Yazı

Hıdrellez Eğlenceleri
Hıdrellez Eğlenceleri 

Özcan Nevres

Çocukluk ve gençlik yıllarımda hıdrellezin çok büyük değeri ve anlamı vardı.

Beş mayıs gecesi sokaklarda ateşler yakılır, gençler ateşin üzerinden atlarlardı. O gece dilekler tutulur, bir demet çiçeğe bağlanmış olan dilek mesajı bir gülün dalına asılır veya dibine bırakılırdı. Menemen’de hıdrellezin en yoğun kutlandığı yer Hıdır tepeydi. Hıdır tepede Taşhan ile bedesteni inşa etmiş olan iki ustanın mezarı vardır. Zamanla bu iki mezar kutsallaştırılmış ve o iki mezarda yatanların Hızır’ın kardeşleri Hıdır ile İlyas olduğuna inanılır olmuştu. Güya Hızır her hıdrellezde iki kardeşini ziyarete gelirmiş. Adak adayanlar mezarların başucundaki taşlara taş yapıştırarak dileklerinin olup olmayacağını kontrol ederlerdi. İşin en garip yanı ise hıdrellezi balık yiyerek kutlayanlar kılçıklarını dede dedikleri o iki mezarda yatanlara adak olarak armağan ederlerdi. Bu durum adak mı olur? Yoksa hakaret mi? Anlayan beri gelsin. Taşhan ve bedesteni inşa etmek için görevlendirilmiş olan iki usta çevrede su kaynağı ararken Hıdır tepedeki kuyuyu buldular. Kuyunun suyunu çoğaltmak için kuyuya indiklerinde ilginç bir durumla karşılaştılar. Kuyunun su geliri tabandan ve yan duvarlardan gelmiyor, üst taraftan geliyordu. Kuyunun ağzını V şeklinde genişleterek kuyuya daha çok su akışı olmasını sağladılar. Sonra da kuyunun suyunun üçte birini daha sonra mezarları olacak olan yerin yakınına, üçte ikisini de Taşhan’ın arsasına akıttılar. Taşhan’ın inşaatı bittikten sonra arka duvarının dibinden suyun maslak (devamlı akan su) olarak akmasını sağladılar. Bu su yüzlerce yıl akarak çevresine hayat vermeyi sürdürmüştü. Maslak çocukluğumda halen akmaya devam ediyordu. Taşhan ve bedesten külliyesi tamamlandıktan sonra Asarlık köyü yakında olan Menemen’in halkı kısa sürede külliyenin çevresine taşınmaya başladılar. Bu göç yüzünden iki usta yaşamlarının sonuna kadar orada kaldılar. Öldüklerinde, ölmeden önce ki vasiyetlerine uyularak Hıdır tepe’deki yere gömüldüler.
Çocukluk yıllarımda en çok kullanılan taşıma aracı at arabalarıydı. O yıllarda özel arabası olan yoktu. At arabası olanlar ise çoğunlukla Emirâlem regülâtörünün bitişiğindeki piknik alanı ile Değirmen deresinin içinden geçtiği ormanlık alana giderlerdi. Çok azı da Gediz nehrinin kenarını süsleyen söğüt ağaçlarının altında piknik yaparlardı. O yıllarda Gediz pırıl, pırıl akardı. Su o kadar temizdi ki insanlar içme sularını Gediz’den alabiliyorlardı.
Çocukluk yıllarımdaki hıdrellez kutlamalarında belleğimde en çok yer etmiş olan halamın eşi olan Giritli Arif Kâhya’nın merasında gerçekleştirilen kuzu çevirme şöleniydi. Babamın eniştesi koca bir koçu keser, derisini yüzdükten sonra kadınlara teslim ederdi. Halam, annem, yengelerim hep birlikte kuzunun içini pirinçle doldurduktan sonra bir sırığa geçirirlerdi. Çocuklara ise ateş yakmak için çevreden odun toplama işi düşerdi. Topladığımız odunlar koca bir yığın olduğunda ateş yakılır, odunlar köze dönüştüğünde kuzu ateşin üzerine asılırdı. O gün doya, doya et yediğimiz yetmezmiş gibi Değirmendere’nin suyunun önünü kesip suyunun ekin tarlasına akmasını sağlardık. Büyük balıklar ekin saplarının arasından geçemediklerinden tümü de bize av olurdu. Topladığımız balıkları halen yanmakta olan ocağın közlerinde pişirip yerdik.
Çocukluk yıllarım bolluk ve bereket yıllarıydı. Sık, sık Emirâlem’e giderdim. Halamın oğlu regülatör müdüründen balık isterdi. Regülâtörün bitişiğinde balık yakalamak için bir düzenek vardı. Düzeneğin kapağı açıldığında su bir filtrenin içinden geçerdi. Filtreye büyük balıklar takılırdı. Suyu kestikten sonra bize filtreye takılan balıkları toplamak kalırdı. Ne de lezzetli olurdu o balıklar. Oysa artık Gediz’de kirlilik yüzünden hiçbir canlı yaşamıyor. Gediz’de balık yaşamayınca da Değirmendere’sinde de balık kalmadı. Gediz’in temiz olduğu yıllarda balıklar yumurtlamak için Değirmen deresine girerlerdi. O yumurtalar sayesinde Değirmendere balık kaynardı.
Değirmendere adını derenin sularıyla çalışan dört değirmenden almaktadır. Değirmenciler Karagöl’deki su akarının önünü kapatıp gölde binlerce küp suyun toplanmasını sağlarlardı. Gölden dereye su akışı azaldıkça önünü açarak suyun akışını çoğaltırlardı. Bu sayede değirmenler en kurak yaz aylarında bile değirmenlerini çalıştırırlardı. Değirmen taşları suyu gücüyle ağır, ağır döner ve en lezzetli ekmekler için buğdayları öğütürlerdi. Eğer hesapları yapılmakta olan baraj işi gerçekleşecek olursa ne o antik değeri olan değirmenler kalacak ve ne de Değirmendere’nin doğal güzellikleri.
Özcan Nevres    ozcan.nevres@gmail.com


9 Mayıs 2013  22:15:30 - Okuma: (675)  Yazdır




İstatistik