Yazı

HAYIR
HAYIR 

Yusuf Ersoy

Ben, SELÇUK LİSESİ’ NİN 1995 yılı mezunlarındanım. Belediye Başkanı Hüseyin Vefa ÜLGÜR, o da SELÇUK LİSESİ mezunu; Ülgür, diplomasını aldığında takvimler 1979 yılını gösteriyordu.

Atatürkçü Düşünce Derneği Selçuk Şubesi Başkanı Tuncay KİREÇ, O da SELÇUK LİSESİ mezunu; 1994 yılında eğitimini tamamlayarak SELÇUK LİSESİ’ nden mezun oldu. Dernek üyelerinin büyük bölümü ya aynı liseden mezun olmuş ya da öğretmenlik yapmış. İlçemizde faaliyet gösteren siyasi partilerin başkanları sivil toplum örgütlerinin yöneticileri ve üyelerinin büyük bölümü aynı sıralarda tamamlamış orta ve lise eğitimlerini. 
Selçuk’ta kamu hizmeti veren kurumlarda çalışan memur ve işçiler arasında Selçuk Lisesi diplomasına sahip olanlar hiç de az değil. Durum özel sektörde de aynı; ticari hayatını Selçuk’ta sürdüren sanayici, esnaf, çiftçi, zanaatkar aklınıza gelebilecek her meslek dalında SELÇUK LİSESİ mezunu bir şehrimiz ile karşılaşmanız içten bile değil. Hatta SELÇUK LİSESİ sıralarında oturmuş ev hanımlarının sayısı azımsanmayacak kadar fazla. Yalnızca Selçuk’ta değil Türkiye’nin her yerinde Selçuk Lisesi mezunu doktorlar, avukatlar, gazeteciler, mühendisler, öğretmenler, bürokratlar, yöneticiler ya görev yapmış ya da yapıyor.
Sadece başarılı birer doktor, bürokrat, avukat, gazeteci ya da tüccar değildir SELÇUK LİSESİ mezunları; genel kültürleri çok iyidir örneğin. B.O.P’ un (Büyük Ortadoğu Projesi) ne olduğunu çok iyi bilirler; ‘’Biz Büyük Ortadoğu Projesi’nin Eş Başkanıyız’’ diyen bir Başbakanın neye ve kime hizmet ettiğini; Emperyalizmi, Amerikan Politikalarını ve bugün bu coğrafyada yaşanan kargaşanın nedenini. Özgür Suriye Ordusu’nun nasıl kurulduğunu da bilirler, niye internet sitesine merkez adresleri olarak Hatay yazdıklarını da. Kendi ülkesini kana bulayan bu silahlı çeteyi kimlerin desteklediğini para, silah ve asker ihtiyacını nasıl karşıladığını da. 
İngilizceleri de çok iyidir. ‘’One Munite’’ in tekil bir cümle olduğunu ve sonuna ‘’S’’ takısı getirilmeyeceğini bilirler örneğin ve Türkçe anlamını da çok iyi bilirler bu cümlenin, gizli ve açık tüm anlamlarını. Filistin’de yaşanan katliamların sorumlusu İsrail Cumhurbaşkanı’na sayıp söverken, yarım saat sonra yapılan basın toplantısında, dünyanın gözlerinin içine baka baka ‘’Benim sözüm İsrail’e değil Moderatöreydi (Toplantıyı yöneten kişi) konuşmacılara eşit süre tanımadı ben buna tepki gösterdim’’ dönekliğinin nedeni de.
 
Ekonomiden de anlarlar. Büyüme rekorları kıran bir ülkede halkın nasıl olup da her yıl biraz daha fakirleştiğini, medya kartelleri kurulurken kamu bankalarından nasıl krediler alındığını, bazılarının nasıl gemicik sahibi olabildiğini, neden dünyanın en pahalı benzinini kullandığımızı, kendi kendine yetebilen ülkelerden biriyken ineğe, ata, eşeğe yedirdiğimiz samanı bile ithal eder duruma gelmemizin altında yatan sebepleri çok iyi bilirler.
Coğrafyalarına diyecek yoktur. Yeni yapılan yasal düzenleme ile yabancılara satılacak toprak oranının neden arttırıldığını, hangi topraklara kimlerin sahip olacağını bilirler; çıkarılan 2 B yasası ile kimlerin orman vasfını kaybetmiş alanlara konacağını ve oralarda neler yapacağını da.
Vatandaşlık derslerinden hepsi çok yüksek notlarla geçmişlerdir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin duvarında kocaman harflerle yazan ‘’EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR’’ cümlesinin ne anlama geldiğini çok iyi kavramışlardır; devlet şeklinin Cumhuriyet olduğunu, laikliği.
Yasama, Yürütme ve Yargı erklerini bilirler mesela, en önemlisi neden bağımsız olmaları gerektiğini. Bir valiz dolusu sahte belgeye dayanarak aralarında eski Genel Kurmay Başkanın da bulunduğu yüzlerce subay, gazeteci ve akademisyen terörist damgası vurularak tutuklanırken ellerinden kan damlayan 450 PKK’lının neden salıverildiğini; Sivas’ta, Madımak Oteli’nde onlarca insanı diri diri yakan katillerin haklarında açılmış olan davaların zaman aşımı ile niye düştüğünü; yüz yılın yolsuzluğu olarak nitelendirilen DENİZ FENER’i sanıklarının nasıl aklanıverdiklerini; tecavüzcülerin değil, 13 -14 yaşında tecavüze uğrayan kız çocuklarının neden suçlu bulunduğunu çok iyi bilirler.
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersini hepsi çok sever. İslam dininin nasıl doğduğunu, Hz. Muhammed’in hayatını, peygamberleri, İmanın ve İslam’ın şartlarını eksiksiz bilirler. Nasıl abdest alınacağını, vakit namazlarının kaç rekat kılınacağını, kimlerin zekat ve fitre vereceğini. İslam ahlakını, hak yememeyi, komşu hakkını, zulmedenin karşısında durmayı, güçsüz olanı korumayı bilirler. Ve DİNDAR ile KİNDAR olanı, özellikle ikisini birbirinden ayırmayı çok iyi öğrenmişlerdir.
Hiç biri Milli Güvenlik dersini kırmamıştır. Hepsi vatanına bağlıdır, subayını, askerini, ordusunu sever. Duyduğu her şehit haberi ile bir oğlunu, bir kardeşini, bir abisini daha yitirir her biri. Yan gelip yatma yeri olmadığını bilir kışlanın; peygamber ocağıdır orası, adam olunacak yerdir. Her şey birkaç MEHMET içindir, hepsi bir ömürdür. Ama bilirler akan kanın neden son bulmadığını. 2001 de neredeyse çökmek üzere olan bir terör örgütünün 10 yılda ilçeleri kurtarılmış bölge yapabilecek, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde alan hakimiyeti kurabilecek hale nasıl gelebildiğini çok iyi bilir. Kimlerin hain kimlerin vatansever olduğunu çok iyi öğrenmişlerdir.
Gelelim en çok sevdikleri derse. Tarih. Hepsi 90 yıl önce yoktan var edilmiş bir ordu ile toprakları düşman çizmeleri altında çiğnenen vatanını canı, kanı pahasına bağımsızlığa, özgürlüğe taşıyan bir ulusun çocukları olduklarının farkındadırlar. Bu ülkenin ne şartlar altında kurulduğunu çok iyi bilirler. Düşmanın denize nasıl döküldüğünü, modern Türkiye’nin temellerinin nasıl atıldığını, devrimleri; DEVLETÇİLİĞİ, İNKİLAPÇILIĞI, LAİKLİĞİ, CUMHURİYETÇİLİĞİ, HALKÇILIĞI ve MİLLİYETÇİLİĞİ çok iyi öğrenmiş, bütün bunların olmasını sağlayan kişiyi, ATATÜRK’Ü çok iyi anlamışlardır. Çıktıkları yolda en önemli rehberleri Mustafa Kemal’dir. Ona neyi borçlu olduklarının farkındadırlar, bugün Türkiye’yi yöneten en yetkili ağızların hakkında ortaya attıkları akıl almaz iddiaların hiçbir gerçekle örtüşmediğini bilirler; ve her şeyden önce birinci vazifelerinin Türk İstiklal ve Cumhuriyetini sonsuza kadar korumak olduğunu da.
Şimdi Selçuk Lisesi yazan tabelanın yanında yeni bir tabela daha var artık: SELÇUK İMAM HATİP LİSESİ. Okul bu yıl öğrenci kabul edecek ve eğitime başlayacak. Peki çok mu ihtiyaç var Selçuk’ta İmam Hatip Lisesi’ne? Kayıt sayısına bakılırsa bunun talep ile ilgisi olmadığı anlaşılıyor. Oysa yakın ilçelerde İmam Hatip okulları var, üstelik taşımalı eğitim sistemi uygulanan ülkemizde yakın okullara öğrenciler taşınabiliyor. Sayıları onları geçmeyen ancak, İmam Hatip Lisesi’nde okumak isteyen öğrencilerimiz yakın ilçelerde bulunan okullara yerleştirilebilir. Örneğin Bayındır’da 1974 yılından bu yana faaliyet gösteren bir İmam Hatip Lisesi var, üstelik öğrencilerin yatılı kalabilecekleri bir pansiyonu da bulunuyor. Tamam, yatılı eğitim taraftarı olmayabilirsiniz; oğlunuz ya da kızınız evinizde olsun uzakta olmasın istiyorsunuz, o zaman Tire’ye gönderebilirsiniz çocuklarınızı. Orada da 1978 yılından bu yana eğitim öğretim veren bir İmam Hatip Lisesi mevcut. Burası da uzak geldiyse Torbalı’da da bir İmam Hatip Lisesi bulunuyor. Üstelik 1975 yılında açılmış. Her iki ilçenin Selçuk’a uzaklığı 20 dakika.
İlçemizde eğitim ile ilgili çözüm bekleyen o kadar çok sorun var ki. Bunların başında da derslik sıkıntısı geliyor. Türkiye’nin batısında, üstelik 3. Büyük şehri İzmir’in 75 kilometre ötesinde Efesi, Meryem Anası, Artemis Tapınağı ile dünyaca tanınan turistik ilçesi Selçuk’ta öğrenciler 50-60 kişilik sınıflarda ders görüyor. Burada ücra bir köyden ya da mezradan bahsetmiyoruz; bahsettiğimiz yer her yıl milyonlarca turist tarafından ziyaret edilen bir ilçe. Orta da bu denli ciddi sorunlar varken Selçuk’ta İmam Hatip Okulu açılarak atılan adım çok düşündürücü.
Hükümet, 4 + 4 + 4 sistemi ile okullarımızın tamamını örtülü olarak ya da tabelalarla ilan ederek İmam Hatiplere dönüştürüyor. Aydınlık Türkiye’nin geleceğine şimdiden tahakküm koyuyor hizmet ettikleri amaç doğrultusunda ülkemizi bölünmenin, kargaşanın ve kaosun içine çekiyorlar. Bu olup bitene dur diyebilecek tek güç Millettir; ancak, o da kapalı kapılar arkasında dönen dolapları çok net görebilmeli ve oyunların farkına varabilmedir. İşte bu, ancak Selçuk Lisesi Mezunları gibi iyi yetiştirilmiş merak eden, okuyan, araştıran, sonuçlar çıkaran aydınlık zihinlere sahip, ileriyi gören, bağımsız, özgür bir Türkiye’ye inanan ve Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü çok iyi anlamış yurttaşların varlığı ile sağlanabilir.
1958 yılından bu yana hem Selçuk hem de Türkiye için aydınlık yurttaşlar yetiştiren SELÇUK LİSESİ ülkemizin geleceği için çok önemli bir kurumdur. Okulumuzun İmam Hatip Lisesi’ne dönüştürülmesine HAYIR demek, Akp’nin emperyalistlerle birlikte kol kola sürdürdüğü politik ve ideolojik oyuna dur demenin bir biçimidir. Başta Selçuk Belediye Başkanı Sayın Vefa Ülgür olmak üzere, tüm sivil toplum örgütü yönetici ve üyelerini, o sıralarda oturmuş, oturan ve oturacak olan herkesi, tüm Selçuk Halkını Selçuk Lisesi’nin İmam Hatip yapılmasına karşı çıkmaya çağırıyorum. Hadi hep birlikte haykıralım: HAYIR. SELÇUK LİSESİ İMAM HATİP OLAMAZ.

5 Eylül 2012  14:30:02 - Okuma: (5045)  Yazdır




İstatistik