Yazı

(Kuzey) Yunanistan Ve Makedonya Turu –II–
(Kuzey) Yunanistan Ve Makedonya Turu –II– 

Asil S. Tunçer

Balkanlara devam…

Makedonya’ya girince sanki memlekete geldim. Bir nevi benim de memleketim sayılır çünkü hanım buralı. Her Türk erkeğinde olduğu gibi bizde de hanım köylülük var biraz.
 
Bir de sık geldiğim için herhalde Türkiye’den sonra yabancılık çekmediğim diğer ülke burası. Vardar Ovası, yemyeşil ovası ve çiçek açan ağaçlarıyla önümüzde uzanıyor. İleride Makedonya’nın üçüncü yüksek tepesi Babadağ’ın Pelister Tepesi. Başı karlı. Manastır tam arkasında. Yaklaşık 16 km yolumuz var yani 15-20 dakika sonra ordayız. Yol Gevgeli’ye göre biraz daha dar ve virajlı ama rahat ve açık. Ayrıca burası daha tenha diğer kapılara göre.
 
Paraskevi köyünden geçiyoruz. Manastırı da var. Azize Cuma, inancı dolayısıyla Romalılarca katledilen bir kızcağız. İmparator Hadrian dönemi (117-138)’nde tutuklanıyor ve halefi Antonius Pius döneminde 180’de öldürülüyor. Aynı adı taşıyan İstanbul Hasköy’de bir kilise var. Ayrıntı için ilgili yazıma göz atılması rica olunur. http://www.turizmhaberleri.com/koseyazisi.asp?ID=1236
 
Manastır’da ilk ziyaret edeceğimiz yer Atatürk’ün okuduğu askeri okul, daha Türkçesi Manastır Askeri İdadisi. Saatlerimiz 11.30. burası en az 45 dakika sürer. Burası hakkında ayrıntılı bilgi için daha önceki ilgili yazımın linkini veriyorum: http://www.turizmhaberleri.com/koseyazisi.asp?ID=1303
 
Yemek Manastır’da Geniş Sokak’ta. Daha sonra Elveda Rumeli’nin çarşı planlarının çekildiği Türk Çarşısı’na diğer adıyla Arasta’ya geçeceğiz. Daha önceki bir yazımda Manastır’ı tüm ayrıntısıyla anlatmıştım. Aynı şeyleri tekrar etmemek için siz okurlarımdan söz konusu sayfaya gitmelerini rica ediyorum: http://www.turizmhaberleri.com/koseyazisi.asp?ID=1278
 
Manastır adı yabancı ama biz Türkler bu adı kullanıyoruz. Bitola adı Türkçe ama Makedonlar kullanıyor. Bu da başka bir ilginç ayrıntı. Makedoncanın en güzel konuşulduğu ve kültür seviyesi en yüksek kenti Manastır’dan ayrılıp Resne üzerinden Ohri’ye geçeceğiz. Manastırda yemek konusunda Selanik’ten daha şanslıyız çünkü Makedonya’da kebap kültürü neredeyse Türkiye gibi. Hele porsiyon ebadı açısından daha da iyi. Makedonya’ya ilk defa gittiğimizde söylediğimiz kişi başı birer porsiyonları önümüze gelince birer buçuk sanmıştık; hala aklıma geldikçe gülüyorum.
 
Biz Türkler, kebabı sevdiğimizden o konuda bir sıkıntı yaşamıyoruz. Tek sıkıntı hemen her yerde olduğu gibi bazen domuz pişiren ve servis eden restoranlara denk gelebilmeniz Yunanistan’da ama Makedonya’da siz kendinizi Türk diye tanıttığınız anda ya da onlar sizin nereden geldiğinizi anladıklarında domuz eti sizden uzak tutulur. Bir keresinde Gevgeli’de bir markette kadın satıcı benim yanlış sandviç almak üzere olduğumu görünce “ne, ne!” diye bağıra çağıra hızla bana doğru yürümüş ve aklımı almıştı resmen. Sandım bir şey oldu. Yani domuz hadisesi böyle hassas bir konu Makedonlar arasında “Türkler, asla domuz yemezler” diye bildiklerinden, sizin kadar dikkatliler.
 
Bunun için Makedonya’daysanız ya Türk, ya Arnavut ya da Boşnak restoranlarını tercih etmeniz gerekecek. Turla değil de münferit geziyorsanız yerleri bilemeyebilir ve kolaylıkla bulamayabilirsiniz. Bunun için yanınıza atıştıracak bir şeyler alacak en azından zorlandığınız yerlerde ilk gün kendi kendinize bir çözüm üretmiş olacaksınız. Bunun faydasını nerde gördüm anlatayım:
 
Üç sene önce Yunanistan’da çiftçilerin grevine denk geldik, otobanda mahsur kaldık. Ne ileri gidebiliyorsunuz ne geri. Aylardan Ocak ve dışarısı çok soğuk. İmdadıma az da olsa tedarikimiz yetişmişti… Bu yazımı hâlihazırda okumuş olanları sıkmamak için sadece ilgili sayfayı vereyim. Merak eden okuyucularım için: http://www.turizmhaberleri.com/koseyazisi.asp?ID=1238
 
Otelimiz Ohri’de, göl kenarında. Burası benim şehrim. Hanım Manastır’a bayılır, büyük oğlum Ali Rıza Üsküp’e, ne de olsa kuzeni orda çünkü. Küçük oğlum Asilhan ise arkadaşları nerdeyse orayı; Konçe’yi ister daha çok. Yolumuz üstünde Resne var. Burada çok sevdiğimiz aile dostumuz Sadettin Ağbimiz var(dı); rahmetli oldu. Nur içinde yatsın! Ailesi burada ve biz de ailecek her gelişimizde onları ziyaret etmeden geçmiyoruz. Turdaysam da en azından bir alo. Resne’den bir de elma almadan gidilmez. Makedonya’nın en güzel elması burada yetişir diyorlar. Bana sorarsan tüm Makedonya’da elma süper. 
 
Ohri Gölü, Makedonya’nın en büyüğü. Üç ülke sınırında olan bu göl Makedonya tarafında ayrı bir güzellik. Beni en çok büyüleyen kent Ohri ise benim çokça dinlendiğim bir yer. Burada göl kenarındaki kafelerde mutlaka bir Türk Kahvesi için. Makedonya’da Türk Kahvesi çok alışıldıktır; hatta bizden daha fazla düşkündürler Makedonlar kahvemize. Sabah yataktan kalktıklarında Türk Kahvesi yaparlar kendilerine ve içip işlerine öyle giderler çoğunluğu.
 
Sizden ricam neskafe filan istemeyin ve şaşırtmayın bu insanları. Onlar zaten Türkiye’ye geldiklerinde Türk kahvesinin neskafeden daha pahalı olmasına bir türlü akıl sır erdiremiyorlar. Bununla ilgili üç sene önce kaleme aldığım yazımı okuyun lütfen! http://www.turizmhaberleri.com/koseyazisi.asp?ID=1272
 
 
Sabah erkenden yola çıkarak Üsküp’e gün batmadan varmayı planlıyoruz. Yolumuz üstünde Kiçevo, Gostivar ve Kalkandelen (Tetovo) var. Asıl programımız Kalkandelen’de. Sol tarafımıza Şar Dağları’nı alarak Üsküp’e kadar 175 km yol yapacak ve her geçtiğimiz yolu, dereyi ve de tepeyi kendi köyümüzden, ilçemizden bir yerlere benzetecek, tanıdık mekânlar, simalar göreceğiz. Bu çok normal çünkü Balkanlarda bizim kültürümüze, insanımıza ve coğrafyamıza en yakın olan ülkede, Makedonya’dayız. Tek eksikle, o da deniz yok. Onunda eksikliğini Ohri’de gideriyoruz bir nebze. http://www.turizmhaberleri.com/koseyazisi.asp?ID=1258
 
Gostivar ve Kalkandelen sizi evinizdeymiş gibi ağırlayacak. Uzun zamandır Üsküp’e gelmeyeniniz varsa başkente geldiğiniz zaman bir şehir nasıl bu kadar değişir ve yeni çehreye sahip olur, siz de şaşıracaksınız. Üsküp, son 1-2 yılda yeni yüze, farklı bir görünüme kavuştu; kent merkezi adeta baştan sona yenilendi. Daha Makedonya ve Makedonyalı İskender ülkesi görünümüne büründü. Önceden gelmiş ve görmüş olmak Üsküp için kifayetsiz artık bilhassa Üsküp şehir merkezi için.
 
Kent hakkında geniş tarihi ve kültürel bilgi için yine daha önce yayınlanmış yazılarıma göz atmanızı salık veririm. Bu yazılarımda oldukça ayrıntılı bilgiye ulaşacak ve fazlasıyla yararlanacaksınız. Sırasıyla aşağıdaki ilgili linkleri tıklayın lütfen! Teşekkür.  http://www.turizmhaberleri.com/koseyazisi.asp?ID=1251 http://www.turizmhaberleri.com/koseyazisi.asp?ID=1252 http://www.turizmhaberleri.com/koseyazisi.asp?ID=1255 
 
Çoğunuz demiyorum ama eminim yarınız benim gibi buradan gitmek istemeyecek, arkasında beğendikleriyle ve hoşlandıklarıyla dolu bir ülke bırakacaksınız. Bazen biraz gözler nemli ve ellerde mendiller ama çoğunlukla gönüller mutlu ve yine ellerinizde hediye paketleri olacak. Makedonya, alelade bir ülke değil, bir yuva ve her daim sevdiklerinize kavuşacağınız bir kapı olacak.
 
Nasıl mı? Hem burayı sevdiğiniz için buraya severek gelecek, hem de sevdiklerinize geri döneceğiniz için yine buradan sevinerek ayrılacaksınız. Hem mutlu hem hüzünlü; karmakarışık duygularla dolu. 
 
İşte bu çifte sevginin ve mutluluğun adıdır Makedonya.
 
Priedno.

14 Temmuz 2013  20:44:42 - Okuma: (491)  Yazdır




İstatistik