Yazı

Secaat Arzederken Sirkatin Söylemek...
Secaat Arzederken Sirkatin Söylemek... 

kalem

Deyimin manasını bilenlerin daha başlığı okurken, hiç te fazla uğraşmadan AKP ile deyimi yanyana getirdiklerinden eminim.

Zira gün itibariyle özellikle AKP genel başkanı başta olmak üzere o cenahtan yükselen seslerin bu deyimin ifade ettiği tanıma cuk oturduğunu söylersek yanılmış olmayız. Tabi öncelikle bilmeyenler için deyimin anlamını paylaşmak istiyorum ki; bilinen anlamı şudur: Kişinin kendince ''kahramanlık'' (!) bellediği, ama mahiyeti itibariyle kötü ve zararlı bir konudaki ''başarı''(!)sını ballandıra ballandıra anlatırken, aslında yapmış olduğu ''hırsızlığı'', yani en genel anlamda kötülüğü ve verdiği zararı, kendi diliyle anlatmış olmas, ifşa etmesi. 
      Çoğumuzun 17 Aralık' ta başladı zannettiği ancak, aslında henüz tüm ayrıntılarına vakıf olamadığımız haftalar öncesinden başlayan Fethullah ve Hükümet kavgasıyla start almış, içinde bulunduğumuz yakın geçmiş, özellikle RTE nın söylemleri itibariyle yukarıdaki deyimin hayat bulduğu bir dönemdir değerli okuyucular.
 
        Çıkan kavganın ardından Türkiye Cumhuriyeti' nin Başbakanı RTE nın dilinden dökülen en belirgin sirkatin örneği ''Ne istediler de vermedik'' olmuştur ve sonrasında karşılıklı birbirlerinin suçunu ihbar etmeleri sayesinde gördük ki; öyle az buz bir şeyler vermemişler. Özellikle 17 Aralık' tan bu yana karşılıklı birbirilerine taarruzda bulundukları her dosyada yine öğrendik ki değerli okuyucularımız, yakın tarihteki cemaat AKP ortak çalışmasıyla Cumhuriyet Tarihinin en büyük yolsuzluğu gerçekleştirilmiş, bu yolsuzluklardan bakan çocukları bile nemalanmış, Başbakanın oğlu rant uğruna imar durumu değiştirilen arsalar karşılığı vakıf sahibi olmuş, bu bol kazançlı yolculukta, dünyada bir çok ülkenin terörist olarak tanıdığı (babasının ifadesiyle aile dostları) Elkaide' nin eli kanlı lideriyle de defalarca yanyana gelmiş, bununla da kalınmamış, bir yandan ülkenin her bir köşesinde peşkeş atraksiyonları yapılırken ; temel amaçları olan din devleti kurmak adına ülkenin kahraman vatanseverleri (bu arbede sayesinde belgelendiği üzere) sahte delillerle zindanlara kapatılarak Türkiye Cumhuriyeti' nin yobazlığa ve karanlık düşüncelere karşı savunma mekanizması sıfıra zayıflatılmıştır.
 
         Bütün bu olanların ardından hükümet kanadının eylemleri ve özellikle RTE' nın söylemleri tam bir sirkatin örneğidir sevgili okuyucular. Yolsuzlukları, eski suç ortakları tarafından ihbar edilince, geçmişte yere göğe sığdıramadıkları  polis ve savcılar için paralel devlet, çete üyeliği gibi suçlamada bulunmaları da bunun açıkça itiraf edilmesidir ki; bu gün şikayet ettikleri bütün bu kadroları devlet kurumları içerisine bizzat kendileri ve özellikle iktidar oldukları şu 11 yıl içinde yerleştirmişlerdir. Bu gün itibariyle, düşman belledikleri kesimleri yok etmek için yarattıkları canavar kendilerine yönelince, ne yapacaklarını şaşırmış bir vaziyette yolsuzluğu soruşturan her kim varsa ellişerli yüzerli gruplar halinde yerlerini değiştirip, görevini ısrarla ifa etmeye çalışan savcıları da açık açık tehtit ederek koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti' ni bir kabile devleti haline getirmişlerdir.
 
