Yazı

Cemaat Alevilerden daha laik
Cemaat Alevilerden daha laik 

İbrahim Becer

Türkiye’de gerçekleşen hemen her olay hakkında, hemen herkesin söz söyleme hakkı bulunmaktadır; buna saçmalamakta dâhildir. Ya da cümleyi şöyle düzeltelim, ben de saçmalıyor olabileceğim için buna ben de dâhilim. Neticede demokratik bir ülkede yaşıyoruz ve söyleyecek sözümüzün akacak mecrası varsa kimse için sorun yoktur.

         Esasen sorun laf ağızdan çıktıktan sonra kendini belli etmekte. Bir takım insanlar toplanıp ‘İmam Hatip Okulları’ hakkında konuşuyorlar, izliyorum. Alnı secdeye gitmediği halde ‘memleketin bu kadar imama ihtiyacı mı var’ diye sorgulayan ‘deforme olmuş sol tandanslı kenar köşe adamları’ akıl yürütüyorlar.
         Aslında üzücü bir durum düştükleri hal; konu hakkında en ufak bir bilgisi olmayan bu adamların fikir beyan etmeleri de maalesef yazının başında övdüğümüz demokrasinin nimeti değil, külfeti olarak karşımıza çıkıyor. Konu İslam olunca başını bu eski tüfeklerin ve Alevi’lerin çektiği bir grup var ki onlara bazı meseleleri açıklamam gerekecek kanaatindeyim.
         Özellikle Aleviler, dindarların hayatları hakkında açıklamada bulunmayı, nedendir bilmem kendilerine bir görev edinmişler. Ben, cami cemaatinin ikindi namazı sonrası ‘Alevi inancı’ hakkında konuştuklarına şahit olmadım hayatımda. Ama o kesimin, konu eğitim de olsa sağlık da olsa meseleyi Sünni inancına bağlamasından da herkese gına geldi.
         Sizlere bir hizmette bulunacağım. Sistemin içinden gelen biri olarak iki noktada kafa karışıklığınızı gidereceğim.
         Ders 1 (yazıyla bir): İmam Hatip okuluna giden çocuklar imam veya müezzin olur”. YANLIŞ
 Bu çağda halâ bu kafada olanlar gerçekten enteresan arkadaşlar benim için. Basit bir hesapla dahi bu işin altından kalkabilirler aslında. Memleketteki İmam Hatip öğrencilerini sayarsın, yıllık ihtiyaçtan çıkarırsın ve yanlış giden bir şeyler olduğunu anlayabilirsin ama bu basit mantığı bile kuramıyorlar. Arkadaşlar, Aileler çocuklarını oraya sadece bu meslek grupları için vermiyorlar. Buradan çıkan öğrenciler doktor, mühendis, pilot vs. olsun istiyorlar.  Doğrusu da budur zaten; yıllarca gerek engellenerek, gerek hakir görülerek itilip kakılıyorsan, gözünü seni itip kakan kurumlara diker ve zamanı gelince de o makamlara adaylığını koyarsın. (bkz. Başbakan ve kabinesi ve Cumhurbaşkanı)
         Ders 2 (yazıyla 2): “ zorunlu din dersleri Laiklik ilkesine aykırıdır”. DOĞRU
Sadece zorunlu din dersleri değil, Diyanet işleri de Laiklik ilkesine aykırıdır. Hele şu zamanda geçtim aykırılık mevzuunu, gereksizdir. Fakat bu kurumu da Devlet, 1920’li yıllarda babasının hayrına kurmadı onda anlaşalım. Devlet, ne kadar bastırsa günü gelince Türkiye’de dindarların iktidarı ele geçireceklerini adı gibi biliyordu. Devletin sahibi elitlerin kafasından geçenleri de elbette dindarlar biliyordu. Yani bir anlamda ‘avcı ne kadar tuzak bilse, ayı da o kadar yol bilir’ hesabı anlayacağınız. Bir an bile rehavete kapılmadan ilmek ilmek sistemlerini kuran bu kurumların, cemaatlerin artık maddi manevi devlete ihtiyaçları yoktur. Çok derinlemesine bilmenize gerek yok; sadece Cemaati ve onun çapını hayal edin. Türkiye’yi aşmış, hizmetlerini tüm dünyaya yaymış bir kurum olan Cemaat ’in kime ihtiyacı olabilir?
