Yazı

Rahat Uyuyabiliyorla Mı?
Rahat Uyuyabiliyorla Mı? 

Yaşar Varış

On yılda terörle mücadelede verdiğimiz şehit sayısı 1163 e ulaşmış.

Son dönemde saldırılar daha da yoğunlaştı. Artık tek tek değil, toplu olarak şehitler vermeye başladık. Karakollarımız basılıyor, askerlerimiz topluca imha edilmek isteniyor. Şimdi de terör örgütü hedef büyüterek kurtarılmış bölgeler elde etmeyi amaçladıklarını, bunun için çalıştıklarını söylüyor. Yani sustukça, verdikçe daha fazlasını istiyor.
Amaç artık belli oldu.
ABD nin yıllar önce dillendirdiği gibi; Irak, Suriye, İran ve Türkiye’den koparılacak topraklar üzerinde “büyük Kürdistan” devletini kurmak.
Bu oyunun baş aktörü de Amerika birleşik devletleri.
Orta doğunun bu en zengin petrol yataklarına sahip bölgesinde kendi denetiminde bir Kürt devleti kurdurup bu zenginliklere el koymak.
Emperyalist bir devlet olarak Amerika kendi menfaatleri için bu istemde haklı olabilir.
Ya bizim yöneticilerimizin buna hizmet etmesine ne demeli? Yıllardır bir arada yaşadığımız, kız alıp verdiğimiz, iç içe ayrılmaz bir biçimde kaynaştığımız sözde Kürt vatandaşlarımızın temsilcilerine  ne oluyor? Onlar Amerika’nın oyununa nasıl geliyorlar?
Söz konusu olan Demokratik hak ve özgürlüklerin kazanılması ise sonuna kadar yanlarındayım
Ama bunları alet edip de Türkiye cumhuriyetini bölüp, Amerikan denetiminde yeni bir devlet kurmaksa amaç orada yokum. Bu emperyalizme hizmet etmekten başka hiçbir işe yaramaz.
Türkiye’yi yöneten kimsenin de, hangi parti olursa olsun İktidarda kalma uğruna ulusal çıkarlarımıza zarar vermeye hakkı yoktur. Terörle ve bölücülükle nasıl mücadele edilecekse eksiksiz yerine getirilmelidir. Daha fazla vatan evlatlarının gencecik yaşta katli bir an önce önlenmelidir.
Bu köşeyi okuyanlar terör konusundaki görüşlerimizi bilirler. Terörün sağı-solu, dincisi, ırkçısı olmaz. Hangi nedene dayanırsa dayansın, kendilerine göre ne kadar haklı olurlarsa olsunlar onları haklı çıkarmaz. Terör bir insanlık suçudur. Teröristle pazarlık yapılmaz.
Geldiğimiz noktada, terörün bu kadar can almasında ülkeyi yönetenlerin, izlenen iç ve dış politikaların etkisi büyüktür. Yöneticilerimizin bilerek veya bilmeden yaptıkları affedilmez hataları ve ihmalleri vardır.
Örneğin, izlenen dış politikalara bakalım.
Terörün arkasında Amerika olduğu bilindiği halde körü körüne ABD ile işbirliğini sürdürmek, adeta onların buyruğu ile ülkeyi yönetmek büyük yanlıştır. ABD nin çıkarları uğruna komşu ülkeler Irak’la. Suriye ile şimdi de İran’la ilişkileri bozmak inanılır gibi değildir.
Mustafa Kemal Atatürk bize savaştığı Yunanistan dâhil tüm komşularımızla barış içinde bir ülke bırakmıştı. Dış politikada bağımsız, barış içinde bir arada yaşamayı hedef göstermişti. Bu yoldan saptığımız oranda ülkenin başı derde girmektedir.
İç politikada da yanlışlarımız vardır. Yukarıda belirttiğim gibi terörle mücadele yöntemleri bellidir.PKK nın hedefi de bellidir.Neyi kapsadığı belli olmayan “açılım” adı altında teröre ve teröristlere verilen ödünler terörü azdırmıştır.Teröristleri sınır kapılarında törenlerle karşılamak,devletin hakim ve savcılarını orada kurulan çadır mahkemelerinde görevlendirip,suç işlemiş kişileri aklayıp ülkeye girmelerine izin vermek,çıkarılan yasalarla askerin ve polisin terör konusunda elini kolunu bağlamak,meclis izin verdiği halde ve saldırıların komşu ülkelerden geldiği bilindiği halde sınır ötesi sıcak takiplere izin vermemek hükümetin hataları arasındadır.
Yine saldırıların çoğunun yollara mayın döşeyerek yapıldığı bilindiği halde yolların asfaltlanmamsı, bunların geciktirilmesi, beş yıl önce söz verildiği halde karakolların hala savunmasız, barakalar şeklinde devam etmesi, saldırılara karşı koruyucu ve dayanıklı hale getirilememiş olması, çok önemli olduğu bilindiği halde istihbarat konusunda da ABD nin eline bakılması, kendi istihbaratımızı kendimizin yapmaması büyük ihmallerdir.
Yine yıllardır tecrübe edinerek üst rütbelere gelmiş gerek terörle mücadelede gerekse istihbaratta çok deneyimli askerlerimizin uyduruk bahanelerle hapislere atılıp, ordumuzun başsız ve moralsiz bırakılması da terörle mücadelede büyük zaaflar yaratmıştır.
Başbakanın emrinde görev yapmış bir genelkurmay başkanının “terör örgütü kurup yönetme” iddiası ile suçlanıp tutuklanması dünyada görülmemiş bir olaydır.
Özetlersem terörün bu noktaya gelmesinde terör örgütü kadar ülkeyi yönetenlerin de sorumluluğu vardır.
Gencecik ana kuzularının al bayrağımıza sarılı tabutları karşısında başları yerde cenaze namazına duranlar geceleri rahat uyuyabiliyorlar mı bilemiyorum.08.08.2012

9 Ağustos 2012  00:35:37 - Okuma: (287)  Yazdır




İstatistik