Yazı

Asgari Demokrasi
Asgari Demokrasi 

Memiş Güngör

Güzel ülkemde asgari ücretlimiz yerde sürünürken, siyasette de asgari bir demokrasi uygulayanları yerde görmek bizi üzdü.Kurumların ilkelerle,kurallarla yönetilmesi gerektiğini düşünürsek asgari demokrasi demek yanlış olmaz diye düşünüyorum.

          Gücün yozlaşmaması için Sivil Toplum Kuruluşları'na çok büyük işlerin düştüğünü algılamalıyız.Seçim arasına sıkışmış bir demokrasi asgari olmaktan öteye gidemez.Örgütlenmiş halk kitleleri sürekli aktif olmalıdır.Gücü sürekli denetleme ve sorgulama içerisinde olma hali ile demokrasinin  sınırlarını zorlamalı ki asgari demokrasiden kurtulalım.Siyaseti etkileme misyonunu da demokrasi kuralları ve nezaketi içinde yapabilirse;gücü etkileme,denetleme görevini yerine getirmiş olur.Sivil Toplum Kuruluşları'nın var oluş sebebi de budur zaten.Halk arasında "karışma sen bu işlere" sığlığına düşün arkadaşların yapılan işlerin ne kadar önemli olduğunu algılamaları zaman içerisinde daha iyi anlaşılacaktır.Seçimden seçime sorgulamanın yetmediğini pratikte görmemize rağmen sivil toplumun gerçek anlamda çalışması durumunda, kesintisiz bir denetleme mekanizmasını kurup işletmesi gücün daha özenli,dikkatli kullanılmasını sağlayacaktır.Gücünü kendi çıkarlarına kullananların en büyük avantajı unutkanlığımız,haklarımızı az bilmemiz, neme lazımcılıktır.

         Sivil Toplum Kuruluşları'nı yargılamaya kalkmak demokrasiye vurulan darbedir.Ancak gücü elinde bulunduranı yargılamak,sorgulamak gerekir.Hesap soracak olan Sivil Toplum Örgütleri olması gerekirken bu ne pişkinlik ki gücü istediği gibi kullanmış iktidar sahipleri hesap sormaya kalkıyor.Her türlü tehdidi yapıyor,çıkarına göre adamı oradan alıp şuraya koyuyor,duruma göre davranıyor,ilkesiz ve ahlaki olmayan bir siyaseti kural haline getiriyor.
         Sonra da ;"STK lar siz ne yapıyorsunuz?" diye soruyor.Asgari demokrasiden eksi demokrasiye mi geçtik de bizim haberimiz yok.
         Sivil Toplum ancak örgütlenmiş ve hakkını aramaya çalıştığı kitlelere hesap verir.Gücü elinde bulundurana değil.
         Demokrasinin sınırlarını zorlamak Sivil Toplum Kuruluşları'nın asli görevidir.Beslendiği  ve hayat bulduğu yer burasıdır.
         Bazen gücü elinde bulunduranların başı dönebilir.Güç ve yetki onu tehditkar,zulmeden,saldırgan yapabilir.İnsanın en önemli değer olduğunu unutup çıkarlarını öne alabilir.Sivil Toplum Kuruluşları  başı boş kalmış bu gücü aklını başına toplaması için inisiyatif alabilir.Zaten düzgün çalışan bir demokrasimiz,görevini yapan örgütlerimiz olsa idi bu sorun ya en az,ya da hiç olmayacaktı.
         "Köyün birinde yaşlı bir bekçi varmış.Gece devriyelerinde bağırırmış: "Her şey yolunda. Her şey yolunda!" Köylüde huzurlu bir şekilde uyurmuş. Sonra bir gece, bir hırsızlık olmuş. Ve köylüler öğrenmiş ki meğerse bekçi körmüş! O, "Her şey yolunda!" dermiş, köylü de güvende hissedermiş kendini. O günden sonra bütün köylü ne kadar kolayca korkabildiğini öğrenmiş."           
         Sorun ne kadar büyük olursa olsun "her şey yolunda" diyeceksin demek ki.Gerçek ortaya çıkıncaya kadar.
         Her şey yolunda mı acaba?
 


16 Şubat 2014  14:45:45 - Okuma: (1253)  Yazdır




İstatistik