Yazı

Sefiller
Sefiller 

Özcan Nevres

Bir alış veriş merkezinden nar alıyorum.

Orta yaşlı bir hanım aldığım narlara bakarak, çocuklarım çok istedi. Tadına bakmaları için iki tane aldım dedi. Almış olduğu narlara baktım. En küçüklerinden almış. Her zaman söylüyorum. Evimiz kira değil. Eşim öğretmen emeklisi. Biraz da kira gelirimiz var. Buna rağmen her istediğimizi alabilecek gücümüz yok. Peki, tek maaşlı emekliler ile asgari ücretle çalışanlar ne yapsınlar? Bu insanlar nasıl geçiniyorlar. Pazarlarda akşam saatlerinde ucuzluk olur. Dar gelirliler genelde pazara akşam saatlerinde çıkarlar. Biraz daha ucuza alabilmek için. Ne kadar ucuza alırsa alsınlar asgari ücretle ve tek emekli maaşıyla rahat bir geçim sağlanamaz.
Televizyonlarda yemek programlarına gözüm her takıldığında içim cız eder. Fakir ailelerin çocukları gözümün önüne gelir. Çocuklar o programları izliyorlarsa ve annelerinden anne bize de bu yemekten yapsana dediğinde o annenin nasıl bir duruma düştüğünü görür gibi oluyorum. Belleğimden hiç silinmeyen bir gözlemim var. Giyimiyle dar gelirli olduğu belli olan bir kadın market arabasını sürerken beş altı yaşındaki oğlu raflardan o albenisi olan yiyeceklerden alıp market arabasına atıyor ve her defasında anne bunu da alalım diyor. Araba tepeleme dolduktan sonra kasalara doğru ilerlediler. Kadın çocuğunu elinden tutarak, hadi gidelim. Aldıklarımızı evimize gönderecekler dedi. Çocuğun gözü arkada kalarak kasadan uzaklaştılar. O kadın evine gelmeyecek olan o yiyecekleri için, çocuğunun ısrarla ne zaman gelecek sorusuna nasıl bir yanıt verdiğini düşünemiyorum. RÜTÜK bazı kelimeleri dıtlatacağına bu yemek programlarına el atsın. Zira sefaletin neden olduğu yıkım dıtlattığı kelimelerden çok daha kötü etki yapar.
                                               ***
Her gün gazetelerde ve televizyon haberlerinde kadınlara yönelik şiddet haberleriyle irkiliyoruz. Kadınlar öldüresiye dövülüyor. Bıçaklanarak, kurşunlanarak öldürülüyorlar. Ailelerden sorumlu bakanımız bakın ne diyor? Şiddet gören kadınları korumamız gerekir. Sayın bakana sormak gerekir. Siz bu konunun bakanı değil misiniz? Ne gerekiyorsa yapsanız ya. Ne yazık ki en becerdiğimiz iş havanda su dövmektir. Devletin koruma altına aldığı kadınlar bile, koruma altında olduğu halde öldürüle biliyorsa ne söylesek boş.
                                               ***
Sağlık Bakanlığı sağlıkta reform yapmakla övünüyor. Aldığımız kararlarla hastane kapılarındaki yığılmaları önledik diyor. Uyguladıkları sistem bu olduğu sürece elbet de hastane kapılarında yığılma olmaz. Bu sistemden önce bazı insanlar yüz elli kuruşluk aspirini bile yazdırmak için hastanelerde, sağlık ocaklarında sıraya giriyorlardı. Muayene ücretleri kişilerin yazdıracakları ilaçtan daha yüksek olunca, haliyle ilaç yazdırmaya gidenlerin sayısında büyük düşüşler oldu. Ben TIP 2 şeker hastasıyım. Her gün şekerimi kontrol altında tutmam gerekiyor. Bunun için yalnızca sabahları açlık şekerini ölçmek yetmiyor. Tokluk şekerini de kontrol altında tutmak gerekiyor. Bir kutuda elli strip var. (şeker ölçüm çubuğu) Bu sayı daki striplerle kan şekeri kontrolü ancak bir ay yapılabilir. TIP 2 de ensülin kullanılmaz. Bu yüzden TIP 2 hastalarına altı aylığına bir kutu strip yazılmaktadır. Dahası da var. Yazılan bir kutu stripe fiyat farkı da ödemek gerekiyor. Baypas ameliyatı olduğum için her gün kullanmam gereken aspirin ile şeker ölçüm striplerini paramla alıyorum. Gidip de sağlık ocaklarında sıraya girmiyorum. Kanımca birçok hasta da benim gibi yapıyor.
Kan şekerini kontrol altında tutmak çok önemlidir. Ensülin kullanma aşamasına gelindiğinde hastalığın faturası çok daha yüksek olur. SGK nın bu durumu göz önünde tutması gerekir.
Özcan Nevres   ozcan.nevres@gmail.com
www.ozcannevres.com  

11 Aralık 2012  14:12:28 - Okuma: (368)  Yazdır




İstatistik