        Bu gün itibariyle bizzat Başbakan' ın ''Cumhur Başkanı' nı bile dinlemişler açıklaması bile, AKP zihniyetinin bir dakika dahi devlet yönetiminde kalmaması gerektiğini göstermesi açısından oldukça önemlidir zira, yakın geçmişte kolkola yürüdükleri F tipi kadroların Cumhur Başkanı' nı bile dinlemesinin baş müsebbibi kendisi ve AKP cenahıdır.
 
        Yine son günlerde AKP cenahından Ergenekon ve Balyoz tutukluları için yükselen söylemler de başlıkta kullandığımız deyim için mükemmel bir örnektir değerli okuyucular. Dün, din devleti kurma arzularına karşı en büyük engel gördükleri Türk ordusunun komutanlarını, yandaş basının satılmış kalemleri liboş takımının  çirkeflik dolu iftiraları ile yargılayan F tipi kadrolara arka çıkıp, onca insanın zindanlarda çürümesini pervasız bir pişkinlikle seyreden bu zihniyet, aynı kadro kendileri için tehdit oluşturduğunda vicdan sahibi kesilmiş, arkasında durdukları davalar birden bire tu kaka olmuştur. Hele ki AKP cenahının bukalemun örneği, araziye göre renk değiştirme politikasını göstermek açısından Hüseyin ÇELİK' in ifadesi ise tam bir traji komik bir örnektir. Yine yandaş medyanın iftira dolu çığırtkanlığıyla Bülent ARINÇ' a sözde suikast düzenleneceği yalanıyla, kozmik odalara kadar girilip bu ülkenin en mahrem sırları ifşaa edilirken ''Savcı isdetiği her yere girip bakar, karışamazsınız'' naraları atan Çelik, Suriye' ye silah taşıdığı belgeli ispatlı bilinen tırların durdurulması için ''Orada ne olduğu kimseyi ilgilendirmez'' demiş ve bir kez daha AKP zihniyetinin bu ülkenin hukuku, demokrasisi ve geleceği için ne kadar tehlikeli olduğunu göstermiştir.
 
      Görüldüğü üzere sevgili okuyucularımız suçlular, bu gün bile mağduru oynamaya çalışırken(farkında olmadan) kendilerini ihbar etmiş, bu ülkeye ne kadar büyük zararlar verdiklerini ve daha beterini verebileceklerini de itiraf ederek, bu gün itibariyle halen derin bir uykuya dalmış olanlara da bir nevi ışık tutmuşlardır. Hatta itiraflar AKP cenahıyla sınırlı kalmamış, 11 yıllık suç ortakları ABD ye de sirayet etmiştir ki; geçtiğimiz günlerde eski Ankara ABD  büyük elçisinin ''AKP oylarının %10 u ölmüş olanlara aittir'' açıklaması da, inatla gerçekleri görmezden gelenlere tam bir şamar olmuştur ki; söylenenin tercümesi şudur:
 
    Sandıklara ve oylarınıza sahip çıkın. 
 
     Bu noktada sevgili Muharrem İNCE' nin, TBMM' de yapılan bir oylamada bile AKP' nin sahte oy kullanma cüreti için kullandığı bir ifadeyi burada paylaşarak, halen uyuma sevdasında olanları hiciv yoluyla uyarmış olmayı diliyorum ki; cümle aynen şöyledir:
 
       MECLİS ÇATISI ALTINDA, AYNI ANDA HEM UMREDEYKEN HEM DE MECLİSTE OY KULLANAN EVLİYALAR VAR...........


1 Şubat 2014  17:22:44 - Okuma: (364)  Yazdır




İstatistik