Yazı

KARPUZ....
KARPUZ.... 

Hüseyin Taşyakan

Bu yazıyı yazmaya karar vermek üzere olduğum sıra sosyal paylaşım ağında dolaşırken Rahmetli Türkan SAYLAN' ın bir sözüne rastladım ''Uyusunda büyüsün sözü gerçek olsaydı, şimdilerde süper güç Türkiye olurdu''. Anlayabilenlere oldukça manidar bir söz olduğu gibi derin bir uykuyla bu ülkede olup bitenleri büyük bir aymazlıkla izleyenlere de tokat gibi sözdür üstelik. Ancak her nedense bu söz benim aklıma karpuzu da getirdi ne hikmetse artık !

Yıllardan beri olanları sessizce izleyenler ve kendilerini yönetenlerin her dediğine eyvallah edip önlerine koşulan tüm şartlara biad kültürüyle uyanlar için sürekli Koyun/koyunlarifadesini kullanırız ya hani; Bu benzetmemizden koyunlara haksızlık ettiğimizi düşündüm açıkçası, zira bir koyun dahi istemediği bir yöne çekilmek istediği sıra gücü oranında diretme refleksini gösterir. En azından siz hangi koyun ya da kuzunun sahibinin ardından koşa koşa bıçak altına gittiğini gördünüz ki ? İşte bugün büyük bir sevgi,saygı ve rahmetle andığımız Türkan SAYLA' nın uykulu vecisezini okurken kafamda bı sınıf insanları ifade edebilecek yegane varlığın, olsa olsa karpuz olabileceğini düşündüm. Zira iktidar geldiklerinden beri AKP' nin (su niyetine ) sunduğu akıl almaz palavralarla yattıkları yerde, akıl dışı söz, icraat ve oluşumlara zerre kadar tepki vermeden bıçağa gelecekleri yani o yalanlarla beslenip hasat edilecekleri (kandırılacakları sandığı) günü beklemektedirler. 
   
  Bakın özellikle son günlerde, tarlada yatan karpuz misali nelere karşı sessiz, tepkisiz kalınıyor bu ülkede. Geçtiğimiz günlerde Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı kendi partisinin genişletilmiş il başkanları toplantısında konuşuyor, kendi ağzından çıkan ifade (3.yargı pakediyle ilgili ve tutuklu milletvekillerini kast ederk) şu: Biz bu güne kadar hiç kimse için özel bir uygulama yapmadık yapmayacağız..!
   
   Bunun koca bir yalan olduğunu o salonda bulunan kendi il başkanları dahi biliyor ama, kimin haddine bunu orada ifade etmek. Bir söz vardır ki, aynaya bakta konuş derler. Daha iktidar oluşlarının ilk günlerinde, muhtar dahi olamayacak durumdaki RTE için CHP' nin katkılarıyla yasal düzenleme yapılmış önce milletvekil sonra da (bu ifadeyi içim kanayarak kullandığımı bilmenizi isterim) Başbakan olması sağlanmıştır. Daha sonra kendilerinin hangi kişilere özel uygulamalar yaptığını unutmuş olamazsınız. Erbakan için yapılan düzenleme, Hakan Fidan için yapılan düzenleme, insanları domuz bağıyla katleden Hizbullahçı katillerin serbest kalmasına kadar uzayan düzenlemeler, Habur' da ülkesini seven her Türk vatandaşının yüzünü kızartacak kadar teröristlerin ayağına kadar götürülen yargı ve sonrasındaki serbest bırakılmalarıyla ilgili icraatlar, ardısıra günlerde yıllardır suçsuz yere hapislerde kemalist ve yurtseverler çürümeye terkedilirken, bu ülkenin bütünlüğüne kast eden serbes bırakılmış teröristler, 3.yargı pakedi düzenlemesi kapsamında salıverilen katiller. Bunlara bir de yüz yılın soygunu denilecek kadar geniş kapsamdaki Deniz Feneri davasındaki gelişmeleri eklersek eğer, AKP cenahının ne kadar büyük bir yalan bataklığına saplandığı da gün gibi aşikar olur. 
 
   Ülkede bu kadar yalan ve riyakarlık üzerine kurulmuş bir düzen devam etmekteyken sessiz kalınması o yalan ve riyakarlıklara ortak olmaktan başka bir şey değildir. Peki Türkiye' ye reva görülen utanç tablosu durumlar bundan ibaret mi? Son günlerde yaşadıklarımıza bir bakın bu kadar olmadığı gibi devamının da geleceğinden şüpheniz olmayacaktır. Türkiye' yi yönetenler birilerinin kedi arzu ve isteklerini yerine getirmek maksadıyla ortadoğu da kurdukları ittifaka ortaklık ederken kendi ülkelerinin itibarını nasıl yerle bir ettiklerinin farkında olmadıkları gibi dün söylediklerinden bu gün çark ederek, kendilerine oyverenlerin de yüzünü kızartmışlardır. Önce uçağımızın düşürüldüğü naralarıyla bizi neredeyse Suriye ile savaş durumuna sokacak olanların, sonraki gelişmeler ile bilgi ve bulguların ardından, aslında uçağımızın ve iki pilotumuzun ABD' nin Büyük Ortadoğu Projesine yem edilmiş olduğu gerçeğinin suyüzüne çıkmış olması ve bunu gizlemeye yönelik türlü manevralarla ağız değiştirilmesi başka ülkelerde milyonları sokağa döker, mevcut iktidar da bu beceriksiz politikaları münasebetiyle derhal istifa yolunu seçerdi. Ancak bu ülkede böyle bir beklentimiz olamaz zira, ne karpuzlardan ses çıkıyor, ne de bu hükümet ve AKP cenahı böyle istifa makamını kullanacak kadar onurlu bir düşünceye sahiptir.
 
    10 yıldır bu ülkeye ve Mustafa Kemal' in emaneti Cumhuriyete verdikleri zarar yanlarına kar kalıyor, çünki karpuzlar hayatından memnun. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyetindeki bir çok kişi kişisel menfaat hesaplarıyla meşgul olduğu için Ankara' dakilerin ne yaptığıyla ilgilenmiyor bile. 4+4+4 sisteminin ne olduğunu araştırmak zahmetine bile girmeyip sessizce izleyenler, şimdi ülkedeki bir çok okulun İmam Hatipleştirilme çabalarını da belli bazı şehirlerdeki gösteriler dışında, (azımsanmayacak kadar da olsa) koyun falan değil ayn-ı ile vaki bir karpuz sessizliği ve tepkisizliğinde izliyor. İmam ve müezzin ihtiyacı 2 bin olan bir ülkede 5 bin okulun İmam Hatipleştirilmesindeki asıl amacın ne olduğunu da göremeyecek kadar körleri yaşıyor yani.
 
    Bu kadar sessizliğin tepkisizliğin olduğu yerde de, birilerinin kendisini herşeyi bilen yerine koyması doğaldır. Daha bir kaç ay önce Arena stadyumuna topladığı kalabalığa (kendine uzman jinekolog süsü vererek) kürtaj ve sezaryen konusunda ahkam kesmesinin ardından bir kaç öncesi itibariyle; Bir doğum esnasında, ülkenin Başbakanının  söylemi stresi ve baskısı altında kalan bir doktorun zamanından çok geç uyguladığı sezaryenli doğumda malesefki bebek ölmüştür. Göreceksiniz ki, Arena da biad kültürüyle sadece bakarak ve emredilmiş aralıklarda alkışlayarak dinlediği RTE na bu cinayetin hesabını sormayacaktır o karpuzlar....
 
    Yazıya başlarken ülkeyi yönetenlerin yalanlarla yola çıktığını anlatmıştık, düşündüm de haksızlık ta etmeyelim açıkçası. Hiç mi doğru söylememiştir ülkenin Başbakanı? Hafızalarımzıdan silinmeyen iki sözü var ki; Allah için, ikisininde arkasında durduğunu gözlemliyoruz. Biri Demokrasi bizim için amaç değil araçtır, bir diğeri ise geldiğimizde orduyu tasviye edeceğiz. Bu gün itibariyle bu ülkede bu ikisinin varlığından söz edebilmk için derin rüyalara dalmamız gerektiğine herkes şahittir. İşte bu noktada dahi AKP iktidarı olabildiğince pişkin ve kendinden emin davranabiliyorsa şaşırmanın da gereği yok. Çünki çok iyi bilyorlar, su niyetine verdikleri yalanlarla büyümekte karpuzlar. Hasat günü (sandık) gelince, yine alacaklar istediklerini. Yanılmayı o kadar isterim ki, bilemezsiniz... !!!
 


13 Temmuz 2012  16:11:11 - Okuma: (297)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik