Yazı

Bu Ülke Nereye Koşuyor!
Bu Ülke Nereye Koşuyor! 

Prof. Dr. Seyhan Hasırcı

Ülkemizdeki son yıllarda yaşanan baş döndürücü gelişmeler insanın başını döndürmek bir yana düşüncelerini de allak bullak ediyor adeta.

Eğitimden ekonomiye, spordan siyasete, terörden savaşa kısacası hayatın her alanında öylesine bir döngü oluşturuyor ki! Bu gelişmeleri yakından izleyebilmek sanırım maharet ister duruma gelmiştir. 
Eğitimde yaşadığımız en önemli gelişmeyle başlayacak olursak; en başta yeni hayata geçirilen 4 + 4 + 4 sistemi, ne okulu, ne öğretmeni ve nede ders içeriği hazır olamadan ve belirsizliklerle dulu olarak başlanan kaos!, Ekonomiden ben pek anlamam ancak hem kendi cebimdeki cüzdanımdan ve hem de  Türkiye de yaşayan yakınlarımıza baktığımızda pek öyle iç açıcı bir durumda olmadığımızı kolaylıkla görebiliriz. Siyasete gelince, artık bırakın bel altını, ayakaltına kadar düştü; gerek televizyonlarda ve gerekse basının diğer araçlarında örnek olması gereken liderlerin ağza alınmayacak kelimeleri söylediklerinde inanın yüzüm kızarıyor, benim durumum böyle iken acaba gencecik çocukların bu konuda ki düşünceleri ne? Bu konuda yanlış yapan her kim olursa olsun onaylamıyorum.
Şiddet’e gelince, almış başını gidiyor; Ülke düzeyinde şiddetten her gün ölen insanların sayısına baktığımızda (ki ölen her insana, insan olarak bakmakta yarar var diyorum), Komşu ülkelerle sıfır sorunla yola çıkıldığı her defasında bizlere dikte ettirildi! Ancak sorunsuz olduğumuz ülke kalmadı gibi. Tüm bunlar yetmezmiş gibi spor alanlarında özelliklede futbol sahalarındaki şiddete hala dur diyecek bir kurumun harekete geçmemiş olması beni daha da çok üzmektedir!
Özellikle Eğitim konusu burada ön öncelikli yerini korumaktadır; Bu son günlerde oluşturulmaya çalışılan sistemden insanlar ister istemez birden panik yaşamaktadırlar; Dünyanın en ünlü pedagoglarını ülkemizde eğitime ilişkin olanları duysalar; sanırım şaşırırlardı! Kısacası ilkel toplumdan modern topluma geçiş devam etmesi gerekirken bizler bu tür eğitim sistemiyle maalesef oryantal yapımıza daha da hızlı bir şekilde koşuyor gibiyiz!
Sevgili Anne ve Babalar okul yaşının alta çekilmesi ve 4 + 4 + 4 sistemi ile ne kazanıp ve ne kaybedeceğimizi hiç düşündünüz mü? Ya da bunu hiç hesap ettiniz mi? ben bu konuyu özellikle Almanya’da bu alanda emek veren Pedagoji uzmanları ile birçok meslektaşımla çok sık olarak tartıştım. Bu konuda birleştikleri ortak sonuç ki bunu kesinlikle bende bu şekilde onaylıyorum; ‘’Çocuğun oldukça hassas bir varlık olduğunu ve onun gelişimi de aynı hassasiyeti içerdiğini, yapılacak küçücük bir hatanın daha sonraki dönemlerinde altından kalkılamayacak sorunları da beraberinde getirebileceğini’’ ifade etmektedirler!
Kısacası o ülkedeki çocuk ve gençlerin eğitimi öylesine önemli ki bir ülkenin geleceğini değiştirebilecek niteliktedir. Eğer bu günkü iktidar böylesine ezici bir çoğunlukla iktidarda kalıyorsa işte eğitimin ne kadar önemli olduğunun bir sonucudur!
Çocukların gelişim döneminin her çocukta farklılık göstereceği gibi (Fiziksel, sosyal, cinsel, sosyal, duygusal vs.) gelişimlerinin de farklılık gösterebileceğini ifade ederek, bir çocuğa erken yaşlarda yapılan yüklemeler sonucunda o çocuğun bu yükü kaldıramadığında hem okuldan soğuyacak ve hem de temel eğitimini tamamlamadan geleceğini karanlıklara gömecektir.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı gibi bu günlerde ülkemizde eğitim yaşını alta çekmek ve kendi düşüncelerine uygun bir der içeriği hazırlamakla, oldukça büyük riskler taşıyan bir uygulama yapılmaktadır. Biz ve bizim gibi ülkelerde (kırsal ve feodal yapıdaki ülkeler) bu alanda yapılacak bir yenilik bence çok iyi düşünülmeli, denenmeli ve başarılı olunacaksa uygulamaya konulmalıdır. Bunun ne kadar sakıncalı olduğunu ortaya koymak için Almanya da doğan bir çocuğun kısa bir yol haritasını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Almanya da doğan bir çocuk 3 yaşına gelene kadar anne be babanın denetiminde büyür (bakınız alman yasalarına ebeveynler 3 yıl gibi oldukça uzun bir süre izin alabilir). 3 yaşına gelen her çocuk, hemen hemen her koşulda anaokulu ya da okul öncesi eğitim kurumlarına gitmekle yükümlüdür (Avrupa da bu mümkün ama ülkemizdeki durum içler acısı, hani aklıma taş atan çocuklar gelince önce bir durup düşünüyorum). Çocukların buradaki süreleri 3 yıldır bu süre içerisinde çocuklar; Uzman eğitimciler tarafından ilkokula hazırlıklarının yanı sıra gerek fiziksel ve gerekse duygusal olarak ta ilk okul eğitimine hazırlanırlar. Kısacası çocuğun bu dönemi tamamen arkadaşları ile oyun oynama, paylaşma, uyum içerisinde arkadaşları ile birlikte olma ile geçer(daha farklı bir anlatımla çocuğa bu dönemde spor, müzik ve resim duygusu da aşılanır). Anne ve babadan daha o yaşlarda ağlayıp sızlamadan ayrı kalmayı okula gitmeyi öğrenir, öğretmenlerine alışır ve okul onun ikinci evi gibi olur.
Almanya da temel eğitim dönemi ve süresi 4 yıldır ve bu eğitime başlama yaşı altı’dır yani 72 ay’dır! Burada, 66 aylıkmış, 60 aylık gibi hiçbir tartışma yoktur ve olamazda. (Almanya’daki eğitimle ilgili olarak bundan sonraki yolların nasıl olduğunu ilgi duyanların, araştırma yaparak geniş bilgilere ulaşabileceklerini tavsiye ederim).
Tüm bunların dışında esas branşım olan, Spor konusuna gelince; İçim sızlıyor, her şey öylesine karmakarışık yürüyor ki, eline fırsat geçiren (doğru ya da yanlış, ilgili ya da ilgisiz) o fırsatı kendi bildiği kadarı ile işlemeye çalışıyor! Böylesi insanlarla ülkemiz sporunu nasıl daha da ileriye götüreceğiz?
Ülkemizdeki sporun hangi düzeyde olduğunu anlayabilmek için bana göre iki farklı alanda analiz yapmamız yeterlidir; Birincisi olimpiyat oyunlarındaki durumumuz ve İkincisi ise ülke genelinde spor yapan insanlarımızın sayısal olarak çokluğuna bakmanız yeter. Her iki alanda da maalesef pek iç açıcı yerlerde değiliz. Gençlik konusunda ise maalesef böylesine kalabalık bir genç nüfusa sahip olan bir ülkenin tüm gençliğine istenildiği kadar önem verilmediği gibi spor konusunda da yeterli değerlendirilmediğini görmekteyiz.
Beni asıl şaşırtan bir konu ise, artık insanlarımızın bir mevkii ve bir menfaat uğruna sahip olduğu felsefesini, ilkelerini bir tarafa bırakarak ve hatta hiçe sayarak, (kendileriyle hiç ilgisi olmayan alanlarda bulunmaları!) ve gözünü kırpmadan bu sunulan olanaklara balıklama atlıyor olmasıdır! Evet tekrar başa dönüyorum Bu ülke kimlerle nereye koşuyor!
 
Saygılarımla.
Prof. Dr. Seyhan HASIRCI
 


9 Kasım 2012  21:22:09 - Okuma: (522)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik