Yazı

Mayın Eşekleri / Çamur
Mayın Eşekleri / Çamur 

Hüseyin Taşyakan

Başlıktaki çamur husususunu yazının ikinci bölümünde açıcaz değerli okuyucular, öncelikle şu mayın eşeklerini size anlatmak istiyorum.

Burada mayın eşeklerini tarif etmeye de lüzum yok, mutlaka bir çoğunuz ne olduğunu biliyorsunuzdur ancak, ben BDP nin şu meşhur İmralı süreciyle ilgili olarak düzenlemek istedikleri Karadeniz turuyla patlayan gerginliklerden sonraki siyasi anlamda kullanılışını aktarıcam sizlere.
 
     Çoğumuzca malumdur ki; Aynen BDP lilerin açlık grevi başlatmalarındaki gibi bu Karadeniz turu da AKP  (RTE) ile birlikte tasarladıkları bir programdır. Üstelik 11 yıllık iktarları süresince, RTE' nın ''Biz her şeyi, halkı alıştıra alıştıra yapacağız'' zihniyetiyle hayat bulan eylemlerinden de biridir.
 
     Öncelikle BDP' lilerin RTE ile beraber programladıkları tam bir provakasyon örneği Karadeniz turu kapsamında Sinop' ta patlayan gerginliğin ardından, bana göre RTE' na en güzel cevabı,Sosyal Medyanın İLK KURŞUN adlı internet gazetesinde yazıları yayınlanan sevgili Zahide UÇAR vermiştir ki; kendisini, özellikle 11 yıldır RTE na karşı tepkilerini vermek isteyip, yaratılan AKP faşizmi korkusundan sus pus olmuş insanlarımız adına yürekten kutluyor saygılarımı gönderiyorum.
 
     Sinop' ta RTE işbirliğiyle düzenledikleri tur kapsamında ve Sinop' ta BDP' lilere karşı tepki amaçlı vatandaşın sokaklara taşması sonrasında RTE' nın oradaki insanları provakatör olarak suçlamasının ardından, Zahide UÇAR 20 Şubat 2013 tarihindeki '' ÖCALAN' IN BOP ARKADAŞI ERDOĞAN' I   KINIYORUM '' başlıklı yazısında,şu cümlelere yer veriyordu:
 
    (BDPKK' lıların Karadeniz halkını provoke etme oyununu başarı ile yerine getiremediklerine çok üzüldüğünüz belli. Bir provakatör arıyorsanız eğer; uzağa gitmenize gerek yoktur, önce aynaya sonra F tipi
çetenize iyi bakın, orada provakatörün mastırlısını bulacaksınız. Sayenizde meclise giren BDPKK size MAYIN EŞEĞİ hizmeti veriyor. Hani; ''Biz halkı alıştıra alıştıra yapacağız.'' Diyordunuz ya? ''Taciz ede ede onuru kırılır, tecavüze ses çıkarmaz'' der gibi. İşte o alıştırma görevini BDPKK’ya vererek iş bölümü yaptınız ya? Bu ülkede söylemekten korktuğunuz ne varsa BDPKK’ya söylettiniz. Söylenmesi suç olan sözleri söyleterek meşrulaştırdığınızı sandınız ya?)
 
     Sizi bilmem ancak, ben kendi adıma bu cümlelerin altına büyük bir onurla imzamı atarım değerli okuyucularımız.
 
     Şimdi de gelelim şu çamur meselesine. Bir çoğunuz da merak etmiştir, nereye çıkacak bu çamur diye. Adı üstünde bildiğimiz çamur değerli okuyucularımız şu su ile toprağın birleştiği ve ancak yerlerde AYAKLAR ALTINDA olabilecek bir karışımdan bahsediyoruz. Yani çamuru hiç kimse başının üstünde bir yerde, yada evinin en güzel köşesinde bulundurmaz sanırım.
  
     Geçtiğimiz günlerde Türkiye Cumhuriyeti Başbakan' ının kullandığı ''Biz Türklüğü ayaklarımızın altına alıyoruz'' ifadesiyle başkalarını ya da çevresindeki biadkar ve onun destekçisi yalan ve iftirayı habercilik sayan, liboş takımından mevcut satılık kalemleri bilmem ama benim bir kez daha kanım dondu. Düşüne biliyormusunuz ? Türk ifadesiyle başlayan bir devletin Başbakan' ı Türklüğü ayaklarının altına aldıklarını söylüyor ve işin en acı tarafı da; Bu söyleminin ardından nüfus cüzdanında Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı yazan insanlardan ses getirecek bir tepki gelmiyor. Türk' lüğün bu ülkede bir ulus kavramı olduğunu inatla kabullenemeyen bu anlayış, ülkeyi etnik ayrımcılığa iterek paramparça etme yolunda kararlılıkla ilerliyor ancak toplumda adeta bir ölüm sessizliği var.
 
     Tam 11 yıldır iktidarları boyunca kendilerine de oy vermiş insanlar da dahil olmak üzere onlarca kez hakarete varan söylemlerine şahit olduk. İmralı' daki cani ile görüşüldüğü iddialarına karşılık ''Bunu söyleyenler şerefsizdir'' ifadesinin ardından, ''Görüşmelerimiz devam edecek'' ifadesiyle de Türk halkına sürekli yalan söylendiğini de gördük. Türklüğü Anayasamızdan çıkarma çabalarını zaten biliyoruz. Ancak  ulus kimliğimizin değersiz, ayaklar altına alınabilecek kadar itibarsızlaştırılma çabalarına gösterilen sükuneti de anlayabilmemiz mümkün değildir.
 
      Bu noktada, Anayasamızda ''Vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür'' ifadesi ile işaret edilmiş tüm yurttaşların tek bir görevi vardır ki; Ulus kimliğini ayakları altına alacaklarını ifade ederek, ÇAMUR kadar değersizleştirme çabası gösterenlerden, (öyle şiddete, taşkınlığa başvurarak değil, anlayacakları en güzel ve doğru bir dille) sandıkta bunun hesabını katmer katmer sormaktır. Bu saatten sonra, Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı kimliğini taşıyan her bireyin yapması gereken tek şey, (korkmadan, cesaretle ve yarın başıma bir iş gelirmi kaygılarına kapılmadan) RTE ve AKP cenahını önüne gelecek tüm sandıklara gömmektir.
 
      Unutmayın, ulusal kimliğinize saldıracak kadar diktatörleşenlerin yanında diz üstü yaşamaktansa, ayakta ölmek daha onurludur....


25 Şubat 2013  09:09:29 - Okuma: (269)  Yazdır




İstatistik