Yazı

Kumpasçı kafadarlar...
Kumpasçı kafadarlar... 

kalem

Bir önceki ''Allah'ın sopası yok'' başlıklı yazımda bu gün olanları kalemim ve dilim döndükçe işaret etmeye çalışmıştım. Hatırlarsanız orada aynen şöyle bir paragraf geçiyordu:

      Değerli okuyucularımız göreceksiniz ki önümüzdeki günler daha da şenlikli geçecek.  Bunu şu yaşadığımız günlerde AKP iktidarı ve R.T.ERDOĞAN’ a karşı cemaatin safında duran ve TSK ile Kemalist aydınların üzerine oynanan ihanet senaryosunun başyazarlarından Mehmet BARANSU’nun RTE na yönelik ”daha evdeki dosyayı açmadım” tehdidinden de anlıyoruz. Aslında bu gün itibariyle yaşanan bu cemaat-iktidar kapışmasını birebir anlatan muhteşem bir Mevlana deyişi vardır ki; ben o cümleyi burada kullanmayacağım değerli dostlar. Ne yapalım ki biz, kendisi gibi düşünmeyenlere saldırganca kin güdenlere aynı seviyeden cevap vermeyi öncelikle ahlak anlayışımıza yakıştıramayız. Ancak illaki bu gün yaşananları anlatacak bir ifade kullanmamız gerekirse, bunun en yakışığını, SÖZCÜ Yazarı Mehmet TÜRKER 1 Aralık 2013 Pazar günkü yazısında ”Lağım patladı çirkef akıyor” şeklinde kullanmıştır.
     
        Bu paragrafın yer aldığı yazımın yayınlanmasından sadece 3-5 gün sonra, hatırlıyacağınız üzere (AKP' nin kendi çabasıyla emniyet içerisine yerleştirdiği F tipi kadronun katkılarıyla) Türkiye' de gündemi değiştiren ve iktidarı ciddi bir sıkıntı içerisine sokan rüşvet ve yolsuzluk operasyonuna şahit olduk değerli okuyucularımız. Operasyon sonucu elde edilen verilere tanık olduğumuzda gördük ki; AKP iktidarı dönemi, Cumhuriyet tarihinin en üst düzeyde yolsuzluğun yapıldığı bir dönemmiş. Bu ülkenin dürüst,namuslu ve şerefli gazetecilerinin de, bir kaç yıldan beri burada AKP' nin iç yüzünü göstermeye çalışan benim de herhangi bir şaşkınlığı yok sevgili okuyucularımız. Biz zaten AKP' nin mayasında ne olduğunu bilerek aylardır, yıllardır gerçeği anlatmaya gayret ediyoruz, ancak ısrarla ve de körü körüne sadece kendi huzuru ve menfaati bozulmaması uğruna RTE ile AKP cenahının peşine takılmış kitlelerin aymazlığıydı bizi rahatsız eden. Zira bu kadar gaflet ancak ihanetle olur düşüncesindeydik. Bir önceki yazımda da ifade ettiğim gibi imdadımıza ilahi adalet yetişmiştir ki; yıllardır bu ülkeyi birlikte rant ve din üzerinden sömürenler, birbirlerinin menfaatleri çatışması sayesinde birbirini afişe etmeye başlamış ve karşılıklı bu ülkeden neleri çaldıklarını itiraf etmişlerdir. 
       
       Operasyonun ardından yaşananlara baktığınızda eminim ki, ezici bir çoğunluğunuz ''böyle pişkinlik görmedim ifadesini'' kullanmıştır mutlaka. Hatta, yine iddia ediyorum ki; AKP cenahı içerisinde yer alan bir çok vatandaşımız da bu durumdan ötürü şoke olmak derecesinde bir şaşkınlığa bürünmüştür. Hangi sepeplerden derseniz, hangisini sayacağımı şasşıracağımdan da emin olun değerli okuyucularımız ancak sadece iki tanesi bile RTE ile AKP cenahının suç üstü yakalandığının resmidir. Rüşvet skandalında oğlunun adı geçen İç işleri Bakanının 8-9 gün bekleyip ve bu bekleyiş sırasında soruşturmayı yürütecek kadroyu değiştirmesini mi istersiniz kanıt olark yoksa, dün uydurma Ergenekon ve Balyoz davalarında asker ve aydınlarımızı zindanlara hapsedip bir kaçının da ölümüne sebep olan hukukçular (!) için ses çıkarmayıp; bu gün kendilerine dokunulduğunda avaz avaz bağıranları mı?
 
