Yazı

1 (BİR)
1 (BİR) 

Ali Can

Konuşma dili, günlük hayatta diğer insanlarla iletişim kurmak için konuşurken kullandığımız dildir. Bu dil, doğal olduğu için konuşurken cümlemizin kurallı olup olmadığına, kelimelerin doğru sıralanıp sıralanmadığına, söyleyişin doğru olup olmadığına pek dikkat etmeyiz.

Bu sebeple zaman içinde, bölgeden bölgeye değişen birtakım söyleyiş farklılıkları ve kelime farklılıkları ortaya çıkar. Bu farklılıkların tarihî süreç içinde, bölgelere göre geçirdiği maceradan o dilin lehçeleri ortaya çıkar.

Yazı dili, adından anlaşılacağı üzere yazıda kullanılan dildir. Dilde birliği, anlaşma kolaylığını sağlamak için kullanılan kitap dilidir, kültür dilidir, edebî dildir. Konuşma dilinin her bölgenin doğal, günlük dili olmasına karşılık yazı dili, okuma yazmada kullanılan ortak dildir. Konuşma dili günlük hayatta farklılık gösterirken yazı dili göstermez. (En azından şimdiye kadar göstermiyordu.)
Kent Belleği Merkezi’nin açılışı vesilesiyle çıkarılmış bir bültende yer alan metni noktasına, virgülüne dokunmadan paylaşıyorum:
“Tren düdüğü çaldığında herkes çok korktu napcak acaba bu insanı yicek mi dedik. Giderdik gezmeye giderdik, hayvanlan gidiliyodu araba yoktu bişey yoktu ki. Tren gelcekmiş bağardığı zaman her yakaya duyuluyomuş ee ne gelcekmiş trenmi gelcekmiş hadi bakalım gidelim millet hazırladı ekmeğini çıkının hadi bakalım istasyona bizim köy istasyonuna bende o zaman pek kocaman değilim anamın demekki daha çocuğu yokmuş anam beni arkasına bindiridi kendi götürdü gitti gittik vardı gari istasyona oturduk gari tren gelcek diye bekliyoz tren tepeköy tarafına…oraya geldiğinde bir düdük çaldı tren bir düdük amma herkes ayakkabısını çıkaran eline alan dağa bu insanı napcak acaba yicekmi napcak korktular bende onlarla beraber kaçıyom gari treni gördük amma tren düdüğü çalınca korktuk düdükten korktuk bide duman poh poh poh hadi bakalım dağa tren oturdu gari biz bekliyoz dağda,ondan sonra tren bi kalktı bir düdük daha çaldı Selçuğ’a hadi bakalım köye geldik treni o zaman gördük”
Anlatıcının şivesini aktarmak, okuyucunun ilgisini çekerek onu gülümsetmek maksadıyla ve kesinlikle iyi niyetle yazıldığına inandığım bu metin, güzel Türkçemize tam tepeden indirilmiş büyük bir darbedir. Tamam, bu metin art niyetle yazılmış bir metin değildir. Zaten aksi düşünülse, tamamen anlatıcıyı aşağılayan, onun bozuk Türkçesiyle alay eden bir davranış biçimi olarak algılanır, ancak burada böyle bir durum söz konusu değildir.
Konuşmayı veya konuşma kaydını dinleyen kişi, anlatıcının şivesinden fazlaca etkilenmiş ve bu heyecanlı, doğal anlatıcıyı çok sempatik bulmuş olacak ki bu konuşmayı aynen yazıya aktarmış. Lakin hiç iyi yapmamış! Kimse de dur dememiş.
konuşma dilinin bütün imkanları (vücut hareketleri, kelimelerdeki hecelerin telaffuz şiddetleri vs.) yazıda kullanılamaz.
konuşma dili gelişigüzeldir. dolayısıyla kurallara uyulmadığı görülür. Oysa yazı dili düşünülerek yapılan bir eylem olduğundan kurallara daha çok dikkat edilir.
Anlatıcı düşünmez ama yazan muhakkak düşünmelidir. Türkçemiz çok güzel ve çok özel bir dildir. Bu kadar cehalet ancak ilimle olur demeyeceğim. Daha dikkatli olmalıyız demekle yetineceğim. Yeni eğitim öğretim yılı hepimize hayırlı uğurlu olsun. Ana dilimize, Türkçemize, her yönüyle hakim, pırıl pırıl çocuklar yetişmesi temennisiyle…


18 Eylül 2012  09:26:45 - Okuma: (797)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik