Yazı

Bir Paket Ucube
Bir Paket Ucube 

kalem

“Benim gibi düşünüyorsanız, sizinle aynı fikirdeyim”

Cümle, değerli mizah ustamız Müjdat GEZEN’ e ait. Geçtiğimiz günlerde (sözde) demokrasi paketini açıklayan RTE’nın demokrasi anlayışını tarif etmek için kullandığı bir söz  bu. İktidar oldukları 2002  yılından bu yana gördüğümüz AKP (daha doğrusu AKP cenahına emrivaki edilmiş Recep Tayyip Erdoğan talimatları) icraatlarından sonra bu cümle AKP iktidarının demokrasi anlayışına cuk oturmuş  değerli okuyucularımız. Yine yıllardır alıştığımız üzere hiç kimseye danışıp, görüşlerini sormadan sadece kendi kurmak istedikleri bir İslam rejimine ve tabi ki eş başkanlığını yaptıkları emperyalistlere hizmetkarlıklarının aynası bir paketle çıktılar karşımıza. Aslında paketten ne çıkacağı hepimizce malum ise de sonrasında yandaş basınca pakete yönelik övgü dolu açıklamalar yapması tam da kargaları güldürecek cinstendi. Daha kısa bir süre önce Gezi parkıyla başlayıp ülke geneline yayılan, protestolar için en acımasız diktatörlerin dahi düşünemediği kadar polis şiddetiyle buna karşı koymaya kalkan ve hatta yine polis şiddetiyle yaşamı son bulan gencecik insanlar için zerre kadar merhamet duygusuna sahip olamayanları demokrasi ile aynı kefeye koyacak kadar basiretsiz, aymaz ve pervasızlık ölçüsünde yandaşlık ve yalakalık yapan, gazetecilik mesleğinin bu yüz karalarını Allah’ a havale ediyoruz. Zira artık bunların kuldan utanır yanları kalmadığını düşünüyorum. Tabi asıl komik olanı da, ilçe başkanları düzeyinde RTE’nın kendi istediği şekilde hazırlayıp uygulamaya sunduğu paket için övgüler dizilmesiydi. Sanki bunların kendilerine ait orijinal bir fikri olsa, açıklamaya cesareti olacakmış gibi. Sanki bu pakete övgüler dizmekten ve sanki RTE ucubelerini zafer anıtı gibi göstermekten başka şansları varmış gibi konuşmaları gerçekten çok komik. Onlara da, insanları artık aptal yerine koymaktan vazgeçmelerini öneriyoruz zira millet artık bu bol malzemeli, süslü dolmaları yutmuyor....
   Yukarıda paket içeriğinde emperyalistlere olan hizmetkarlıktan bahsetmiştim, bunu ben değil tarihi gerçekler söylüyor değerli okuyucularımız. Bunu sözde demokrasi paketiyle, Osmanlı döneminden bu yana emperyalistlerin tekrar uygulatmaya çalıştığı Sevr antlaşmasındaki ve bire bir örtüşen maddelerle de görebiliriz.
    Bu gün demokrasi paketinde (!) RTE’nın farklı dil ve lehçelerde özel öğretim kurumu açılmasının önünü açacağız söylemi , Sevr antlaşmasında da Azınlıklar her seviye de okul ve dini kurumlar kurmakta serbest olacak cümlesiyle yer almaktadır.
     Yine Erdoğan’ ın (Mardin Midyat’ taki) Mor Gabriel Manastırı’nın arazisini Manastır Vakfı’na iade ediyor, Süryani vatandaşlarımıza önemli bir haklarını teslim ediyoruz söylemi de Sevr antlaşmasında, Osmanlı, tehcir’le giden gayrimüslimlerin mallarını iade edecek olarak yer alıyordu. Pakette tamamen emperyalistlere ve onların uşaklığını yapanlara hizmetten başka hiç bir cümleyle açıklanamayacak olan madde ise Güneydoğu vurgusudur değerli okuyucularımız. RTE’nın, ‘’1949 tarihli İl İdaresi kanununda yer alan ve dayatma içeren ibareyi kaldırarak, köylerin 1980’ lere kadar kullandıkları tarihi isimlerini yeniden almasını mümkün hale getiriyoruz’’ sözleriyle ifade ettiği bölünüp parçalanmanın baş etkenlerinden biri olacak ayrıntı ise Sevr antlaşmasında aynen şu cümleyle örtüşüp hayat buluyor: İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyon, Fırat Nehri’ nin doğusundaki Kürt vilayetlerinde bir yerel yönetim düzeni kuracak. Kürtler, bir yıl sonra dilerlerse Milletler Cemiyeti’ ne bağımsızlık için başvurabilecek.
    Bu gün Sevr antlaşmasında noktası virgülü aynen tarif edilmiş değilse de, yıllardır bu bölgemizde dış ülkelerden gelip, sözde barış ve demokrasi söylemli komisyonlar halinde dolaşanlara. Meclisteki PKK uzantısı parti temsilcilerinin ve Ülkeyi yönetenlerin büyük bir aymazlıkla pazarlık yaptığı caninin Pervasız isteklerine baktığınızda; Bu paketle aslında emperyalistlerin Türkiye üzerindeki en büyük hayallerinin gerçekleşeceğini, Sevr’ in hayata geçeceğini görmemek için insanın kör, sağır ve akıl fukarası olduğunu söylemek abartı olmaz sanırım.
    Zaten paketin neresinden tutarsanız tutun, yalan dolan ve riyakat dolu olduğunu görmekte işten değil değerli okuyucularımız. Ülke genelinde, Muhalefet Partisi üye ve yöneticilerine kadar bir çok kişinin hile yolu kullanılarak iktidar partisine üye yapıldığı bir ortamda, Partilere üye olmanın kolaylaştırılması maddesinden şüphelenmemizi gerektirecek bir durum yok mudur sizce ? Yada, Sivas Katliamını zaman aşımı ile yok sayıp, katiller için ‘’Onlar ve aileleri de çok acı çekti, bu karar hayırlı olsun’’ diyen bir zihniyetin, pakette yer alan ‘’Nefret suçlarına ağır cezalar getiriyoruz’’ riyakarlığına inanacak kadar saf mıyız gerçekten !? Hadi o nu da geçtik, açık seçik Alevi vatandaşlarımıza karşı ayrımcı politikalar güdüp, Cem evlerini yok sayan bu anlayışın ‘’dini inancın yerine getirilmesine engel olunmasını ceza kapsamına alıyoruz’’ demesini ne kadar samimi bulabiliriz ?  Söz buraya gelmişken de sevgili okuyucularımız, yaptıkları ibadeti medyatik bir Show haline getirenleri, yıllardan beri her Cuma ve Her bayram namazı çıkışında cami kapısında canlı yayın halinde atraksiyon yapanları Samimi bulmak mümkün olabilir mi!?
     Sonuç olarak değerli okuyucularımız açıklanan paketin demokrasiyle, özgürlüklerle falan alakası yoktur. Zaten maddelerin biraz içeriğini kurcaladığınızda; pakette özellikle kendi isteklerini topluma empoze etmek, ola ki buna karşı duracak olanları da zaten tamamen ele geçirdikleri yargı yoluyla lağvetmek vardır. Eşbaşkanlık uğruna ülkeyi parçalamaya götüren ayrıntıları ise tekrar etmemize gerek yok, zaten bunu görmeyecek kadar da uyku halindeyseniz bir ülkemiz var diye öğünmeyin, zira Osmanlı’ dan beri bu topraklar üzerinde, iştahlı salyalarıyla hayal kuranların bu topraklara sahip olması da an gibi yakındır.
Hüseyin Taşyakan

23 Ekim 2013  21:31:42 - Okuma: (655)  Yazdır




İstatistik