeterince bilgilendirmemişti. Belgelerin gerçekliği konusunda dünyada kimsenin kuşkusu yoktu. Beyaz Saray bile belgelerin doğru ve gerçek olduğunu kabul etmişti. Başta CHP olmak üzere muhalefet meydanlarda ve medyada bu belgelerde geçenleri sorgularken gözler Başbakan Erdoğan’a çevrilmişti. Günler sonra Başbakan sessizliğini Ankara’da bir açılışta bozdu ve belgelerdeki İsviçre’deki sekiz gizli hesapla ilgili suçlamalara her zaman ki gibi sinirli bir ruh hali ve öfkeli bir ses tonuyla şöyle yanıt vermişti:
“ Ben neyi ispat edeceğim? Olmayan şey ispat edilir mi? Benim İsviçre bankalarında bir Allah kuruşu param yok ki bunu ispat edeyim. Şimdi  ben ana muhalefet liderine ve diğerlerine diyorum ki: Böyle bir şeyi ispat ettiğiniz anda ben bu makamda durmam, milletvekilliğinde durmam ama siz o makamlarda duracak mısınız? Ben bunu söylüyorum, bu kadar açık konuşuyorum.”
         Yandaş medyanın suskunluğuyla yetinmeyen Erdoğan az sayıda medyanın konuyu ele almasını da “ alçaklıkla” tanımlıyordu. Şöyle haykırıyordu Başbakan kontrol edemediği medya ve medya mensuplarına:
“ Bugün bu iddialara sarılarak manşet üretenler, manşet atanlar, siyaset üretenler, siyaset üretenler, söylem üretenler yarın mahcup olurlar. Şu anda, belediye başkanlığım döneminde “ Erdoğan’ın 1 Milyar doları vardır” diyen, Ergenekon Davası’ndan zanlı olarak içeride. 1 Milyar dolar… Yahu bizim o zaman dört buçuk yıllık belediyemiz döneminin bütçelerinin toplamı o kadar tutmadı. 1 milyar dolar benim param varmış… Buna o zaman önemli bir iş adamı da sahip çıktı, sonra özür diledi. Ve şimdi Ergenekon sanığı olarak bu efendi şimdi içeride.”

Görüldüğü gibi Bilal’in babası İsviçre’de hesapları olduğu iddialarını yıllar önce böyle ret ederken alışılageldiği gibi kendisini suçlayanlara da “ Ergenekon sopasını” göstermekten geri durmuyordu. O gün her meslek gurubu, cinsiyet ve yaştan Cumhuriyetçileri, Atatürkçüleri, yurtseverleri suçlayan Bilal’in babası, şu sıralar yayınlanan ses ve görüntü kasetleriyle ilgili bu kez de eski dostu, kankası  Fethullah Gülen ve camiasını suçluyor. Onlara “ajan, casus, haşhaşi, nankör ” gibi tanımlamalarla açıkça hakaretler yağdırıyor, yargıyla, Silivri’ye göndermekle tehdit ediyor. Ne tesadüftür ki 2004 yılında “ Erdoğan’ın 1 milyar doları var “ diyenlerin sesine, bu kez on yıl sonra baba- oğul arasında geçen konuşmalar olduğu iddia edilen ses kayıtlarında, yine 1 milyar doların nasıl sıfırlanacağıyla ilgili sesler ekleniyor. Özetle ne 1 milyar dolarmış bu be, on yılda bir karşımıza çıkıyor.  Bu defa ki 1 milyar dolar eskisiyle ilgili olmayan tedavüle yeni çıkmış yeni basım dolarlar mı, yoksa on yıl önce sözü edilenler mi? Neyse yetkililer ve ilgililer nasılsa açıklarlar bir gün, bizde merakımızı gideririz!..



10 Mart 2014  08:41:35 - Okuma: (405)  Yazdır




İstatistik