Yazı

Sanat Özgür Ortamda Gelişir…
Sanat Özgür Ortamda Gelişir… 

Yaşar Varış

Bilindiği gibi İstanbul Büyükşehir belediye başkanlığı, ekonomik bir takım gerekçeler göstererek, aslında eleştiriye tahammülsüzlükten kaynaklanan bir anlayışla Belediye tiyatrolarının yönetmeliğini değiştirmiştir. Bu değişiklikle tiyatroların yönetimi belediye bürokratlarına bırakılmıştır.

Bundan böyle İstanbul Belediye tiyatrolarında oynanacak oyun seçimlerinden oyuncu seçimlerine kadar bürokratlar söz sahibi olacaktır.
Özetle; oynanacak oyunlar belediye bürokratlarınca sansüre tabi tutulacaktır.
Sanatta sansür olur mu? Tersinden sorarsak “sansürlü sanat olur mu?”
Elbette olmaz.
Sanat Özgür ortamda gelişir.
Sanatçı ancak özgür ortamlarda verimli olur.
Geçmişte sansüre boyun eğmemiş sanatçılar bunun bedelini ağır ödemişlerdir.
Bu gün o dönemde sansür edenlerin hiçbirinin adı bilinmezken, sansüre boyun eğmemiş ve bedel ödemiş sanatçılar tüm insanlar tarafından saygı ile anılmaktadır.
Bir Namık Kemal’i düşünün. Vatan ve hürriyet düşüncelerini ilk kez dillendiren kişi olarak o dönemin iktidarınca Magosa’ya sürülmüş, zindana atılmıştır.
Bu gün Kıbrıs’a giden herkes müze olarak düzenlenen bu zindanı ziyaret ederken, onu cezalandıranlar tarihin karanlıklarına gömülmüşlerdir.
Aynı olay Nazım Hikmet için de düşünülebilir.
Büyük tiyatro ustası Muhsin Ertuğrul’un dediği gibi “tiyatro bir halk okuludur”.
İzlenen kaliteli bir oyun, binlerce sayfa kitap okumaktan daha yararlı olabilir.
Devletin. Belediyelerin tiyatroları desteklemesi gerekir.
Cumhuriyetimizin ilk yıllarında Devlet tiyatrolarının, belediye tiyatrolarının kurulması, özel tiyatroların desteklenmesi bu yüzdendir.
Tiyatro eserlerindeki eleştirilerden, hicivlerden alınmamak gerekir. tam tersine bu eleştirilerden yararlanmak, ona göre davranmak gerekir.
Geçmişte devlet tiyatrolarında başbakan Süleyman Demirel, rahmetli Necmettin Erbakan için ne hicivler, eleştiriler yapılmıştır. Hepsi gülümseyip, oyunları sonuna kadar izlemişler, sonunda sanatçıları kutlayıp çıkmışlardır salonlardan.
Hiç birinin aklından tiyatroları kapatmak, sanatçıları cezalandırmak veya tiyatroları özelleştirmek geçmemiştir.
Hoşgörü, tahammül, demokrat insanların, demokrasinin ürünüdür. Tahammülsüzlük ve hoşgörüsüzlük ise faşist düşünce ve düzenlerde rastlanan bir olgudur.
Zaten  anayasamıza göre de;sanatı ve sanatçıyı korumak, desteklemek devletin görevleri arasındadır.
“Parasını ben veriyorum, beni eleştiremezsin” demek; ne ülkeye ne de onu yönetenlere bir şey kazandırmaz.
Sanatsız ve sanatçısız bir toplum meyvesiz ağaca benzer.
 
09.05.2012
Av. yaşar Varış

11 Mayıs 2012  10:54:26 - Okuma: (519)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik