Yazı

Savaşa Hayır…
Savaşa Hayır… 

Yaşar Varış

Kendimi bildiğim günden beri “Savaşa hayır” sloganının doğruluğuna inanırım. Çünkü savaş, her zaman mazlum, emeği ile geçinen insanlara zarar verir.

Silah ve savaş sanayisini elide bulunduran emperyalist kişi ve ülkelere de kar getirir. Paralarına para katar.
Onlar için insanların, çocukların ölmesi, tarihi değerlerin, insanlık mirası kültürlerin yok olması önemli değildir. Onlar için sadece para önemlidir.
Bu nedenle ilericiler, solcular, emekçi sınıf ve tabakalar hep barıştan yana olmuş, kalıcı barışı savunmuşlardır.
Büyük zaferler kazanmış, ömrünün yarısını savaşarak geçirmiş Mustafa Kemal Atatürk de bu nedenle “Savaş, zorunlu ve hayati olmadıkça cinayettir” demiştir.
Bu nedenle Kurtuluş savaşından sonra Türkiye cumhuriyetinin dış politikasında “Yurtta barış, Cihanda barış” ana ilke olmuş ve uygulanmıştır.
Atatürk ve ilkelerine, onun kurduğu cumhuriyete karşı olanlar gizli gizli bu ilkeyi eleştirirler. Bu politikanın pasif olduğunu, Türkiye cumhuriyetinin elini kolunu bağladığını söylerler.
Atatürk’ün koyduğu hedef doğrudur. Bu politika resmi olarak Birleşmiş milletlerin de dış politika kuralıdır.
Devletler özel hukuku derslerinde öğrencilere anlatılan dış politika kuralının temeli de budur.
“ Barış içinde bir arada yaşama” ilkesi birleşmiş millet örgütünün ana ilkesidir.
Mustafa Kemal Atatürk savaşın acılarını çok yakından bildiği için kurtuluş savaşından sonra tüm komşu ülkelerle barış antlaşması imzalamıştır. Bu anlaşmalar sayesinde barış içinde, savaş görmeden huzurlu bir şekilde yaşadık.
Ama emperyalist ülkelerin doymak bilmez para hırsı ne yazık ki insanları rahat bırakmıyor. Kendi çıkarları için dünyanın birçok bölgesinde savaşlar çıkartarak bir yandan o ülkelerin ulusal zenginliklerine el koyuyorlar, bir yandan da ürettikleri ölüm makinelerini pazarlıyorlar.
Son yıllarda ABD nin “demokrasi getireceğiz” diyerek diyerek işgal ettiği Irak’a bakın. Ülke fiilen üçe parçalandı. Binlerce masum insan öldürüldü. İnsanların barış içinde yaşama hakları ellerinden alındı. Seçimle gelen yöneticileri silah zoru ile devrildi. Bir kısmı öldürüldü, bir kısmı hapislere atıldı.
Şimdi sıra Suriye’ye geldi.
Özgürlük savaşçısı diye adlandırılan bir takım insanlar Suriye de terör estiriyorlar. Bu Suriye devletinin iç işidir. Terör estirenler dış desteklidir.
 Aslında yapılan ABD ince oynanan bir oyundur. ABD, Irak gibi Suriye yi de ele geçirerek, kendinden yana birkaç hain adamı devletin başına getirip Orta doğuda egemenlik alanını genişletmek istemektedir.
AKP hükümeti, Dış işleri bakanı Ahmet Davut oğlu ve Başbakan R. Tayip Erdoğan eliyle uyguladığı dış politika ile Suriye deki isyancılara açıktan destek vermektedir. AKP hükümetinin tutumu Türkiye’nin yıllardan beri uyguladığı dış politika ilkelerine aykırıdır.
Suriye bizim yakın komşumuzdur. Müslüman bir ülkedir. Daha düne kadar Başbakan ile Suriye devlet başkanı çok yakın ilişkiler içinde idiler. Hatta,Başbakanımız Suriye devlet başkanı Esat’a  “kardeşim” diye hitap ediyordu,
Sadece ABD başkanı istedi diye Suriye ye düşmen olmaya, hükümete isyan edenlere açıktan her türlü desteği vererek yanı başımızda düşman kazanmaya gerek yoktur.
Yüz binleri aşan sayıda insan ülkemize sığınmış durumdadır. Onları bakıp beslemenin zorluğu bir yana güneydoğuda yaşayan vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği kalmamıştır.
Güney illerimizdeki vatandaşlarımız mevcut durumdan yakınmaktadırlar. Sınır ticareti durmuştur. Ortalık ajanlarla doludur. eli silahlı adamlar vatandaşlara zarar vermektedirler. En son reyhanlı ilçemizde patlayan bombalar izlenen yanlış dış politikanın ürünüdür.
Hükümet dış politikasını tez elden gözden geçirmeli, tüm komşularımızla barış içinde bir arada yaşamaya özen göstermelidir.
Türkiye bu bataklığa düşmemeli, Emperyalist ülkelerin oyununa gelip halkına daha fazla acı çektirmemelidir.

Bu nedenle Savaşa hayır.

14.05.2013



16 Mayıs 2013  16:48:39 - Okuma: (397)  Yazdır




İstatistik