Yazı

Ahıska Türkleri
Ahıska Türkleri 

Asil S. Tunçer

Ahıska Türklerine, sürgünde ve memleketine hasret tüm Türklere selam Olsun!

Cumartesi günü (dün) doktora sınavından geliyorum. Metroda yanına oturduğum üç kişiyle yaşlılara yer verme konusunda konuşmaya başlıyoruz. Daha doğrusu ilerde ayakta olan hanıma yer vermek istediğimde, kendi yerine oturttuğu özürlü oğlunun yanından ayrılamayacağını bana uzaktan işaretle anlattı ve ayakta kalmayı yeğledi.
 
Yüzü bana dönük bu hanıma ne üzücü ki oradaki oturanlardan kimse kalkıp yer vermedi. Bir eliyle tutunmaya bir eliyle de çocuğun istem dışı hareketlerini kontrol etmeye çalışıyordu. İsterdim ki çocuğun yanında oturan kişi kendisine yer versin ve anne-oğul yan yana otursunlar.
 
Bu arada yakınında oturanlardan hiç kimse kendisine yer verme teşebbüsünde bulunmadı ki çok utanç vericiydi. Kadıncağız hem düşmeden ayakta durmaya hem de çocuğuyla ilgilenmeye çalışıyordu. Bir ara kalkıp yanlarına giderek oradakileri uyarmayı bile düşündüm. İşte tam bu sırada yanında oturduğum diğer üç yolcu da niyetimi anladılar ve tepkilerini ortaya koydular.
 
Derken konuşmaya başladık ve konu nereli olduğumuza geldi. Solumda oturan hanım ile karşımdaki çift bu arada hemşehri çıktılar. Meğerse Karslı ama aslında Ahıskalılarmış; tesadüfün bu kadarı. Sonra gelip İzmir'e yerleşmişler. Kars’ın Posof ile Digor ve Kağızman ilçelerinden gelen ve tesadüfen bir trenin kompartımanında ve yine büyük tesadüfle yan yana ve karşı karşıya oturan (ben hariç) Ahıskalılarla başladık Ahıska ve Ahıskalılardan konuşmaya.
 
Solumda oturan Meliha hanım, dedesini ve halihazırda Kars’taki akrabalarını anlattı. Karşımda oturan ve yaşça daha büyük olan bey ise Gürcistan’da bıraktıklarını. İsterdim ki Karşıyaka’da inmeyeyim ve bu güzel sohbetten ayrılmayayım. Neyse kendileriyle vedalaşıp indiğimde konu Gagavuz Türklerine gelmişti. Eminim ki benden sonra koyu sohbet hala devam ediyordu ve belki de Kırım Türklerine ve Tatarlara gelmişti; kim bilir… Neyse; bu hafta Ahıska Türkleri dosyamızı şimdilik kapatıyor ve yaklaşık 14 haftadır sürdürdüğümüz Ahıska Türkleri yazı dizisini bu son yazımızla nihayetlendiriyoruz.     
 
 
Ahıska Türklerinin sürgünden sonra yaşadıkları ve sayıca en kalabalık oldukları ülke Kırgızistan’dı. Kendilerine kucak açan yerli halkla, oradaki soydaşlarımızla ufak tefek sorunlar hariç uyum içinde yaşamaktayken birdenbire büyük ve acı olayların fitilini ateşleyen o meşhur Meshet-Misket hadisesi meydana geldi.
 
Nereden çıkmıştı bu Meshet (Mesket)-Misket ismi? Çok basit: Ahıska ve çevresine, bölgede bulunan Rusların verdiği coğrafî isimdi Mesketya. Bölge halkına da Mesketler deniliyordu. Gürcüler de bu ismi benimsemişlerdi. Daha sonra bölgenin Türkçe ismi öğrenildi ve doğrusu kullanılır oldu.
 
Komünistlerin provokasyonu sonucu bölgenin yerlisi olan Özbek kardeşlerimiz, ne yazık ki taş ve sopalarla Ahıska Türklerine saldırdılar. Yaklaşık 500 Ahıskalı Türk bu saldırılarda öldü; binlercesi de yaralandı. Çatışma gazetelerde ' Özbek-Meshet’ diğer deyişle ‘Misket Kavgası' başlıklarıyla yer aldı. 1989’da Özbekistan’dan zorla çıkarıldılar.
 
SSCB döneminde, bütün kavimler bir etnik isimle anılırlarken, "Türk" ismiyle anılan tek topluluk. Stalin’in bir gecede Kazakistan'a sürdüğü bu aziz ve necip Türk milletinin şerefli insanları; Ahıska Türklerinin hayatları herkese ders olmalıdır. O zamanki 30.000 kişi olan Ahıskalı sayısından yarısından fazlası asimile edildi.
 
Stalin tarafından Türkiye ile birleşmek adına casusluk yaptıkları gibi saçma bir iddiayla sürgüne tabii tutuldular. 1944’te 200 köy boşaltıldı ve yaklaşık 90 bin Ahıskalı kendi toraklarından koparılıp 31 Temmuz günü üstlerinden kilitlenmiş vagonlara doldurularak sürgün edildi. Bunların çoğu bu sürgün esnasında yaşamını yitirdi diğerleri de sonrasında. Zaten sağ kalanlar da aklını, kişiliğini yitirmişti.  
 
Boşaltılan köylerine Ruslar tarafından Ermeniler yerleştirildi. Bu politika Stalin’in Türkiye’ye yakın konumdaki Karadeniz kıyı ve kıyıya yakın yerleşimleri Türklerden arındırmak ve buralara başta Ermeniler olmak üzere Türk düşmanı toplulukları yerleştirmek politikasının bir parçasıydı.
 
