Yazı

Timsahların Gözyaşları.....
Timsahların Gözyaşları..... 

Hüseyin Taşyakan

Öncelikle şundan emin olun ki sevgili okuyucular AKP iktidara gelene kadar yukarıdaki deyimi hayatı boyunca ancak bir kaç kez duyabilmiş olanlarımız ve hatta ne manada kullanıldığını bilmeyenlerimiz dahi olmuştur.

AKP iktidarıyla beraber Timsah gözyaşlarını (sahte, samimi olmayan, vatandaşın merhamet duygularını sömürmeye yönelik) 10 yıldır görüyor ve bilfiil şahit oluyoruz.
 
   Önceki yazılarımda da defaten hatırlatmış olduğum gibi, 6 yıldır TSK' nin üst düzey komutanlarını, ülkemizdeki aydın, gazeteci ve Cumhuriyetçi Kemalist düşüncenin temsilcilerini Hasdal ve Silivri zindanlarına kapatan Ergenekon davası üzerine (alışılagelmiş olduğu gibi, sözlerinin nerelere gideceğini düşünmeden tartmadan konuşan) RTE' nın ilk söylemini hatırlamayanınız yoktur. ''BEN BU DAVANIN SAVCISIYIM''
    Türkiye Cumhuriyeti Başbakan' ının geçmişten hatırlıyacağımız tek söylemi bu değil tabiki. Mesela Engin ALAN için kullandığı ''Ayağa kalkmadı, şimdi hapiste. Terfi bekliyordu ama olmadı Silivri' de yatıyor'' . Yine İsviçre bankalarındaki hesaplarda kendisine ait yüksek meblağdaki hesaplardan bahseden Gazeteci Tuncay ÖZKAN için sarfettiği, ''Benim İsviçre bankalarında hesabım olduğunu yazdı, şimdi hapis yatıyor'' Sözleri de halen bugün gibi kulaklarımızda çınlamaktadır. Başbakan' ın bu ifadeleri kullanmadığını ispat edecek yürekli tek bir AKP' li varsa beri gelsin...
 
   Adeta bir hesaplaşmanın gereğiymiş gibi intikam duygularına boğulmuş söylemlerin ardından, bir de son günlerdeki gelişmeleri hatırlamakta, RTE' nın ve AKP cenahının nasıl bir takiye içinde olduğunu göstermesi açısından oldukça önemlidir. Yukarıda ki söylemlerin ardından durup dururken kullandığı ''Bu gün savaşa girsek ordumuzun başına geçecek komutan kalmadı, Bir genel Kurmay Başkanının Terör örgütü lideri kisvesiyle hapiste tutulması kabul edilemez'' sözleri tam bir takiye örneği olup, ayn-ı ile vaki timsah gözyaşlarından ibarettir. Gerçi bu yapmacık üzüntü gösterilerinin de tam bir parçalanmanın nedeni olacak, yeni Anayasa çalışmalarının son noktaya yaklaştığı ve artık 40 bin kişinin katili İmralı' daki caniyi Türkiye Cumhuriyeti Devleti' ne muhatab yapmak istedikleri bir döneme rastlaması da oldukça manidardır. Bu anlamda geçmişten bir örneği de YETMEZ AMA EVET çilere hatırlatmayı boynumuzun borcu sayıyorum. 12 Eylül 1980 darbecilerinin idam ettiği ülkücü bir gencin ailesine mektubunu okurken de, sevgili Başbakan' ınız grup toplantısında yine ağlıyor ve başta Bülent ARINÇ olmak üzere, bazı vekilleri de bu timsah gözyaşlarına eşlik ediyordu. Zira o günlerdeki tek amaçları da, yaklaşan ve demokrasi ile özgürlük teminatı verdikleri (!) referandum için Türk halkının merhamet duygularını sömürmekten ibaretti. Bu gün itibariyle YETMEZ AMA EVET çilere en doğal hakkımız olarak ta soruyoruz. Bu ülkede tüm yaşananlara rağmen demokrasi ve özgürlükten bahsetmeye yüzünüz olacak mı ?
 
     Tüm bu gelişmelerin arasında Başbakan RTE' nın Balyoz davasından 18 yıl hapis cezası almış emekli Orgeneral Ergun SAYGUN' u ameliyatı sonrası ziyaret etmesi de bir takiyeden ibaret olup; bunun yanısıra, tutukluluğu süresince zerre kadar merhmet gösterilmemiş paşanın bir gece yarısı saatler 02 yi gösterdiği sıra alınmış bir kararla tahliye edilmesi de, tartışmaya açık bir husustur.
 
     Bu arada tam da bu günlere denk gelen sırada ABD büyük elçisinin yargımız ile ilgili eleştirileri ve hapisteki asker, aydın ve gazetecilerimiz için özgürlük arayışındaki söylemleri de sizi asla yanıltmasın. Aynen, yakın geçmişteki açlık grevinde  BDP-AKP kavgasında olduğu gibi, buda bir ABD-AKP sürtüşmesidirki; tamamıyla danışıklı döğüştür. Zira bu gün bu ülkede Silivri ve Hasdal zindanlarında yatanların en büyük müsebbibi Amerika' dır ve bu yolda kullandıkları en büyük silahları ise BOP Eş başkanlığı görevini verdikleri ve Türkiye' deki yargıyı 12 Eylül Referandumu ile vesayeti altına almış RTE ve onun başkanlığındaki  AKP hükümetidir. Tabi bu durumun yorumunu da, bu yazı da oldukça kulakları çınlatılmış YETMEZ AMA EVET çilerin vicdanına bırakıyorum....
 
    Size sözün bittiği yer dedirtecek paragrafı da yazımın sonuna sakladım değerli okuyucularımız. Geçtiğimiz günlerde Tuncay GÜNEY isimli meçzubun Milliyet gazetesine verdiği röportajı kaç kişi canlı olarak izlemiş ya da okumuştur bilmiyorum, ancak söyledikleri insanın kanını dondurur nitelikte sözler. Bildiğiniz üzere bu tetikçinin ilk ifadeleriyle Ergenekon davası başlatılmış ve TSK' daki üst düzey komutan ve paşalar bu delinin sözleriyle zindanlara kapatılmıştır. O günlerde harıl harıl çalışıp
bu ABD tetikçisinin iftiralarını üstelik bire bin katarak yayınlayan yandaş gazetelerde sozlerini asla bulamazsınız. Ordudaki komutanların yarıdan fazlasını hapse tıktıran bu tetikçinin son sözleri nedir biliyormusunuz?  ''ERGENEKON BİR PROJEYDİ BİTTİ, İÇERİDEKİLER ARTIK DIŞARI ÇIKARILMALIDIR''.
 
     Şimdi anladınız mı, RTE neden hapisteki paşalar için üzüntülerini bildiriyor, hapiste yüzüne bile bakmadığı insanları neden hastane ortamında ziyaret ediyor ve en önemlisi RTE' na BOP eş başkanlık görevini verenler, neden haksız yere yıllardır hapiste yatanlarımız için kaygılanıyor ?
 
     Cevabı gün gibi aşikar, TİMSAHLAR AĞLIYOR....!!! 
 
       Aklı selim olan hiç kimse, bir kez daha inanacak kadar kör, sağır ve derin bir uykuda olamaz. Zira bu kadarına Gaflet, Delalet ve İhanet içinde olmak denir.......


14 Şubat 2013  16:31:33 - Okuma: (229)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik