Yazı

Yarim İstanbul’u Mesken Mi Tuttun
Yarim İstanbul’u Mesken Mi Tuttun 

Etem Kutsigil

“YÂRİM İSTANBULU MESKEN Mİ TUTTUN/GÖRDÜN GÜZELLERİ BENİ UNUTTUN”

 İstanbul’un nüfusu 15 milyonu aşmış, 20 milyona doğru dörtnala gidiyor. İstanbul’un nüfusunun artmaya başlaması, Osmanlı’lar zamanından kalma bir problemdir. Bu problem o dereceye kadar büyümüştür ki, Osmanlı’lar İstanbul’a yerleşmeyi zorlaştırıcı önlemler almışlardır. Buna rağmen engelleyememişlerdir halkın Anadolu’dan İstanbul ‘a gelişini. 

1950’li yıllarda bu göçüşün hızlandığını görüyoruz. İnsanlarımızın köylerden şehirlere akışı başlıca iki sebeptendir.
İkinci Dünya Savaşından sonra TRAKTÖR” BİÇERDÖVER gibi tarımda makinleşmemizin hızla artması sonunda köylerde başlayan İŞSİZLİK.
Çocuk sayısının hızla artmasından başlayan ve ana-babanın ölümlerinden sonra paylaşılan ARAZİLERİN BİR AİLEYİ GEÇİNDİREMEYECEK KADAR KÜÇÜLMESİ.
Köylerde bakkallık, demircilik, marangozluk vs. gibi iş bölümü de çok olmadığından aile büyük şehirlerdeki hemşerilerinin, akrabalarının yanına göçerler. Yine bu hemşerilerinin yardımıyla iyi-kötü bir iş bulurlar. Zamanla bir kaçak gecekondu da yapıp içine girdiler mi ilk fırtınayı atlatırlar.
TAŞI TOPRAĞI ALTIN OLAN İSTANBUL.
Bu ümitle gelirler hep. Fakat iş bulamayıp yasa dışı yollara sapanları, kötü yola düşen kızları pek bilmez köyden gelenler. Olanları da pek duyurmazlardı televizyonlar çıkmadan önce.
Osmanlı’dan beri İstanbul öyle bir yer ki, Anadolu’yu sömürür, İstanbul’da kâşaneler, saraylar, yalılar inşa eder. Köylerden gelip bu binaların inşaatında çalışanlar yani köyden gelenler, bu binaların kapıcıları, bahçıvanları, hizmetçileri vs. olurlar ancak. Asırlardan beri bu böyle devam eder.
İSTANBUL’UN BU GÜNKÜ SORUNLARI
İstanbul’un bu günkü halini TV’lerden seyrettikçe ve orada yaşayanlardan dinledikçe aklıma hep bu türkü dolanır. Nedir bu dünyanın en güzel şehirlerinden biri olan İstanbul’a reva gördüğümüz çirkinleştirme operasyonları?
Allah güzellikleri verdikçe vermiş, göreve gelen Belediyeler ve biz, son 25 yıldan beri İstanbul’un ırzına geçiyoruz yarattığımız çirkinliklerle. Belediyeler hep yol yaptılar. Kaldırım yaptılar. Ama bunları yalnız o yollarda yürüyenler, kaldırımda gezenler fark ederler. Fakat İstanbul’a karşıdan bakınca, bağrına çakılan o kazıkları bütün dünya görüyor. Karadeniz’e geçen gemilerdekiler görüyor. Her akşam bizler görüyoruz. İstanbul’u Newyork’a dönüştürmek acaba hangi çılgın düşüncesizin eseri? Veya günün moda deyimiyle “GEREKLİ İZNİN ALINMASI İÇİN” kimlere ve kaç para yedirildi?
İkincisi; İstanbul’un bu günkü yolları, belli sayıdaki taşıtlara bile yetersiz kalırken, dikilen gökdelenlerde yaşayanların arabaları hangi yollarda seyredecek? Hangi otoparklarda bırakılacaklar? Ve bu işyerlerinde çalışacak insanlar karda kışta evlerine kaç saatte gidip gelebilecekler? Hatırlarsınız Erdoğan’ın Belediye Başkanı olduğu yıllarda olsa gerek “İstanbul’a özel” izinle yerleşilecek deniyordu. Ne oldu o iş? Keşke olsaydı.
Oysaki yapılan tamamen tersi. İstanbul’a insan toplamak içi ne gerekirse yapılıyor. İstanbul’un etrafı fabrikalardan geçilmiyor. İş merkezlerinden geçilmiyor. Bunlar yetmezmiş gibi son zamanlarda, resmi daireler de taşınmaya başlandı.
Yeni inşaat yerleri bulmak için kentsel dönüşüm diye bir şey icat edildi, yüzlerce aile perişan oldu. Şimdi yeni rant alanları yaratmak için, gelsin 3. köprü, ardından 4. köprü. 3. hava meydanı 4. hava meydan veeee “İkinci İstanbul Boğazı.”
 Çılgın Proje üstadımız bu büyük yatırımların yapılışında bizde para çıkmayacağını söylüyor. İyi de enayi mi elin oğlu bedava yapıp bize verecek?
Deniyor ki, biz bilmem kaç sene ona işletme hakkını vereceğiz. Ondan da vergi alacağız. Bizi hepten saf mı sanıyor Başbakan? Onun vereceği vergi bizim cebimizden çıkmayacak mı? “İşletme hakkı”nı verdiğimiz zaman, elin oğlu ilk günkü gibi mi geri verecek, yoksa kazanılacak para, yapı eskiyip tamirine gitmeye başladığı zaman mı verecek?
Ve en önemlisi bu ÇILGIN PROJELERİN EK MASRAFLARNA PARA YETİREBİLMEK İÇİN BASIN BAKALIM MİLLETİN ÜMÜĞÜNE!
Atasözümüz der ki, ZARARIN NERESİNDEN DÖNERSEN KÂRDIR.
 
BU GÜN HALKIN ÇOĞU FAKİRSE, İSTANBUL, ANKARA, İZMİR VE DİĞER ŞEHİRLERİMİZE DİKİLEN RESMİ/GAYRIRESMİ DEVASA BİNALARIN HİSSESİ ÇOK BÜYÜKTÜR.
 İSTANBUL’A GÖÇÜ ENGLLEMENİN TEK ŞARTI İŞ MERKEZLERİNİN BİRÇOĞUNU ANADOLU’YA TAŞIMAK VE YENİ YENİ İŞALANLARI YAPMAKTIR.
SAĞLIKLI KALKINMANIN YOLU BORÇ PARAYLA DEĞİL, ALINTERİMİZLE KAZANILMIŞ PARA İLE KALKINMAKTIR.
……………………………………………………………………………………………………………
KAYIP KÖPEK
AŞAĞIDA RESMİNİ GÖRDÜĞÜNÜZ LABRADOR CİNSİ “ZEUS” İSİMLİ KÖPEĞİMİZ KAYBOLMUŞTUR.
 RENGİ KOYU KAHVERENGİDİR. TASMASI BEJ RENKLİDİR. KÖPEĞİMİZ BİR YAŞINDADIR. GÖRENLERİN VEYA BULANLARIN 0 232 892 74 71 NUMARALI TELEFONUMUZA BİLDİRİLMESİNİ 
ÖNEMLE RİCA EDİYORUM. BULAN ÖDÜLLENDİRİLECEKTİR.
 
 


15 Şubat 2014  16:04:40 - Okuma: (1214)  Yazdır




İstatistik