Yazı

Doğrunun Sustuğu Yerde Eğri Padişah Olur...
Doğrunun Sustuğu Yerde Eğri Padişah Olur... 

Hüseyin Taşyakan

Günlerden beri ekranlarda ve gazetelerde izliyorsunuzdur.

Hemen hemen her konuda konuşuyor hazretleri, aklınıza ne gelirse gelsin konuşup fikir açıklamadığı bir husus yok. Sanırsınız ki en az 3-5 üniversite bitirmiş, bir  çok bilim dalı üzerine master yapmış ve henüz dünyanın da bu bilimsel zenginliğe sahip insanını keşfetmemiş olmasına da hüngür hüngür ağlayasınız bile gelir(!). Her konuda konuştuğuna bakınca böyle düşünürsünüz de; söylediklerine baktığınız da meğer hiç bir şey bilmediğini de anlarsınız.
 
         Yıllar önce Ankara - Eskişehir arası hızlı tren seferlerini başlatmazları öncesinde de işin uzmanları o andaki yetersizliğe ve buna bağlı olarak olası tehlikeyi işaret ettiklerinde yine bildiğimiz tavrıyla bağırıp çağırdı haşmetleri. ''Siz kim oluyorsunuz, haddinizi bilin''. Büyük şhowlarla başlattıkları ilk seferde kaç vatandaşımızın hayatını kaybettiğini hatırlayanınız yoktur belki, doğrudur çünki ateş düştüğü yeri yakıyor ve o günden bu yana da değişen hiç bir şey yok, ulaştırma bakanınız koltuğunda oturmaya ve o günlerdeki gibi Başbakanınız da herşeyi bilmeye (!) devam ediyor.
     
         Konuşmadığı fikir açıklamadığı hiç bir konu yok, bir şey bildiğinden değil; Tüm ülkede olması gerekenler ve ülkenin gidişatıyla ilgili tek karar verici olmak tutkusunun, yani Padişahlık arzusunun verdiği heyecanla bunu yaptığını biz biliyoruz da, bilmediği gibi hazretlerinin ağzından her çıkanı fetva yerine sayıp körü körüne biad edenleredir şaşkınlığımız. İktidara geldiklerinden beri ülkenin mühendisi, mimarı, sanatçısı, avukatı, hakimi, savcısı, tarih bilimcisi ve aklınıza gelecek ne varsa meslek olarak sadece RTE tasvirini göreceksiniz. Sizin bunu kabullenmeyişinizin hiç bir önemi yok, o böyle istediyse böyle olacak. Referandum da verdiğiniz her EVET oyu ile kendi başınıza kendiniz ördünüz bu çorabı. Ziraa referandumdaki tercihinizden sonra, size sayın Başbakanınızın doğru diye gösterdiği yolda zarara uğramanızın hesabını dahi soramayacağınız bir hukuk sisteminin inşaasına da neden oldunuz.
 
         Son olarak hazretlerini uzman bir jinekolog tasvirinde gördük biliyorsunuz. O konuda da bir şey bildiğinden değil, asıl maksadını gizlemek üzere acaba üç beşinin aklını çelermiyim maksadıyla kadınların bedenine dahi karışacak noktada akıl almaz bir uçuklukla ve en zalim faşizimlerin dahi ruhuna rahmet okuturcasına bir açıklama yaptıki; Aklı selim olan herkesin kafasında  aynı tedirginlikteki sual peyda olmuştur. ''Böyle bir cehalet nasıl olur da koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devletini yönetir ?''. Aslında burada RTE' nın hakkını teslim etmek gerekir diye düşünüyorum. Ziraa asıl maksadını gizlemeye yönelik yaptığı konuşmada kürtaj ve sezaryenle doğumu uludere cinayetiyle bir tutarak eminiz ki bir çok sazanı ağına düşürmüştür. Ancak Arena stadyumundaki AKP nin İstanbul il kongresi esnasında yaptığı konuşmada da, yine kendisi baklayı ağzından çıkaran kişi olmuştur ki; İş ve sosyal hayatın içinde olan kadınların ev işlerinde yetersiz  kaldığını söyleyerek ve hatta kuru fasulye pişirmenin sırrı (!) üzerine yorum yapacak kadar ileri giderek, bu ülkenin kadınları için gelecek planlarını açık etmiştir ki; AKP' nin en büyük korkusunun evinden dışarı çıkan, okuyan araştıran ve çağdaş bir yaşam için mücadele veren kadınların olduğu gerçeğini de bir kenara not etmenizi tavsiye ederim.
 
         Ve yazımızın bu son satırlarında da hatırlatmamız gereken asıl önemli konu bu gürültü esnasında Türk halkının dikkatinden saklanan gelişmelerdir. Geldiklerinden beri yaptıkları gibi; anlamadıkları her konuda konuşup kamuoyunu bir tartışma ve kavga ortamına çekerek asıl hedeflerine adım adım yaklaştıklarını yine aklıselim olan herkesin gördüğünden eminim. Örnekleme yapmaya kalkarsak eminimki günlerce okuyup bitiremeyeceğiniz bir yazı çıkar ortaya ama tek bir örnekle AKP iktidarının bu ülkeyi nasıl bir felakete sürüklediğini görmek istiyorsanız; Kürtajdı, sezaryendi gürültüsü koparılırken çıkardıkları bir kararnameyle, bundan böyle her hangi bir suçlamayla mahkemeye çıkarılacak kişilerin avukatları olmaksızın karar alınabileceğine bakmanız dahi yeterli olacaktır.
    
         Vatandaş olarak savunma hakkınızın dahi olmadığı, vatandaşı olduğunuz bu ülkedeki özgürlük ve sosyal haklarınızın sadece (kin ve nefret duygularından sıyrılamayan) bir adamın  insafına kaldığı bir hayat sizi rahatsız etmiyorsa bu yazıyı da kayle almanıza gerek yok. Ancak unutmamanız gereken bir hakikat vardır ki o da; Zalimlerin en büyük silahı, halinden memnun kölelerin varlığıdır....


3 Haziran 2012  03:29:26 - Okuma: (237)  Yazdır




İstatistik