Yazı

Gazeteciler Ve Yağdanlıklar
Gazeteciler Ve Yağdanlıklar 

kalem

Değerli okuyucularımız, gazetecilik denildiği zaman ne anlam ifade ettiğini size burada tekrar açıklama gereği olmadığını düşünüyorum zira eline hiç gazete alıp okumamış olanınız bile, bu onurlu mesleğin içerdiği muhteviyatı az çok bilir. Ancak yazının konusu itibariyle, gazeteci tanımının yapıldığı bir bilgilendirme metninden aldığım şu bir kaç ifadeyi özellikle paylaşmak istiyorum.

      ''Gazetecinin görevini hakkaniyetle  yapabilmesi için habere, olaya, olguya, belgeye ve bilgiye dayalı yazılar yazması gerekir. Bunun için de GAZETECİNİN GÜVENİLİR KİŞİ OLMASI ZORUNLUDUR. Gerektiğinde hükümetlere ve güç odaklarına karşı savaşmayı göze alan insan gazetecidir.''

 
      Okuduğunuz üzere sevgili okuyucular gazeteci öncelikle güvenilir olmalı,yani yalan söylemeyen, haberi kendisinin ya da hizmetkarlığını yaptığı adamların menfaatine uygun hallere dönüştürmeyen, yaptığı haber veya yorumlarda yine kendisine veya hizmet ettiği cenahlara ekonomik ya da siyasi rant sağlamak yollarına sapmadan olay ve olguları tüm çıplaklığıyla olduğu gibi okuyucuya yansıtan ve bu sayede toplumun doğru haber edinme hakkını da koruyup kollayan kişi veya kişiler olmalı.  
 
       Gazeteciliğin tanımında dürüstlük, yalansız dolansız ve halsiyetli habercilik anlayışının yanısıra güvenilir olmanın gereği olarak ahlaklı bir duruş çizgisinin tarifi yer alıyorken, ne hazindir ki; AKP iktidarıyla beraber ülkemizde gazetecilik mesleği bu tanımın tam aksine, yalakalığın, yandaşlığın ön planda olup; meslek onurunun ötesinde kişisel halsiyetlerin dahi ayaklar altında dolaştığı bir sektör haline gelmiştir. Daha kısadan tarif edersek sevgili okuyucular, yağdanlık kılığına giren herkes gazeteci olmuştur.
        
        Yerelinden ulusalına kadar namuslu, şerefli ve ahlaklı habercilik anlayışıyla hizmet veren gazete ve gazetecileri tenzih ediyorum ancak, Türkiye Cumhuriyet' i AKP iktidarında RTE faşizmiyle tanıştığından bu yana, gazete manşetlerinde yalan, iftira, çamur çalma ve hatta (AKP' nin rejim düşmanlığına hizmetkarlık eden) bu iftiralardan kurgulanmış senaryolardan yola çıkılarak insanların yargısız infaz edilişlerine tanık olduğumuz gibi; İktidarın emrinde olduklarını göstermek adına,  satılmış kalemleriyle köşelerinden, onlarca masum insanı jurnalliyerek, bu ülkeyi paramparça etmek isteyenlere uşaklık edenleri de tanıdık.
 
         Sizlere 11 yıl içinde gazetecilik mesleğinin onuruna nasıl tecavüz edildiğini tekrar anlatmaya da gerek görmüyorum zira, daha 2002 den bu yana, yalandan, talandan  beslenen bir siyasi oluşumu Türkiye' nin şansıymış gibi  göstermek uğruna ahlaksızlığın en üst düzeyde sergilendiği yüzlerce örneğe şahit oldunuz değerli okuyucularımız. En basit örneğiyle, Bir siyasetçi ( kaldı ki bu siyasetçi Türkiye Cumhuriyeti Devleti' nin Başbakanlık makamında oturan kişidir), İsviçre bankalarında kendisinin 1 milyar doları olduğunu yazdığı için, bir gazetecinin (Tuncay ÖZKAN) hapiste yattığını  kendi ağzıyla itiraf etmesine tepki vereceği yerde, kendi meslektaşını yalan dolanlı manşetlerde, darbeci yaftalamasıyla yıllardır zindanlarda çürüten bir medyanın varlığı ülkemiz için utanç vericidir. Kaldı ki bu gün itibariyle (RSF) ULUSLARARASI Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü' nün yayınladığı Dünya Basın Endeksinde Türkiye' nin 180 ülke içerisinde Irak,Ürdün ve Afganistan' ın bile ardından 154. sırada yer alması ayrıca utanç vericidir değerli okuyucularımız.
 
        Ülkemizdeki onurlu ve ahlaklı gazetecilerimizden Necati DOĞRU' nun tespitine göre ülkemizde yandaş, yanaşma takımından gazeteci sayısı 600 ü buluyormuş sevgili okuyucularımız ve yine sevgili Necati DOĞRU' nun kendi yorumuna göre bunları temsil eden 3 isim var. Mehmet BARLAS, Fatih ALTAYLI ve Fehmi KORU. Bakılınca tespit ve yorum gerçekten cuk oturmuş ancak,  ben bu listeye CNN TÜRK ' ün başındaki Fatih SARAÇ' ı ve ikinci bir kez daha Fatih ALTAYLI' yı eklemek istiyorum sevgili okuyucular zira, bu ülke yandaş gazeteciyi, satılmış kalemleri ile yalakalık edenleri tanımıştır da; (Cemaat-Hükümet kavgası sayesinde sızan telefon kayıtlarından öğreniyoruz)  hizmetkarlık ettikleri siyasetçinin emriyle Anket puanlarında oynama yapacak kadar ve yine kendi gazetelerinde yapılmış gerçek bir haberden ötürü, Başbakan' ın öfkesi karşısında eğilip bükülerek kendisi için ''eşşeklik ettiği ifadesini'' kullanacak kadar meslek onurunu  bu derecede ayaklar altına alanları ilk kez görmüştür. 
 
        Evet sevgili okuyucularımız, gazetecilik mesleği adına ülkemizde yaşanan bu  utanç vesilesi garabete tanık olmanın, bu ülkede yaşayan her onurlu vatandaşa  zul geldiğinden eminim. Tesellimiz, halen bu mesleğin içinde dik duruşlarıyla gerçekleri yazmaktan zerre kadar ödün vermeyip, korkusuz ve keskin kalemleriyle sadece halkından, okuyucusundan icazet almayı ilke edinmiş onurlu gazetecilerimizin var olduğu gerçeğidir. 
        
        Bu gün ülkemizde hüküm süren yobazlığa uşaklık edenler, yakın tarihte biad ettikleri sahipleriyle beraber tarihin karanlık sayfalarına gömülecektir, bundan şüphemiz yok. İşte bu mutlu sona ulaşmamızdaki en büyük katkı ise, kocaman yürekleriyle bize ışık tutan onurlu gazetecilerimiz olacaktır............


14 Şubat 2014  09:55:31 - Okuma: (976)  Yazdır




İstatistik