Yazı

Komşuda Pişti, Bize De Düştü
Komşuda Pişti, Bize De Düştü 

Asil S. Tunçer

At-Eşek Eti Yıllardır, Domuz Eti Son Yıllarda Çokça Tüketiliyor…

Son günlerde bir at eti haberi furyası aldı yürüdü. Biz bu haberlere yabancı değiliz. Yıllardır, ben bildim bileli gazetelerde radyolarda bu türden haberler verilir durur hatırlarsanız. Sadece böyle, bu denli medyada işlenmesi daha önce olmadığı değil bu kadar tv’ci olmamamızdan. Veya internet yoktu. Filmlerde bile çokça mevzu edilmiş bir konuyu sanki çok yeniymiş ve ilk defa oluyormuş gibi işlemek olsa olsa bizim medyanın işi olur zaten.
 
İzmir Atatürk Lisesi’nin 1981-1984 arası bir dönemde kantininde at ve eşek eti ürünlerinin kullanıldığı tespit edilmişti. Teneffüs aralarında kantine koşar, o dayanılmaz lezzetteki sosis ve salamlara dalardık. Hele sucukta baharat ve sarımsakla hiç belli olmaz. Sandviçlerimiz yedikten sonra da at gibi koşar, eşek gibi tepişirdik. Beden Eğitimi hocamız vardı. Uğur Hoca. Biz ona ‘Uğuğ hoca’ derdik çünkü r’leri tam söyleyemez, bize ise kızdı mı “eşek heğifler” derdi. Demek ki hocamıza malum oluyordu da bize ondan öyle diyordu.
 
Ege Üniversitesi Gıda Mühendisliği’nde öğrenciydim. Bir tesise gittik ve orada sosis-salam yapılışını gördük. Nasılda kokuyordu imalathane bir bilseniz. Ondan beridir sosis ve salam yemem. Bunun bir de domuz etiyle yapılanını bir düşünün. At eti ne ki? Türkiye uzun zamandır at ve eşek eti tüketiyor hâlihazırda. Benim bildiğim seksenli yıllardan beri. Daha evvelini bilmiyorum. En basitinden İzmir-Çeşme’de bir Eşek Adası vardır ki bir zamanlar eşek doluydu ama sonra buraya et tacirleri dadanmıştı ve adada eşek bırakmamışlardı. Bu tüm Türkiye’de böyle. Genel olarak ülkemizdeki toplam at ve eşek popülasyonunun müthiş bir oranda azaldığı aşikâr.
 
Çevremizde de öyle. Ya ölü hayvan gördünüz mü hiç sağınızda solunuzda. Artık hayvanın hastalıklısını bırakın ölüsünü bile ucuz yoldan bir şekilde bize yediriyorlar. Doğunun en büyük hayvan pazarı Horasan’dadır. Ermeni konusunda çalıştığım yıllar yani yaklaşık 10 sene önce. Horasan’da otobüste tanıştığım bir adam anlattı: Gündüz sağlıklı hayvan ama akşam, gece ya da sabah çok erken saatlerde hastalıklı ve bazen de yeni ölmüş hayvan çok ucuz da olsa alıcı bulabiliyormuş. Duyduğumun yalancısıyım. İnşallah doğru değildir.
 
Yine yıllar önce İzmir’de de bilinen bir firma için oradan emekli bir adam bana et ürünleri için aynı şeyi söylemişti. Hastalıklı veya ölü hayvanları bilhassa sucuk gibi koku ve tatta kaldırabilecek yani hissedilmeyecek mamullerde değerlendiriyorlarmış. Kulaklarıma inanmamıştım. Aslında şaşmamak da lazım. Sayın Uğur Dündar bu konuda az mı program yaptı? Sahtekarlık ve hilekarlık genlerimize mi işlemiş ne?   
 
Ben şahsen at etinden çok domuz etinden tiksiniyorum çünkü bırakın inancı, ne tadından ne de görüntüsünden hoşlanıyorum. Yurtdışında yaşadığım en büyük handikaplardan biridir domuz eti. Zorluk çektiğim konular arasında Türk yemeklerine olan düşkünlüğüm ve benim yemek konusundaki titizliğim başı çeker. Diğerleri konumuz olmadığından girmiyorum ama sadece söylemekle yetineceğim: Affedersiniz Türk klozeti alışkanlığım ve de Türk çayı tiryakiliğim. Neyse.
 
At etini biz Türkler Orta Asya’dayken yiyormuşuz ama Müslüman olduktan sonra değişen inançlarımız gereği atı bırakıp deveyi helal saymışız. Dolayısıyla bu alışkanlığımız da değişmiş. Öte yandan ülkemiz yaban yaşamında en özgür hayvan nedir diye sorduğumuzda yanıtımız yaban domuzudur; dağlarımızda bolca bulunur. Yalnız inanın onlarında sayısı son yıllarda azaldı. Neden mi? Av turizmi diyorsanız bir nebze haklısınız ama asıl neden bu değil. Turistik restoranların ve otellerin bazılarında domuz eti kullanılıyor artık da ondan. Bugün Ege sahil şeridinde hatta içerde Pamukkale gibi yerlerde at etini bilmiyorum ama domuz etinin otel ve restoranlarda kullanıldığı biliniyor. Basında da yer aldı ve ben de muhtelif yazılarımda dile getirdim.
 
Bugün tv’lerin bağırıp çağırdığı at eti, domuz eti haberini biz dört yıl önce yaptık. Rehberler platformunda ise en az bir yıl daha da önce; yani beş yıldır bu konu gündemde ama nedense şimdi önem kazandı. Neden? Çünkü Avrupa’da konuşuluyor diye. Haziran 2009’da yayınlanan ilgili yazımı tekrar etmemek için lütfen aşağıda linkini verdiğim ilgili linki açıp yazıma göz atınız. http://www.turizmhaberleri.com/koseyazisi.asp?ID=1089
 
Kasım 2010’da Pamukkale’de çok bilinen çok yıldızlı bir otelde hindi eti diye domuz eti servis edilmesiyle ilgili yazımı okumanız için ilgili tarihteki yazımın linkini veriyorum.
 
Aralık 2009’da ailecek gittiğimiz ve birebir gözlemlediğimiz ve sonra da dile getirdiğimiz IKEA’daki uygunsuz hijyen koşulları için lütfen ilgili linki tıklayınız. http://www.turizmhaberleri.com/koseyazisi.asp?ID=1222
 
Daha geçen sene yine ulusal basında çıkan “Mehmetçiğe domuz eti yedirilmiş öğrencilere de at eti” haberi içinse ilgili linke giderek haberin ayrıntılarını okuyabilirsiniz. http://www.ahaber.com.tr/Gundem/2012/03/31/desifreden-ses-getirecek-dosya-413559073585
 
Özetle konu yeni değil, ülkemizde yıllardır bu sorun yaşanmakta. Gündemde yoğun ele alınması ise Avrupa’da olayın patlak vermesi. Yani “komşuda pişti, bize de düştü”. Yoksa hala at ve eşek etini geçtim biz bir şekilde domuz yemeğe, daha doğrusu yedirilmeye devam ediyoruz.
 
Lafı daha fazla uzatmadan domuz etinin mübahlaştırılmasını yani sakıncasız hale getirilmesini bir anlamda helalleştirilmesini bir fıkra ile anlattığım yazıma bir göz atarak konuyu şimdilik kapatalım. İnanç ve geleneklere saygımız unutulmasın. Biz sadece Makedonya’da bilinen bir anekdotu hatırlatalım istedik. Lütfen okuyunuz. Teşekkürler. http://www.turizmhaberleri.com/KoseYazisi.asp?ID=2102
 
Sağlıklı Et Tüketeceğimiz Günlere Özlemle...
 
 
***18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ MİLLETİMİZE KUTLU OLSUN!***

17 Mart 2013  19:54:28 - Okuma: (630)  Yazdır




İstatistik