Yazı

Yalancı Çoban.....
Yalancı Çoban..... 

Hüseyin Taşyakan

Meşhur hikayedir; Koyunlarını güttüğü köylüyü yokyere galeyana getirip eğlenmek isteyen çoban, ikide bir ''Sürüyü kurt bastııı'' diye bağırır ve köylüyü yaylaya kadar tırmandırırmış.

Çoban bunu bir kaç kez tekrarlayınca; en nihayet sürüyü kurt bastığı bir gün ne kadar yırtınıp bağırsa da, köylü bu kez ciddiye almayıp gelmez. Aradan geçen saatler sonra, ancak geriye kalan 3-5 kuzu ile beraber üstü başı da yırtılıp parçalanmış olarak köye inen çobanın, ne ''niye yardıma gelmediniz'' demeye yüzü vardır, ne de zaten o perişan haliyle konuşmaya takati.....
  
     Artık öyle bir noktaya gelindi ki; ölüyorum dese kimse inanmayacak. 10 yıldır yalan söylemesi, dün söylediğinin bugün tam da zıttını yapması, kendisine Cumhuriyet Tarihinin yegane tornistan ustası olma sıfatını da kazandırmış durumda. 
 
    Balık hafızalı değilseniz hatırlarsınız, iktidar olmadan önce ''İktidara geldiğimizde dokunulmazlığı kaldıracağız'' diyen de odur, 3.dönem iktidar sahibi oldukları akşamı, ''Ayrımcılık yapmadan, herkesi kucaklayacağız''diyen de. 
 
    Hem ''terör örgütüyle görüştüğümüzü söyleyenler şerefsizdir'' diyecek kadar iddialı ve güven veren bir tablo çiziyordu, hemde ''İmralı ile görüşmeler devam edecek'' diyecek kadar; Kendi halkını kandırmış olmaktan zerre rahatsızlık duymayan bir pişkinlik sergileyebiliyordu.
 
     Tutuklu Milletvekilleri için Meclisteki diğer partilerle oturup uzlaşma metnini imzalayanlar da kendileridir, sonradan bırakın gereğini yerine getirmeyi, onlarla beraber hapis yatan gazeteci, asker ve aydınları olabildiğince içerde tutabilmek adına her türlü düzenlemeyi yapanlar da.
 
     Sanıyorum ki; ''Cumhuriyet Tarihinden Siyasetçi Yalanları'' başlıklı bir kitap yazılsa, kitabın %70 i AKP ve dolayısıyla RTE dönemini kapsayacaktır.
 
     İşte bu yüzdendir ki; Tam da harıl harıl üzerine çalıştıkları ve adına SÜREÇ dedikleri PKK ile pazarlıkları sırasında RTE' nın haftalık grup toplantısını iptal edecek kadar rahatsızlanıp, hastahaneye götürülmüş olması durumunda dahi eminiz ki çok kişi inanmak ve inanmamak arasında gidip gelmektedir. Biz yine de insani açıdan '' Kendilerinin yetiştirmek istediği kindar nesilden olmadığımız için'' kendisine acil şifalar diliyoruz.....
 
     Heleki; RTE ile beraber BDP eş başkanının da rahatsızlanmış olması, akılları tamamıyle şüpheye itmiştir. Zira haftalardır süren AKP-BDP-PKK pazarlığında her ikisinden de grup toplantılarında yapacakları son durum açıklanması beklenmekteydi.
 
     Bu kadar yalanın dolanın ardından, halen inatla sandıklara gidip AKP tercihi yapanları bu gün itibariyle ülkeyi getirdikleri durumdan ötürü kendi vicdanlarıyla başbaşa bırakıyoruz. Ancak son bir kaç gün içerisinde olanlar da, öyle derin bir uykuyla uyumakta olanların vicdanlarına bırakılacak kadar önemsiz değildir.
 
     Mesela sırf kendi istediği gibi yazıp çizmiyor diye, 60 yıllık bir gazeteciyi (Hasan PULUR) eleştirirken ''Batsın bu gazetecilik'' diyebilen bir diktatör anlayış, bu ülkenin Cuntacılarca yönetildiği sıra bile duyulmamıştır.
 
      Hele ki; Yine kendisi gibi düşünmüyor, kendisini eleştiriyor, yaptığı takiyeyi yüzüne vuruyor diye; Kaleminin namusu, bu ülkeyi seven herkesçe tescilli Bekir COŞKUN için söyledikleriyse tam bir faciadır. Bütün takiyelerine, yalanlarına rağmen kendisine üç dönem iktidar şansı verenlerin eseri bir hadsizlik ve şımarıklıkla kullandığı ''Terket bu ülkeyi, çık vatandaşlıktan'' cümlesini, ancak Hitler faşizminde duyabilirsiniz ki; bu söz ''benim gibi düşünmeyeni ülkeden de kovarım'' anlamını taşıyacak kadar ırkçılıktan bile daha nefret ve kindarlık dolu bir ifadedir.
 
     Yazıyı yayına hazırladığım sıra gelişen bir konuyu da, yine yattıkları derin uyku sayesinde kendilerinin yarattığı padişah korkusuyla hiç bir şeyi sorgulama cesareti olmayanların vicdanına bırakarak aktarıyorum.
 
      Bu gün itibariyle PKK ' nın kaçırdığı kamu çalışanı rehineler teslim edildi. Hem de aynen geçmiş yıllarda kaçırılan askerlerin tesliminde olduğu gibi imzalanan tutanaklarla. İşte üç dönemdir horul horul uyuyan aymaz bir toplumun iktidar yaptığı AKP' nin koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devletini düşürdüğü durum budur. 
 
      Arabın yalellisi gibi, ''en az 3 çocuk'' diye bas bas bağıran zihniyetin hesabıda budur zaten, çoğalmış ve bu  çoğalmışlığın getirdiği şartlar itibariyle eğitilemeyerek, koyun gibi güdülebilecek cahil bir toplum yaratmak. 
 
      Dolayısıyla, rehineleri terör örgütünden imza ve tutanaklarla teslim alanlara ''Siz devlet değilmisiniz, kendi ülke toprağınızda kendi çalışanlarınızı eşkiyadan koruyamacaktınız da, orada niye oturuyorsunuz?'' sualini yöneltecek insan kalmasın.....


14 Mart 2013  00:15:27 - Okuma: (394)  Yazdır




İstatistik