Yazı

Muhteşem Vadi Ve Şaban İle 7 Bela Recep
Muhteşem Vadi Ve Şaban İle 7 Bela Recep 

Hüseyin Taşyakan

Bu yazı da okuyacağınız karakterler tamamen hayal ürünü olup; gerçekle zerre ilgisi yoktur.... !

   Bilirsiniz bazı film ve dizilerin ilk jeneriği anında da böyle yazar, izleyeceklerinizin gerçekle bir ilgisi yoktur demeye getirirler. Yazıya ilk giriş yaptığım cümle ayn-ı ile vaki okuduğunuz anlamdadır ancak son zamalarda diziler de gördüğünüz cümlenin açılımını isterseniz eğer; Biz film senaryosu adı altında, ülkedeki gerçekleri saptırıp size kendi kafamızdaki plan ve projeleri gerçekmiş gibi gösteririz. Eğer ola ki, buna sizin bir tepkiniz olursa baştaki ''Hayal ürünü'' açıklamamız bizim kurtarıcı can simidimizdir anlamına gelir. 
 
  Yani durum aynen bir hırsızın bir şeyi yürütürken sahibine yakalanmazsa ÇALMAK, yok eğer yakalanırsa da ŞAKAYDI ŞAKA durumuyla eş anlamdadır.
 
   Örnek mi istiyorsunuz Alın size KURTLAR VADİSİ dizisi. Her ne kadar birileri, işine öylesi geldiği için MUHTEŞEM YÜZYIL üzerinden kendisine siyasi rant sağlamak üzere abuk sabuk eleştiri de bulunuyor hatta padişahvari bir tavırla dizi üzerinde yaptırım uygulanmasını istiyorsa da; bu ülke de eğer dizileri ciddiye alıp tartışacaksanız özellikle bir iki sezon öncesi damat beyin kanalına transfer olup; Ülkedeki iktidarın istediği söylemlerin borazanlığını yapan Kurtlar Vadisidir.
 
   Türk halkının ne izleyip neyi izlemeyeceğine karar verme noktasına varacak kadar şımarık bir diktatörlük örneği gösterenlere de hak vermek gerek aslında. İşlerine geldiği için Muhteşem Yüzyıl üzerine konuşan bu zat-ı muhteremler ne diyor? ''Bizim ecdadımız bu değil ! ''Haksız da değiller tabiki, adı muhteşem malum dizide ecdadımızın yatak odasından çıktığı yok, oysa bunların içinde kendi kardeşleriini, evladını boğazlayanlar olmuştur ki; işlerine gelmediği için bundan asla dem vurmazlar.
 
     Dönelim tekrar şu Kurtlar Vadisine. Size burada sadece iki örnek vereceğim ki; Hani dizinin başında hayal ürünü açıklamasını okumasanız aklınıza gelen tüm sinkaflı cümleleri kurmak işten bile değildir. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki damat beyin kanalına transfer olduğu gün iktidar borazanlığı yapacağını idrak ederek diziyi asla izlemedim, ancak kanallar arasında zapinglediğim sıra vereceğim bu iki örneğe tanık olmak gibi bir bahtsızlık yaşadım.
 
     Birincisi 2012 sezonunda Çanakkale Zafer haftasına denk gelen bölümdeydi ki; Dizinin baş karakteri Polat Alemdar' ın Çanakkale şehitliği içerisinde gezerken kullandığı ifadelere bakın ! ''Bu zaferi komutanlar değil, siz askerler kazandınız'' hani dedik ya, baştaki hayal ürünü açıklaması olmasa gerçek sanıp neredeyse küfredeceğiz dizinin senaristine, ziraa Türk ordusunun içinde nifak yaratmak üzere kurulmuş kusursuz bir cümleye şahit oluyoruz. İkinci örnek ise tam bir kepazelikten ibaret ama yine bunun bir hayal ürünü olması dizginliyor öfkemizi. 20 Aralık Perşembe akşamı (sanırım ki önceki bölümde bir çatışmanın içinde kalmış) yine Polat Alemdar karakterinin ölmüş olduğu üzerine diyaloglar geçiyor dizide. Şimdi burada sıkı durun ! Abi Suriye' de şehit düştü repliğiyle dehşet ve hiddete kapılacak oluyorsunuz ki; yine ''film bu film diyorsunuz'' dizginliyorsunuz öfkenizi. Yoksa, birilerinin Muhteşem Yüzyıl' ı ciddiye alıp eleştirdiği gibi davransanız, kullanacağınız sözler ayn-ı ile vaki şunlar olur du belki: ''Be utanmaz, arlanmazlar ! siz kimsiniz ki kendi vatan toprağıyla zerre ilgisi olmayıp; emperyalizme uşaklık edenlerin ve başkalarının savaşında ölmeyi şehitlik sayıyor ve bu vesileyle şehitlik mertebesini bukadar aşşağılayıp ucuzlaştırıyorsunuz? ''
 
     Kendi şahsımda Muhteşem Yüzyıl' ı da, Kurtlar Vadisini' de izlemem, izleyenleri de hakir görüp saygısızlık etmem. Ama ne izlediğimi de soracak olursanız eğer; bunu özellikle tavsiye anlamında belirtmek isterim ki; onlarca defa izlemiş olmama rağmen, rahmetli Kemal Sunal' ın hiç bir filmini kaçırmam ki; Son 10 yılın aynasını görmek isteyenler itibariyle UMUDUMUZ ŞABAN filmini izlemenizi özellikle tavsiye ederim.
 
      Film bu ya; bir arsa ağasının türediği İstanbul' un varoşlarının yaşadığı bir muhitte, arsa ağasının tetikçisi orada yaşayan halkın kabusu olmuştur ve  lakabı da yedi bela Recep' tir. Gecekondusunu yapabilmek için yüksek faizlerle borçlandığı parayı ödeyemeyen vatandaşın o tetikçi ve adamları tarafından darp edildiğini gösteren bir sahne ve replik vardır ki; Belkide 1979 dan bu yana 150. izleyişim dahi olsa aynı manidar gülümseyişime sebep olur. 
 
     Aynen şöyle konuşur yedi bela Recep: '' Ben demokrasi adamıyım, ama bana itaat etmeyenin de halini gördünüz !''
  
    Başta da dediğim gibi, bu yazıdaki tüm karakterler hayal ürünüdür. Şimdi kimse kalkıp ikinci bir Muhteşem Yüzyıl komedisine soyunmasın yani. Yazdıklarımızın, gerçeklerle ne kadar ilgili olup olmadığı da; Tabi ki değerli okuyucularımızın takdirindedir.... 


22 Aralık 2012  20:16:06 - Okuma: (362)  Yazdır




İstatistik