     Şimdi size  RTE' nın  (Pansilvanya' daki şarlatan ile beraber kurguladıkları) Ergenekon ve Balyoz davaları ile bir yığın günahsız insanın hayatları söndürülürken yargı için kullandığı ifadeleri hatırlatmak istiyorum. Bu sözler bizzat RTE' nın ağzından çıkmış sözlerdir. Tarih 24 Nisan 2009 ve RTE şu ifadeleri kullanıyor:
      ''Eğer bu gün hakimlerimiz,savcılarımız hiç bir baskı ve tehdide boyun eğmeden görevlerini yapabiliyorlarsa, güven verici bir gelişmedir.Bundan kim, neden rahatsız olabilir? Bunu kim, neden engellemeye çalışabilir?Bakınız ortada son derece ağır,son derece vahim iddialar var. Anayasamıza, yasalarımıza göre suç teşkil eden ithamlar var. Bırakalım yargı işlesin, bırakalım hukuk işlesin. Bırakalım ak ile kara ortaya çıksın. Süreci bulandırarak, hakimleri savcıları tehdit ederek hiç kimse bir yere varamaz.''
      Cumhuriyeti koruyup kollamayı üzerine görev edinmiş insanlar, yalan ve iftira ile yargılanırken RTE' nın söyledikleri bunlar değerli okuyucularımız. Bu gün Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluğuna bulaşmış bakan çocukları ve yandaş takımı yargılanmak istenirken ise söylediklerini son bir haftadır izliyor, dinliyorsunuz. Bu noktada ne söylenmesi gerektiği üzerine, sanırım ki; zerre vicdanı olan herkes aynı kanıya varacaktır. Buarada tüm bu gelişmeler arasında, AKP cenahının RTE talimatıyla yargılanmaktan nkurtarmaya çalıştığı suçlu kaçırma teşebbüsüne Danıştay' ın almış olduğu kararla dur demesi de, bir nezde olsun yüreğimize su serpmiş ve padişahlık hayali kuranların yargıyı tam anlamıyla ele geçirememiş olduğunu görmekten ötürü sevinç kaynağımız olmuştur ki; Yine Danıştay' ın almış olduğu karar neticesinde, AKP marifetiyle kaldırılmak istenen Andımızın tekrar okullarımızda okunacak olması da bize ayrı bir sevinç kaynağı olmuştur. 
 
       Değerli okuyucularımız bu günki noktada AKP' nin ve dolayısıyle RTE nın artık gerçek yüzü ortaya çıkmıştır. Bu gün Fethullah GÜLEN ile çıkar kavgasına girip geçmişle ilgili itiraflarda bulunan AKP li ağızlar birer birer suçlarını da deşifre etmeye devam etmektedir. Çıkar kavgası patlayınca; ''Bu ülkenin ordusuna kumpas kurdular'' ifadesiyle,  geçmişte TSK' nın başına birlikte ördükleri çorabı bizzat itiraf eden de RTE' nın danışmanı olmuştur. F tipi örgütün Türk Ordusuna kumpas kurduğunu söyleyenlerin, o kumpası kuranlarla ortak hareket ettiğini de çocuklar bile bilmektedir ki; bu kadar hakikatle yüzleştikten sonra, artık birilerinin yıllardır süregelen aynı aymazlık ve gaflet içinde olmayacağına inanıyorum. Zira bütün olanlar öyle gösteriyor ki; bunlar, kendi tanımlamalrında olduğu gibi dini bütün, Allah korkusunu bilen müslüman kardeşler değil, amiyane tabiriyle kumpasçı kafadarlardır. İddiamızın ispatı da, yine kendi itiraflarında gizlidir....
 
        Bu arada halen RTE' nın yalan yanlış söylemlerine bakarak körü körüne peşinden yürüyen gaflet ve delalet sahibi aymazlara da özellikle şu ayrıntıyı hatırlatmak isterim ki; Bu gün kabinedeki Bakanları ile beraber oğlunun da adının geçtiği bir soruşturma sonrası, devlet sırları deşifre ediliyor diye bas bas bağırıp yargı mensuplarını tehdit eden bu zihniyetin, yandaş ve yalaka basının uydurduğu ''Bülent ARINÇ' a suikast masalıyla Kozmik odalara girilip tüm devlet arşivinin satılmış kalemlere servis edildiği sıra hiç ses çıkarmayışı bile, artık sizin an bile kaybetmeden uyanmanızı gerektirecek kadar elzemdir...... 
 
      Bir önceki yazımda kullandığım ifade, yaşamakta olduğumuz gündem için de bire bir örtüşmektedir. Lağım patlamış ve çirkef akmaktadır ki; Çocukları için aydınlık çağdaş ve temiz bir Türkiye düşleyen hiç kimse, bu kadar pisliğin içinde umarsızca oturamaz, sessiz kalamaz.....


30 Aralık 2013  12:08:44 - Okuma: (728)  Yazdır




İstatistik