Yazı

Tarihin Gerçekçiliği
Tarihin Gerçekçiliği 

Özcan Nevres

Tarih eğer doğrular yazılıyorsa tarihtir.

Söylentilere göre tarih yazılmaz. Dün Oktay Özengin’in Menemen Tarihi ile ilgili çalışmasına girdiğimde çok şaşırdım. Çalışmasında Yunanlılar kaçarlarken neden Menemen’i yakmadıklarını anlatıyor. Ne yazık ki anlattıklarının gerçek ile uzaktan yakından ilgisi yok. Anlatısında Yunanlılar bozguna uğradıklarında kaçarlarken bütün şehirleri yakıyorlardı. Bozguna uğrayanlar Menemen’e vardıklarında bir efe iki adamını alarak daha önce kiremitlerin altına gizledikleri silahlarını aldıktan sonra cephanelerini de gömdükleri yerden çıkarmışlar. Menemen’in en hakim noktası olan Değirmen dağına çıkmışlar. Burada efe ve arkadaşları ile ilgili hiçbir bilgi yok. Oysa tepeye çıkan üç kişi değil, iki kişiydi. Biri dedem Nevres Cafer Ağa, diğeri ise daha sonra Foça’da büyük bir keçi sürüsüne sahip olan arkadaşı Arap ağaydı. Dedem ile Arap ağa alarm çanının yakınındaki bir çukura girip kaçmakta olan Yunan askerlerine ateş etmeye başlamışlar. Bu arada iki kişi daha gelip kendilerine katılmışlar. Tepeden kendilerine ateş edildiğini gören Yunan askerleri ağır makineliyi tepeye doğru çevirip ateş etmeye başlamışlar. Dedemin anlattığına göre başlarının üzerinden geçmekte olan kurşunlar yüzünden başlarını dışarı çıkarıp ateş edemez olmuşlar. Yine de kurşun yağmuru yavaşladığında ateş etmeye devam etmeye çalışmışlar. Tam bu sırada bir borazanla hücum borusu çalınmaya başlamış. Bunu duyan Yunan askerleri tüm taşıdıklarını ve büyük bir koyun sürüsünü geride bırakarak panik halinde kaçmaya başlamışlar. Borazanı çalan ise askerliğini borazancı olarak yapmış olan Şapkacı Halil Efendiydi. Dedem kendilerine sonradan katılan iki kişiye hadi gidelim. Şu koyun sürüsüne el koyalım demiş. O iki kişi kabul etmeyince dedemle Arap ağa dağdan inip koyun sürüsünü çevirip zeytinliklere doğru sürmüşler. Dedem bu koyun sürüsü ikimize de maya olmuştu. O sürü sayesinde ikimiz de zengin olduk diye anlatmıştı.
Peki, dedem o silahlara nasıl sahip olmuştu? Dedem bu konuda bana hiçbir şey anlatmamıştı. Foça’da yaşamakta olan Arap ağanın oğlu Arapaki Mehmet Ali ile akraba gibiydik. Foça’ya her gittiğimde onlara mutlaka uğrardım. Bir gün evinin bahçesinde çilingir sofrasını kurmuş demleniyordu. Beni de içmeye davet ettiğinde içki kullanmadığımı söylediğimde ısrar yok dedi. Bu ara sohbet ediyorduk. Senin deden çok kabadayı bir adamdı. Sana anlatmıştır ama bir de ben anlatayım dedi. Deden ile babam meradan dönerken iki Yunan askeri görmüşler. Deden bak Arap ağa, savaş iyice kızıştı. Artık bizim de silahlanmamız gerekiyor. Hadi şu iki askeri öldürüp silahlarını alalım demiş. Arap ağa da kabul etmiş. Yol kenarındaki çalılığın içine gizlenerek beklemeye başlamışlar. Deden iri yarı olanı, diğerini de babam haklayacaktı. Tam önlerine geldiklerinde deden iri yarı olanın üstüne atlayıp belindeki kasaturayı alıp saplamış. Babamın saklandığı yerden çıkmadığını görünce hemen diğer askere saldırıp onu da öldürmüş. Babam çok korktuğundan saklandığı yerden çıkamamış. Dedem bana bunu anlatmamıştı. İlk fırsatta kendisine sorarım dedim.
Dedeme gittiğimde yine savaş anılarını anlatmaya başlamıştı. Dede hep bunları anlatıyorsun. Nedense Arap ağa ile birlikte iki Yunan askerini nasıl öldürdüğünü hiç anlatmadın dedim. More çim (kim) anlattı sana bunu diye sordu? Arap ağanın oğlu dedim. Ona kim anlatmış diye sorduğunda babası diye yanıtladım. Anlatayım öyleyse dedi ve anlattı. İki askeri gördüğümde Arap ağaya şunları öldürüp silahlarını alalım dedim. Kabul etti. Çalıların arkasına gizlendik. Önümüze geldiklerinde hadi dedim ve askerlerin üzerine atladım. Birinin belindeki süngüyü alıp sapladım. Baktım Arap ağa yok. Diğer askerin silahına davranmasına fırsat vermeden onu da öldürdüm. Silahlarını, kütüklüklerini aldım. Birini Arap ağaya verdim. O saatte Menemen’e dönemezdik. Gece yarısına kadar bağların içinde saklandık. Eve döndüğümde damın üstünden iki sıra kiremit kaldırıp silahı kiremitlerin altına sakladım. Kütüklüğü de samanlığa kazdığım bir çukura gömdüm. Arap ağa silahı saklamayı beceremez diye evine gittim. Ona verdiğim silahı da kiremitlerin altına sakladım. Yunanlılar kaçarlarken o silahları çıkarıp temizledikten sonra Değirmen dağına çıkıp Yunan askerlerine ateş açtık.
Gelelim Menemen’in Yunanlılara kök söktürmüş olan efelerine. Fodulaki Mustafa Efenin kalabalık bir çetesi vardı. Koca Veli Efe ( Velara) ise tek başına çalışırdı. Türklere zulüm yapan Rumları tek başına bulup bedelini hayatlarıyla ödetirdi. Üçüncü efe ise diğer efeler gibi Giritliydi. Adını anımsayamadım. Öğrendiğimde okurlarımla paylaşacağım.
Tarih gerçekleri yansıtırsa tarih olur. Aksi halde yazılanların hiç bir değeri olmaz.
Özcan Nevres     ozcan.nevres@gmail.com 

27 Mart 2013  16:48:31 - Okuma: (553)  Yazdır




İstatistik