Yazı

Ali Can Hocamı Kutluyorum
Ali Can Hocamı Kutluyorum 

İbrahim Becer

Yaptıkları işin çapı kendi çaplarını geçmeyen teşkilatların, kişilerin ya da ne derseniz deyin ortak bir özellikleri vardır: Yapılan işe amiyane tabirle ‘afili’ isimler bulmak.

         Altı üstü dört metre Arnavut kaldırımı döşersin, ya da üç tane çiçek ekersin olur sana peyzaj çalışması, çevre düzenlemesi. Ya da Germencik, Bayındır gibi nispeten daha iddiasız, kendi halinde çevre ilçelerde de bulunabilecek meyve sebze halinden yaparsın, olur sana Tarımsal Sanayi Alanı.
         Şapkadan tavşan çıkarmanın son örneği de malumunuz olduğu üzere geçen aylarda yaşandı. Biraz kendini sıksa, dört tane okulun Okul Aile Birliği’nin yapacağı kermesi festival diye kakalamaya çalışıyorlar. Ana tema olarak ‘çok kültürlülük’ seçilmiş falan filan. İçerik de bir numara olmadığı zaman genelde böyle yollara başvurulur. Çok kültürlülük üzerine örnekler arıyorsun, bu sefer de karşına çomak dağı köylülerinin yaptığı bez bebekler çıkıyor.
         Kent Belleği de hemen hemen aynı kalibrede benim için. Ama ben yine de Kent Belleği için bir şey yazmak istemezdim. Ta ki işin içine Ali Can Hoca ve onun kitabı girene kadar.
Kent Belleğindeki en büyük hata şu olmuş; bu projeyi tasarlayan arkadaşlar muallakta kalmış sanki. Daha çok şöyle bir ikilem var: Bu proje Selçuklulara yaşadıkları ilçeyi mi tanıtacak, Selçuklu olmayan zevata Selçuk hakkında fikir mi verecek? Doğma büyüme bir Selçuklu olarak söyleyeyim ortaya çıkan eser ne devedir ne de kuş. Muhteşem bir binayla kamufle edilmiş, çok fazla eksiği olan bir çalışmadır o kadar.
         Orayı bir Selçuklu olarak gezersem Arpa’yı da görmek isterim elinde şarap şişesiyle, Bekar Hasan’ı da, Mavro Aliyi de süt toplarken. Yok, bir yabancı olarak gezersem şayet, kapıdan çıkarken düşüncem şu olur: Bunlar tütüncülük falan yapmışlar, geri kalan da Allah vergisi turizmle bugüne kadar gelmişler.
         Bu işi yapan, hem de içinden geldiği için mükemmel bir şekilde yapan iki tane adam vardır bu ilçede: Şükrü ve Ali Can Hocalar. Kartpostallarda Selçuk’un izini sürmek istersen Ali Hocamın kapısının çalınması gerekirdi. Selçuk’un sembol isimlerinin, yakın tarihinin izini sürmek isterseniz de Şükrü Hocamla konuşmanız gerekirdi. Başka vesileyle Şükrü Hocam hakkında kanaatimi belirten yazımı yazmıştım. Ali Hoca’ya gelince yazdığı eserden bir nüsha da elimde mevcut şu anda.Takip edebildiğim kadarıyla bir hak gaspı söz konusu. Bu hissi iyi bilirim. Bir vesileyle Google da bir yazımı ararken benim de başıma gelmişti. İsmini unuttum, adamın biri almış benim yazımı, koymuş fotoğrafını, altına da atmış imzasını yayımlamış utanmadan. Adamın şahsına mail attım olmadı, sonra biraz daha araştırınca adam sitenin sahibi çıktı.
         Hepimiz biliyoruz ki önemli isimler çıkarmak konusunda çok da bereketli bir ilçe değiliz. Yukarıda zikrettiğim isimler de nadir yetişen değerlerdendir. Kendi cebinden masraf ederek başarılı işler çıkaran bu insanların hali hazırdaki Belediye ve onun başkanıyla sorun yaşamaları sizin için de manidar değil mi? Belediyeye falanca makamdan o kitap için ödül gelse ne olur gelmese ne? Şu ilçede yaşayan vicdan sahibi herkes biliyor ki bu ödülün sahibi Ali Hoca’nın bizzat kendisidir. Kolleksiyonerlik gibi mesarifli bir işi yürütebilmek eminim ki onu da zorlamaktadır. Ben Ali Hocamla değil de ağabeyi Osman’la devre olmam hasebiyle bildiğim kadarıyla öyle dillere destan bir zenginlik de söz konusu değil. Bu adam gerçekten büyük bir özveriyle genç yaşında çok büyük işler yapmış, en azından benim tarafımdan gıptayla takip edilen bir büyük Selçuklu Tarihçidir.
         Oysa ki bakıyorsunuz koskoca Belediyeden bu konuyla ilgili tek bir kelime açıklama yapılmıyor. Selçuk’taki internet sitelerinden çıt çıkmıyor konuyla ilgili. Bir korkaklık, bir pısırıklık almış başını gitmiş. Yakın zamanda Belediyede istihdam edilmek üzere İletişim Uzmanı da alınmıştı oysa ki. Yurt dışından gelip Selçuk’ta yaşamayı seçmiş olan yabancı uyruklu vatandaşları anlatan, keçiboynuzu tadındaki yazılarını okuduğumuz bu iletişim uzmanı arkadaş neden işini yapmaz, bu iletişim kazasını neden kamuoyuyla paylaşarak hal yoluna koymaz?
         Hadi onun yetkisi yok diyelim. Peki, Başkan için bir hakkın iadesi bu kadar zor mudur? Zordur, çünkü envanterinde bu işi yapacak kalibrede adamın yoksa çevren bir insan kalabalığından öteye gitmez. Gönül isterdi ki o kitabı yazacak olan adam Belediye mensubu olsun ama bu işi yapan adam Milli Eğitim camiasından çıktı. Yine de benim konuştuğum, görüştüğüm her Selçuklu bir hakkı teslim etmekte bu ilçede: ‘Galiptir bu yolda mağlup!’
         Ali Hocam bugün bu ilçede göğsünü gere gere dolaşırken maalesef bazıları muhkem mevzilerinin duvarlarını daha da kalınlaştırmakla meşguller. Zannediyorlar ki duvarlar ne kadar kalınlaşırsa onlar kendilerine duyulan kırgınlıklardan, memnuniyetsizliklerden o nispetle uzaklaşacaklar. Oysa ki ne kadar da gafilane bir haldir düştükleri durum.
Bir başka yazının konusu olmakla beraber (ki ben bunu mutlaka yazacağım) Selçuk’un kaderine uzun bir süredir aslen Selçuklu olmayanlar hükmetmekteler. Bir şekilde sırf katı ideoljilerine, şu anda mevcut yönetimin oy kaygısıyla ses çıkarmamasındandır Selçuk’un öz be öz evlatlarının harcanması, kadir kıymetlerinin bilinmemesi.
Ben şahsım adına Ali Can hocamı aldığı ödül vesilesiyle kutlar, bir Selçuklu olarak Allah’ın takdiriyle doğduğum, ölmek için kendi rızamla seçtiğim, ama herşeyden önce çok sevdiğim ilçemin yüzünü ağarttığı için teşekkürü bir borç bilirim.
         Umulur ki Ali Can’dan tutun da Kültür Bakanına, Şükrü Hoca’dan Sabahattin İzcioğlu’na kadar herkesle kavga etmeyi bir hüner bilen bu anlayış bu ilçede son demlerini yaşıyordur.

16 Ekim 2012  23:08:57 - Okuma: (752)  Yazdır




İstatistik