Yazı

PKK sorunu mutlaka çözülmeli.. Ama nasıl?
PKK sorunu mutlaka çözülmeli.. Ama nasıl? 

Yaşar Varış

PKK adlı terör örgütü ülkemizi otuz yılı aşkın bir süreden beri meşgul ediyor. Çok sayıda vatandaşımızın ölümüne neden oldu. Geriye gözü yaşlı anneler, eşler, çocuklar bıraktığı gibi ekonomik olarak da ülkeye çok zarar verdi.

Bu yüzden her düşüncedeki insan bu sorunun mutlaka bir çözüme kavuşmasını istiyor.
Ama nasıl?
Ülkemizde ve Ortadoğu zenginliklerinde gözü ve çıkarı olan Emperyalist devletlerin istediği doğrultuda bir çözüm mü?
Yoksa Üniter devlet yapısı içinde, bölünüp, parçalanmadan, ama tüm hak ve Özgürlüklerin en geniş şekilde kullanıldığı, dil, din, etnik ayrımcılık yapmadan, tam bir demokrasi içinde yaşayarak mı?
İktidar partisi AKP ile muhalefet partileri arasındaki tartışma bu noktada toplanıyor sanırım.
AKP, adına ne derseniz deyin Kürt sorunu çözmek istiyor. Bu konuda birkaç girişimde bulundu
Kapalı kapılar ardında yaptığı görüşmeler sonunda ilk adımı Habur’da attı.
Bir grup PKK militanının sınırdan girişine izin verdi. Hatta mahkemeyi bile çadıra taşıyarak sınırda PKK militanlarını usulden sorgulayıp ülkeye girmesine izin verdi.
Bunun arkası devam edecekti. PKK militanları silahlarını bırakıp ülkeye döneceklerdi. Ancak PKK militanlarının ve karşılayanların buradaki tutum ve davranışları AKP tabanı dahil ülkede tepki gördü. Bunun üzerine girişimler durdu.
AKP nin ikinci girişimi yine gizlice İsviçre’nin OSLO şehrinde yapılan görüşmelerdi.
Bu görüşmeler de halktan gizlenmişti. Hatta görüşmeler basına sızınca başbakan , “görüşen şerefsizdir, biz görüşmedik, devletin organları görüştü” diyerek olayı yalanlamıştı. Bu görüşme de bir sonuç vermedi.
AKP şimdi İmralı ile, yani Terör örgütünün başı ile doğrudan görüşmelere başlattı. BDP milletvekillerini, Abdullah Öcalan’ ın kardeşini filan adaya gönderdi. Görüşmeler devam ediyor. Belli ki orada sorunun çözümü konusunda ülkenin geleceği ile ilgili önemli kararlar alınıyor.
İşte bu noktada muhalefet partilerinden farklı tepkiler geldi.
CHP genel başkanı Kemal Kılıçtaroğlu “size bir kredi daha açıyoruz, bu sorunu çözün. Ama şartlarımız var. Şeffaf olun, orada neler konuşulduğunu, muhalefet partilerine ve halka açık açık söyleyin, dürüst olun, gizli ajandanız olmasın” diyerek çözüm konusunda olumlu tepki verdi.
MHP bilinen eski görüşlerini tekrarladı. “Terör örgütü silahları bırakmadan onun başı ile devlet görülmez, Hükümet teröre teslim olmuştur, beyaz bayrağı çekmiştir.” dedi.
BDP’liler de “İmralı ile anlaşmanız yetmez, bizimle de anlaşmanız, bizim onayımızı almanız gerekir” dediler.
Bakalım süreç bu sefer nasıl işleyecek.
Dileğim, bu sorunun bir an önce çözüme kavuşması, akan kanın bir an önce durmasıdır.
Ama “akan kan dursun” diyerek ülkenin bölünmesine yol açacak, birliğini, bütünlüğünü bozacak, ulusal değerlerine zarar verecek ödünlerin de verilmesinden yana değilim.
İnancım, Ülke bütünlüğü içinde, herkesin temel hak ve özgürlüklerini en geniş şekilde kullanabileceği, demokrasinin tüm kurum ve kurallarının işlediği bir formülle bu işin çözülmesidir.
Bakalım bu sefer başarabilecekmişiz. Buna izin verecekler mi?
 
16.01.2013    
Av. Yaşar Varış


16 Ocak 2013  16:18:03 - Okuma: (213)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik