Yazı

ÇAPSIZLAR.......
ÇAPSIZLAR....... 

Hüseyin Taşyakan

Son günlerde başını RTE' nın çektiği bir çapsızlık tartışmasıdır aldı yürüdü.

Gerçi biz kendisinin ağzından bu tür sokak jargonu dinlemeye olabildiğince alışkınız, kendi görüşünden değilseniz eğer siz de mutlaka böyle bir beklenti içinde olunuz. Bir gün mutlaka, kendilerinin derin bir argo kültürünü yansıtan aşşağılayıcı, hakaretvari ve küçük düşürmeye yönelik ifadelerinden sizde nasipleneceksinizdir. 
 
     AKP cenahının Genel Başkanlarından tutunda en alt kadrolarına kadar bakın, konuşmalarından Allah, din, iman, kitap ifadeleri eksik olmaz. Sözde (!) hiç kimse onlar kadar müslüman ve inanç sahibi değildir sanırsınız. Gelin görün ki, kendilerinin bir beş yıldızlı hotelde verdikleri yine bir iftar sofrası öncesi RTE' nın salonda bulunanlara hitab ederken yaptığı konuşmada (kendisine muhalif bir siyasi partinin lideri,Osman PAMUKOĞLU paşaya atfen) adeta kin kusuyor. Hele ki kullandığı ifadelere bakarsanız, koskoca Türkiye Cumhuriyeti' nin Başbakan' ını mı yoksa mahallede iki bilyeyi paylaşamayan çocukları mı dinlediğinizi karıştırırsınız. ''Gramın ne? Çapın ne kadar ? Sen kimsin?'', dindarlık ve müslümanlığı ağzından düşürmeyenlerin üstelik bir iftar sofrası huzurunda kullandığı ifadelere bakın ! 
     Oysa madem ki siz bizlerden çok daha kusursuz ve inançlı ve dindar müslümanlarsınız, İslam dininin hoş görü dini olduğunu da bizden çok daha iyi bilmeniz gerekmez mi ? Hele ki Allah yolunda bir ibadet konumunda hazırlanmış bir iftar sofrası önünde bu beyanlara dahi eyvallah edecek kadar yalakalık gösterebilecek olanlar varsa, onlara da diyecek tek sözümüz YAZIKLAR OLSUN !!!(Ayrıca buraya da bir dip not olarak düşmek isterim ki; Irak' ta bir buçuk milyon müslüman katledilip, oradaki kadın ve kızlara Amerikan askerleri tarafından tecavüz edilirken, Başbakanınız RTE ABD askerlerinin en az kayıpla ve sağ salim evlerine dönmeleri için dua ediyordu) Ayrıca hazır AKP Genel Başkanı sormuşken biz hatırlatalım. Osman PAMUKOĞLU 1. dereceden cesaret ve feragat nişanını üç kez almaya hak kazanmış ve beş kez üstün birlik yetiştirme nişanına sahip olmuş Türk Ordusundaki tek General ve Subaydır. 
      Söz çaptan açılmışken aslında sorgulamak gerekir. Sizce de çapsızlık sizin gibi düşünmediğini gördüğünüz ve hatta düşüncelerinizin ne kadar felaket ölçüsünde yanlış olduğunu ispatlayanların karşısında sıkıştığınız için; saldırmak ve o nu aşşağılamak için kullanılacak bir can simidi mi olmalı yoksa sözlük anlamında olduğu gibi, her hangi bir görev, makam ya da konumda bulunmaya yetmeyecek bilgi, birikim ve donanıma sahip olmamayı mı anlatmalı. Bilime inananlar ile padişahım çok yaşa biadkarlığındaki  cehalet ürünü zihniyetin farkı da burada çıkıyor zaten ortaya... 
 
        Çapsızlığın kimlere ait olduğunun yorumunu yazının sonuna saklayarak, son günlerde olanları bir irdeleyelim. Zaten siz de okurken çapsızlığı kimlere yakıştıracağnız kararını da vereceksiniz diye umuyorum.
 
        Türkiye' yi yönetenlerin yanlış ve tutarsız dış politikaları sayesinde, bırakalım gerçekleştirme hayallerini, hayalini kurmayı bile akıl edememişken: PKK Kuzey Suriye' ye de konuşlanarak Akdeniz' e ulaşmanın mutluluğunu yaşıyor. Bunu kendi ellerinizle ikram etmeye kalksanız bu kadar kolay başaramazdınız. Yine dış politika da olduğu gibi terörle mücadele konusunda da sözden öteye kararlılık ve başarı gösteremeyen bu iktidar sayesinde PKK terörü Foça' daki saldırıyla beraber sahillere kadar inmiştir. Şemdinli' de günlerden beri süren çatışmalar, Hakkari' de cadde ortasına terör örgütünü simgeler bir paçavranın asılması ve hatta bu ülke topraklarında millet iradesine kadar uzanan bir saldırıyla milletvekilinin kaçırılması bir tek şeyi gerektirirki; o da bu hükümetin derhal istifa etmesidir. Zira bu kadar saldırıya ve küçük düşürülmeye karşı sessiz kalmak çapsızlıkla dahi anlatabilinecek kadar küçük bir kusur yada suç değildir. 
         Bütün bunlar olurken ve Ana Muhalefet partisinin Meclisin toplanması çağrısına fütursuzca kulak asmayan AKP cenahının son bombası da Hükümet sözcüsü Hüseyin ÇELİK' ten geldi. ''Bir kaç Mehmet şehit edildi diye meclisi toplayamayız'' Kullandığı cümle aynen budur. Bilirsiniz eski bir ata sözüdür, İmamın yellendiği yerde cemaat ne yapmaz ! derler. Hatırlarsanız AKP genel başkanı Başbakan RTE da telefonla katıldığı bir tv programında şehitlerimiz için kelle ifadesini kullanmıştı. Buraya bakarak aslında Hüseyin Çelik' e de haksızlık etmeyelim derim, zira hiç olmazsa o kelle demedi Mehmet dedi. Ama neresinden bakarsanız bakın bu zihniyetin bu ülkenin askerini dahi çok ta umursamadığının bir göstergesidir bu ifadeler. 
 
         Ancak burada benim özellikle dikkatinizi çekmek istediğim bir husus var. Dikkat ederseniz RTE da, Hüseyin ÇELİK' te o ifadeleri programlara telefon bağlantısıyla katıldıkları sıra kullandılar. Yani önlerinde danışmanların hazırladığı bir konuşma metni yok, her hangi bir yazı yok(Öyle ya, öyle canlı yayına katılıp dili sürçmeden ve yanlış ifadeler kullanmadan konuşmakta herkesin harcı değil !).
 Doğaçlama usulünde akıllarından geçtiğince konuştukları esnada oluyor yani bunlar. İç dünyalarını, kafalarındaki halk, asker ve  ülke konumunda ne hissettiklerini katıksız, yani onları dinleyenlerin, kendi istedikleri şekilde değil ! aynen akıllarından geçtiği şekilde duydukları ifadelerdir bunlar. Allah' ın sopası yok sözü de genel de bu durumlar için söylenmiştir zaten. Öyle bir an gelir ki; aklınızdan asıl geçirdiğiniz herşeyi şakır şakır söyleyiverirsiniz bir ortamda. Danışmanlarının hazırladıklarıyla konuşabilenlerin sıkça düştüğü bir durumdur bu, büyütmeye gerek yok....
 
        Ve söz vermiştim yazının sonunda çapsızlığın kimlere ait olduğunu yorumlayacağıma. Siz bu yazıyı okurken aklınızdan kimi ya da kimleri geçirdiniz bilmiyorum ama; Ülkemizde bunca basiretsizlikler olurken halen aymaz bir uykuda sessizliğini koruyup, kendi çocuklarının istikbalinin dahi bugünlerden dış mihraklara peşkeş çekilmesine dahi aldırmadan ''bana dokunmayan yılan bin yaşasın'' diyenlerin tercihiyle yönetiliyorsak eğer, başka söze gerek var mı ?
 
         Çapsızlık; yandaşlık  ve yalakalık damlayan o alkışlarıyla  ayan beyan ortada duruyor,  üstelik 10 yıldır her sandıktan bula bula, felaket  bulup çıkararak...

15 Ağustos 2012  11:18:55 - Okuma: (195)  Yazdır




İstatistik