Yazı

2012 LONDRA YAZ OYUNLARI VE BİZ!
2012 LONDRA YAZ OYUNLARI VE BİZ! 

Prof. Dr. Seyhan Hasırcı

Yaz Oyunları için Londra'ya giden kafilelerimizde kadınlar voleybol ve basketbol takımlarımızın bulunuyor olması, yarım yüzyıllık hasretin ardından takım oyunlarında temsil edilme imkânını iki bayan takımımızla kazanmış olmamız Türk toplumu açısından gurur vesilesi olmuştur!

Yöneticilerimizin bu sporcuların gölgesinde (onları kullanarak) siyaset yapmalarını şiddetle kınıyorum! Aslında yöneticiler siyaset yapacaklarına, bayan sporcularımız hakkında bir haftadır sosyal medyada yazılanlarla uğraşsalar daha doğru olur kanısındayım.
 114 sporcumuza 62 çalıştırıcı, 18 federasyon yöneticisi, 13 Spor Genel Müdürlüğü ve Gençlik ve Spor Bakanlığı yöneticisi, 22 sağlık personeli ve teknik ekip refakat ediyor.
Buradan şunu anlıyoruz Türkiye bu Olimpiyat Oyunlarına 114 sporcu ve 115 idareci, toplam olarak 229 kişi ile katılmış ayrıca çok büyük madalya beklentisi içerisinde olduklarını ifade etmişlerdir?
Londra ya giden diğer veliler, oralara ne şekilde gittiklerini bilemiyoruz? Ancak; Spor Genel Müdürümüzün hala hiçbir anlam veremediğim bir TV konuşmasında yanına (aslında çok önemli değil ama) bir sporcumuzun Annesini de alarak yaptığı açıklamalardı! „Bu çocuğumuz Olimpiyatlara ilk kez katıldı iyi bir derece yapamadı ancak katılmış olması bile bizim için çok önemliydi ve bakınız annelerini de buralara kadar getirdik” demesi oldukça düşündürücüydü! Bir başka düşündürücü olan konu da Sayın Spor Bakanımız Suat Kılıç bey’in bir TV açıklamasındaydı, sporcularımızı olimpiyat köyünde ziyaret etmek için gitmeden önce onlara (Türklerin tatlıyı çok sevdiklerini! ve Londra’da bir Türk lokantasından) 5 tepsi baklavanın alınış hikayesini ballandıra ballandıra anlatması, duygu sömürüsünün en güzel örneğini göstermiştir. Hiç hoş değildi! Sayın Bakanımız sporcularımızla o kadar çok ilgilenmiş ki! Kendi Genel müdürü kendisine mentorluk iş teklifinde bulunduğunu da büyük bir heyecanla anlatıyordu bu ise işin daha da acı tarafıydı!
Çünkü yeni kurduğumuz Türkiye hareket ve egzersiz psikolojisi derneğini biz bu amaçlar için kurduk ve kendilerine burada hatırlatmak isterim, bizler bu olimpiyatlar başlamadan çok önce bu konuda kendilerine böyle bir teklifte de bulunduk ama anlaşılıyor ki durum çok farklı! Ne garip değimli değerli okurlarım Bir bakan ve bir genel müdürün bundan haberdar olmamaları mümkün mü?  Bakınız nelerle uğraşıyoruz değerli okurlarım?  Londra’ya giden iki spor psikoloğu arkadaşıma da orada ne iş yaptıklarını da bu arada sormak isterim!
Bir ülke Olimpiyatlarda sahiden kalıcı ve istikrarlı bir yer edinmek istiyorsa, yapılacak şeyler aslında çok basit, açınız ve inceleyiniz başlangıcından bu güne kadar olimpiyatlarda istikrarı yakalamış ülkelerin sistemlerini inceleyiniz. Ve kendi sisteminizi de buna göre kurunuz. Tabiî ki kurabiliyorsanız!
Buradan sizlere de başarı için neler yapmamız gerektiğini uzun uzun anlatmama gerek yok nitekim daha önceki olimpiyat oyunları sonrası en yetkili kurumlara rapor halinde detayları ile yazdım buradan bir kez daha anlatmamın anlamı da yok ancak; bu işlerin ciddi Genel Müdür ve Ciddi Bakanlarla mümkün olabileceğini hatırlatırım. Bizler ülkenizde Olimpiyat düzenlemeyi düşünüyorsak ve bunun yanında 74 milyonluk bir ülkeden yeterli düzeyde sporcu çıkaramayıp Başbakanınıza kadar diğer ülkelerden hazır sporcuların alınarak ülkemiz adına yarıştırılmasını tavsiye ediyorsanız bu büyük bir ayıptır ve bu ayıba bir başbakanı karıştırmak daha da büyük bir ayıptır. Olimpiyat sonrası alınacak sonuçların hesabını ilgililer mutlaka vermelidirler diyorum.
Olimpiyatların birinci haftası sona erdi Türkiye henüz madalya almadı belki birkaç tane madalya alacağız ama ben kendi öz çocuklarımızın almadığı madalyayı madalya olarak saymayacağım ve ısrarla tezimi savunmaya devam edeceğim.
Bizler dünyanın en genç nüfusuna sahip olmanın avantajını iyi kullanabilirsek,  becerikli, iş üretebilen insanlarla çalışan yöneticilerle organize olabilirsek; Spor alanında, dünyada söz sahibi bir ülke konumuna gelebileceğimizi ısrarla savunuyorum.
Ben kişisel olarak bu ülkenin bir spor bilimcisi olarak bu günkü durumlarından utanç duyurum ve bu alanda emek veren spor bilimcisi arkadaşlarımı bu konuda daha da ciddi çalışmalar yapmaya davet ediyorum. Spor bilimcilerinin figüranlığı bırakıp artık bu alanda ciddi bir rol alması, tavır takınması gerektiğine inanıyorum herkes kendi işini yapmalı derken bu ülkenin bu kadar kimsesiz olmadığını hatırlatırken olimpiyatlar bitmeden katılımcı tüm sporcu kardeşlerime başarılar diliyorum.
Saygılarımla
 
Prof. Dr. Seyhan HASIRCI

6 Ağustos 2012  00:10:06 - Okuma: (355)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik