Yazı

Anayasa Nasıl Yapılmalı…
Anayasa Nasıl Yapılmalı… 

Etem Kutsigil

Aylardan beri siyasi arenada bir “Yeni Anayasa yapılmalı” sözü geçiyordu. Nitekim şu sıralarda yazımına da başlandı.

Anayasa neden değiştirilmek isteniyor?
Neymiş? “1982 Anayasası sivil Anayasa değilmiş. Yeniden yazılmalı!”ymış.
Neymiş? “1982 Anayasası antidemokratik maddeler içeriyor”muş.
Neymiş? “Şimdiki Anayasa TBMM’nin denetim görevini tam olarak yapmasına engelmiş.” Haklılar. J))
Ama partini milletvekillerini sen tek tek karpuz seçer gibi seçersen, onlar seni denetleyebilirler mi?
Denetlemek için yürek ister. Varsayalım ki, denetleme kararı aldılar. Denetlerken tarafsız olabilirler mi? Muhalefetin hangi gensorusuna olumlu oy verdiler?
Şu konuda haklılar. Çünkü 1982 Anayasası, halkoylamasına sunulduğu ilk haliyle bir DARBE ANAYASASI idi. Bu günün bakışıyla antidemokratik maddeler içeriyordu.
Bir zamanlar Turgut Özal da bu maddelerden birine dayanamamış ve yazılanın aksini yapmıştı. Sebebini sorduklarında da “Anayasayı bir kere delmekten bir şey çıkmaz.” deyip işin içinden çıkmıştı Bundan sonra da 1982 Anayasası değiştirile değiştirile, deline deline kevgire dönmüştü. Bu düzenlemelerde Anayasa'nın, geçici maddelerle birlikte toplam 194 maddesinden 80'i değiştirildi, 3 madde yürürlükten kaldırıldı. Eklenen 3 geçici maddeden 2'si daha sonra Anayasa metninden çıkarıldı.Hatırlarsanız son değişiklikler AKP’nin hazırlayıp halka onaylattığı 12 Eylül 2011 halkoylamasıyla yaptı, hâlâ bitmedi antidemokratik maddeler. (!)
Ne var ki bütün bu değişiklikler siyasetçileri kesmedi. Yeni bir Anayasa yapalım diye kolları sıvadılar. Sonunda bakalım “kuş mu çıkacak civciv” mi…”
Oysa ki bana göre Anayasa değiştirilmeden yapılacak işler, çıkarılması şart olan  yasalar vardı. Bunlardan ilk aklıma gelenler;
a) Özellikle lider sultasına son verecek;
Parti içi demokrasinin yolunu açacak yeni bir “Siyasi Partiler Yasası. “nın çıkarılması.
b) Partilerin aldıkları oy oranında TBMM’nde temsil edilecekleri, daha adil ve Milletvekili adaylarının, her partinin yönetim kurullarına (örneğin %20) bir kontenjan ayrılması koşuluyla, kalanların vatandaşın parti delegelerince seçilen partilerinin adaylarını seçecekleri önseçim koyacakları yeni bir Seçim Kanunu yapılması
c) Onuncu Yıl Marşının bir dizesi şöyledir;
“İMTİYAZSSIZ SINIFSIZ KAYNAŞMIŞ BİR KİTLEYİZ.”
 AKP Milletvekilleri bu dizeden dolayı zannımca bu marşı hiç sevmez. Çünkü yurdumuzda milletvekili olmak adeta imtiyaz sahibi olmakla eş anlamlı. Çünkü;
(Memur ve işçilerin yıllarca çalışarak elde edebildikleri Emeklilik hakkını iki yıl milletvekili olmakla kazanırlar;
Her milletvekili için bir sekreter atanması;
Siyaset dışı konularda dönem sonuna kadar yargılanamaması;
Kendilerine zam yapılacağı zaman balıklama atlanması vs.vs.vs.
“Kıyak emeklilik” yasalarına her seferinde yeni ayrıcalıklar getirir.)
Bu ayrıcalıkların (İmtiyaz) arasında en önemlisi meşhur “MİLLETVEKİLİ DOKUNULMAZLIĞI” geliyor. Bu imtiyazın mutlaka kaldırılması şarttır.
Bunlar ivedilikle yapılırsa vatandaşta da size güven doğar. Yapmazsanız en masum isteklerinize bile şüpheyle bakarlar.
Bunlar tamamlandıktan sonra, komisyon toplanır ve eski anayasanın antidemokratik maddeleri tespit edilir. Bu maddeler tam bir mutabakatla değiştirilir. İş biter.
Eğer dervişin fikri de zikri de bir ise bu iş böyle yapılır.
Fakat başlarken her parti acaba  söylediği gibi mi düşünüyor, yoksa “Öyle bir anlaşılmaz metin yazalım  ki, her tarafa çekilebilsin. İlerde Allah kerim” mi diyecek.Zira hiçbir parti, hiç kimse aklından tam olarak geçeni söylemiyor
“Turpun büyüğü torbadaymış” derler. O da BAŞKANLIK SİSTEMİ imiş meğer. Kimilerine, Başbakanlığı bırakıp, Cumhurbaşkanı olmak yetmeyecek. İkisini de yapacak.
Son yıllarda hızlanan ivmelerle öyle değişiklikler şahit oldum ki, “Yok daha neler” diyemiyorum.
Fakat Anayasanın yazılması umarım Türkiye Cumhuriyetinin göğsüne onulmaz yaralar açmasın.
Ne var ki Şampiyonluk kupasının nerede verileceğin Başbakana sorulduğu bir ülkede galiba “Başkanlık Sistemi” cuk oturur gibi geliyor bana. Şu anda zaten bir kişi yönetiyor. Adı bari beli olsun.
Parti liderlerine de bir çift sözüm var.
Hepiniz birden bir hafta olsun bir tatile çıkın da biraz rahatlayın. Çünkü her gece haberlerde sizin kahve dedikoducuları gibi atışmalarınızdan bıktık usandık. Biz de başımızı dinleyelim.
Not: Geçenlerde bir haber vardı gazetelerde. “Genel Kurmay Başkanlığında sivil memur çalıştırılacak” diye. Bu haberi okuyunca aklıma Milli Eğitim Bakanlığında çalıştırılan “yabancı sivil uzmanlar” geldi her nedense… Sakın bunlar da Milli Eğitim Bakanlığındaki gibi  ABD’li sivil (!) uzman olmasın.

24 Mayıs 2012  00:18:09 - Okuma: (756)  Yazdır




İstatistik