1956’ya kadar nüfus sayımlarında sayılmadılar; insan olarak görülmediler. Bu onların sürgünden sonra maruz kaldıkları bir diğer en aşağılık horlamadır. 50 yıla yakın süre Ahıska Türklerinin hangi gerekçeyle sürgün edildiği açıklanmadı; devlet sırrı olarak gizlendi.
 
Kafkasya’da Türkiye sınırına çok yakın bir mesafede Gürcistan’ın Meshetya bölgesinde yaşayan ve bu nedenle kendilerine Meshetyalı Türkler de denilen Ahıskalıların kendilerine has yalın bir Türkçesi vardır. Azericeden farklı olarak Türkiye Türkçesine daha yakın ve anlaşılır olmasıdır. Çalışkan ve güvenilir insanlar olan Ahıskalılar kimliklerini koruma ve var olma mücadelesi vermektedirler.
 
Gürcistan’da Ahıska, Ahılkelek, Aspinza ve Adıgey vilayetleri halen soydaşlarımızın başlıca nüfusa sahip oldukları vilayetlerdir. Rusya’da en çok Moskova başta olmak üzere Smolensk ve Orel; Özbekistan'da Fergana ve Taşkent; Kırgızistan'da Bişkek ve Oş; Kazakistan'da ise Almatı ve Jambıl’da yaşamaktadırlar. Siyasi faaliyet içinde olmayıp sivil toplum kuruluşları aracılığıyla seslerini duyurma çabası içindedirler.
 
Türkiye dâhil yaklaşık 10 ülkede ve 250 merkezde yaşamaktadırlar. Sayılarının 90.000 oldukları tahmin edilmektedir. Türkiye’de bulunan Ahıskalılar aynı şekilde kurdukları derneklerle seslerini duyurmak için uğraş vermektedirler.  
 
Türkiye, Ahıska Türklerinin kendi topraklarına yerleştirilmesini talep etmektedir. Öte yandan Türkiye, az sayıdaki Ahıska Türk nüfusunu ülkenin doğusuna yerleştirdi. Rusya Federasyonu’nun Krasnodar bölgesine yerleştirilen Ahıska Türkleri, Rus Kazakların Türk karşıtı tepkileriyle yüz yüzedir. Rusya’daki Ahıska Türklerinden 15.000 kadarı ABD’de çeşitli kentlere yerleştirilmiştir.
 
2006 yılından bu yana sürgün çıkartıldıkları ülke olan Gürcüstan’a geri dönüş çalışmaları sürmekte, dönenlere malları ve mülkleri geri verilmesi gerekirken Gürcistan Hükümeti’nce çalışmalar sağlıklı yürütülmemektedir. Bunun sebebi hem malların devletleştirilmiş olması hem de yerlerine Ermeni ve Gürcülerin yerleştirilmiş olmalarıdır. Çoruh Vadisi’nde yaşayan ve sürgün edilmiş bu insanlarımız başta Artvin, Ardahan ve Kars gibi şehirlerimize yerleşmişlerdir.
 
Anadili Türkçe olan Ahıska Türkleri, Rusça ve Gürcüceyi de konuştuklarından, gençlerin çoğu turizm sektöründe otel ve seyahat acentelerinde çalışmaktadırlar. Erzurum ve Bayburt gibi illerin yanında Bursa ve Balıkesir Ankara, İzmir ve İstanbul’da da halen yaşayan Ahıska Türkü soydaşlarımız sürgün hayatlarının 70.yılına girerlerken kendi öz yani Türk geleneklerini tüm asimilasyonlara rağmen korumakta, öz kültürlerine sahip çıkmaktadırlar.
 
İçki ve sigara gibi alışkanlıklar Ahıskalılarda çok ender görülür. Sünnet, kız isteme, nişan, düğün, cenaze taziyesi gibi birçok Türk kültür ve âdetini tam olarak yerine getirir, başka milletlerden evliliklere karşı çıkarak kan ve soy takibi yapmaktadırlar. Kıpçak, Tatar, Azeri kültürleriyle sentezlenen Ahıskalılar Türkiye dışında hiçbir ülke dışında yaşamayı yeğlememeleri de ayrıca takdire şayandır. Ayrıca çalışkan ve disiplinlidirler. Türkiye’deki ticari hayata adapte olmaya başlamış hatta Rusya ile Türkiye arasında ticarete başlamışlardır.
 
ABD’ye yerleşmiş, başta Kaliforniya başta olmak üzere değişik eyaletlerde yaşayan Ahıskalılar orada Rusça, Gürcüce ve Rusça dilleri gerektiren işler başta olmak üzere Turizmin çeşitli dallarında çalışmaktadırlar. ABD, Rusya Devlet Başkanı Putin’i Ahıska Türklerine karşı işlediği olumsuz politikalar nedeniyle kınamıştır. AB de Kafkasya’da yaşayan halkaların uğradığı kötü muamele hususunda dikkat çekmiştir.
  
Ahıska Türklerinin erkekleri iri yapılı, aksine kızları ise ince yapılı ve narince olup çok güzeldirler ama Ahıskalı anne-babalar kızlarını yabancılara karşı gayet uzak durmaları konusunda sıkı sıkıya tembihlerler. Ayrıca kız vermekten çok almayı tercih ederler. Bizim Kayseri mantımıza benzeyen bir hamur işi yemekleri vardır.
 
Ahıska Türklerine, sürgünde ve memleketine hasret tüm Türklere selam Olsun!


13 Ocak 2014  20:49:20 - Okuma: (1771)  Yazdır




İstatistik