         Türkiye’de Şamanistler bile devletten bir beklentileri olmaması, hatta şikâyetçi bile olmamaları noktasında Alevi’lerden daha laiktirler. Siz hiçbir Şamanist’in ateş yakacağım benzin ver, ya da satanist’in ayin yapacağım şeytan bul dediğini, üç beş kişi de olsa meydanlara indiğine şahit oldunuz mu? Alevilerin, bir inanç topluluğu olmaları hasebiyle Devlet’in işlerine alenen karışmaları bile Laikliğe aykırıdır.
         Hadi bunlar uç örnekler diyelim; Cemaat ‘in yedi düvelde açtığı okullar ortadayken Devlet’i bu işin içine sokmamasını nasıl açıklarsınız?
         Yani, Türkiye’de laik olan kurumların en başında kendilerinin de sandığının aksine Aleviler değil Fethullah Gülen ve cemaati gelir. Çünkü Devletin dine, dinin de Devlete karışmaması prensibine en başından sadıktırlar. Ne jakoben, baskıcı Kemalistler gibi başkasının işlerine burunlarını sokarlar, ne de Aleviler gibi devletle devamlı niza yaşarlar. Çünkü devletin dayattığı din onlara ibadetlerini yapmalarını ve gerisine karışmamalarını emrederken Kur’an’ın emri bununla yetinmemelerini emrediyordu. Bugün Türkiye’de cemaatlerden, Ak Parti’den nefret edenlerin de anlayamadıkları, anlamak istemedikleri mesele budur; “bir Müslüman Allah’ın kitabıyla haşrolunur”. Bunun da bilinciyle sanattan spora, oradan siyasi iktidara kadar her konuda iddialı olmaları gerekiyordu ve gerekeni yaptılar.
         Bugün Aleviler ‘İslam tek din olarak bize dayatılıyor, asimile oluyoruz’ diyorlar. Eğer İslam dairesi içindeyseler neden asimile olmaktan korkuyorlar, yok eğer dairenin dışındaysalar bu kadar gevşek bağlarla mı bağlılar inançlarına? 1400 yıldır Müslümanlara birer Şimr, Muaviye, Yezid objektifinden bakarak hesap soran bir inanç grubu neden 1992’de Erdal İnönü’ye hesap soramamıştır? Dersim katliamıyla ilgili hesap sormak görevi neden bir Alevi Dedesine değil de dindar bir Başbakan’a düşer peki? Dersim’de dağları, çoluk çocuk demeden bombalayan Sabiha Gökçen hakkında ne düşünür peki Aleviler?
Hadi Seyit Rıza’nın oğlunu isyan ettiği için babasının gözü önünde astılar diyelim, ya ufacık kız çocuklarını annelerinden koparıp da batıdaki ailelere evlatlık verenler kimlerdi ve bunun adına ne denirdi? Kendilerine asimilasyonun ağa babasını yapmış olanlarla bugün kol kola gezen Aleviler sus payı olarak ne aldılar acaba?
Akıllı adam affeder diyelim ve sizin atalarınıza karşı yapılan bu katliamı affettiğinizi düşünelim. Ama cümleyi de yazıyı da şöyle bitirelim; akıllı adam affeder, daha akıllısı da affetse de unutmaz. Sizlerin hiç hatırlamak istemeyip, bilinçaltına attığınız yetmezmiş gibi Onur Öymen’le kol kola yürüyerek kemiklerini sızlattığınız bir Seyit Rıza’nıza karşı, bizim de asla unutmadığımız İskilipli Atıf’ımız var. Ve biz aklımıza mukayyet olduğumuz için affetmediğimiz gibi unutmuyoruz da.
Akıllının, en akıllısının, daha akıllısı da bunu yapar: Ne affeder ne de unutur…


21 Eylül 2012  15:38:23 - Okuma: (522)  Yazdır




İstatistik