Yazı

CHP…gelen gideni aratacak!
CHP…gelen gideni aratacak! 

İbrahim Becer

CHP Selçuk Gençlik Kollarının, belli ki önem atfedip de çoğaltıp dağıttığı bir yazı var. ‘Dindar gençlik ve spor bayramı’ adlı Yılmaz Özdil’e ait olan bu yazıyı görmüş ya da okumuşsunuzdur. Yazar kısaca, kabinedeki bakanların isimlerini ve okudukları okulların ismini vererek, bu kişilerin ağırlıklı olarak düz liselerden mezun olduklarından dem vurmakta ve dindar olmak için İmam Hatip mezunu olmanın gerek şart olmadığını savunuyor.

Buraya kadar her şey normal de garabet buradan sonra başlıyor zaten. Yazı sosyal medyada forward manyağı yapılıyor, yetmiyor bizim yerelde siyaset yapan CHP Gençlik teşkilatı tarafından da kutsal metin seviyesinde izzeti ikram görüyor.
Gerçekten yazık bu gençliğe! Eğer bu gençlik bu minval üzre yoluna devam ederse istikbalde de bir iktidar görünmüyor demektir. Arkadaşlar bu yazı iyi bir yazı olmadığı gibi çürütülmeye de son derece müsait, basit, ilkel akıl oyunlarını bünyesinde barındıran bir yazıdır.
Masraf edip de iki top A-4 kağıda basıp, dağ taş demeden dağıttığınız bu yazıyla ters mantık silsilesinden gidersek, bizim çocukları da benim doğurmam gerekirdi o zaman. Çünkü ben de orta kısmı Aydın Cumhuriyet ‘Kız’ Lisesinde bitirdim. O zamanlar sadece orta kısma erkek öğrenci aldıkları için bizim okulun adı Cumhuriyet Kız Lisesiydi. Fakat doğal olarak, anatomik yapımın da müsait olmaması sebebiyle bu tür jinekolojiyi ilgilendiren işlere bizim hanım refakat etti.
Yani Kız Lisesi mezunu her öğrencinin çocuk yapmakla mükellef olmadığı gibi, düz liseyi bitiren her öğrenci de röfleli saçlarla 23 Nisan’da stant açmak zorunda değildir. Söylemedi demeyin, şimdiki çocuklar bizim gibi samut bir çocukluk yaşamıyorlar. Anlamazsınız başınıza geleni; kalkar biri “ Amca, teyze! Fenerbahçe bile 30 yıl sonra kupayı almak üzere ama sizin daha siftah yok” deyiverir röfleler kızarır benden söylemesi. Kendinizi, neden kapatıldığı hala muamma olan havuz restoranın arkasına zor atarsınız ha.
Şu düz mantığınızdan sıyrılın artık. Bu Ülkede yaşayan şu kadar milyon insanın hepsi sizin geçtiğiniz tornadan bugün geçmek zorunda değil. Hoş, biz geçtik de ne oldu? İnsanı şekillendiren tek etmen okullar olsaydı şayet bin küsur yıllık Türk tarihini sizler gibi otuz seneye sıkıştırır, bir de Sözcü Gazetesi alır, Başbakan’a ‘Tayyip’ demeyi muhalefet zanneder işimize bakardık. Gel gör ki, iş geliyor dayanıyor İzzet Molla’nın lafına çıkıyor a benim cahil gençliğim: “Her Ali Haydar değil, her seyf’e denmez Zülfikar…”
Dindar nesilden ne kastedildiğini bildiğinizden adım kadar eminim. Yok, gerçekten bilmiyorsanız da o gençliğe yazık arkadaşlar. Eğer sizden öncekilerin gittiği yolu takip eder ve aynı üslubu benimserseniz bu ikinciliklere alışın artık. Sizi, ne gelincik tarlalarına döndürmekle gururlandığınız meydanlar kurtarır ne de Ordu’yu bir sivil toplum örgütü olarak gören eski Liderleriniz.
Sizler en basit bir empati kurma yeteneğinden bile bu kadar mahrum olduğunuz müddetçe hiçbir şey değişmeyecek. Kızacaksınız, belki de küfür edeceksiniz ama sizden bu konuda fersah fersah ileride olan Başbakan’dan öğreneceğiniz çok şey var. En basit bir örnek; 23 Nisan gibi metrekareye düşen çocuk sayısının diğer günlerden fazla olduğu bir günde stant açmak fikrinin alt yapısını gerçekten çok merak ettim. Yerel Siyaset yapan bir siyasi partinin ufku sizce de gerçekten bu kadar dar mı olmalıdır. Bir İlköğretim öğrencisini hangi pedagojik yöntemle ikna etmeyi düşündünüz bunu anlatabilir misiniz?
Bu benim için şu açıdan önemli; benim de ikinci sınıfa giden bir kızım var ve ‘4+4+4 nedir’ dediğimde bunu toplayıp ‘12’ diyor sadece. Sonra da oyununa kaldığı yerden devam eden benim kızım mı emsallerinden çok geride, yoksa sizin amacınız üzüm yemek değil de bağcıyı dövmek mi?
Ya da tam tersini düşünün; 15 Ağustos tarihinde Meryemana ’da ayin yapılıyor ve Ak Parti Üçüncü boğaz köprüsünü yapacak olan konsorsiyumu tanıtmak için tam girişe stant kuruyor! Saçmalık değil mi, saçmalık elbette. Güney Afrika’dan gelen bir hacı adayını boğaza yapılacak olan köprü ne kadar ilgilendirirse, benim kızı da altı okun altında mütebessim ifadelerle etrafına gülücükler saçan röfleli saçlı teyzeleri o kadar ilgilendirir.
Şaka gibi değil mi? Evet şaka. Çünkü CHP bu ülkenin başına gelmiş geçmiş en büyük şakadır. Yok, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu kastetmiyorum bu cümleyi kurarken. Ben, Kemal Bey’i ve onun ittihatçı- kuvvacı çekişmesini yüz yıla yakındır bitiremediği için hala içten içe kaynayan CHP’sini hiçbir zaman gülerek izlemedim. CHP’nin kaybettiği her seçim benim için Allah’ın bir lütfuydu, anladığım kadarıyla bu lütuf artarak devam edecek.
Yılmaz Özdil’i bağrına basıp, kendisini bir kılavuz olarak gören genç CHP’li arkadaşlarıma da bir tüyo vereyim; Bakın, Yılmaz Özdil gerçekten zeki bir yazardır, kelimenin tam anlamıyla zeki bir yazardır. Fakat işin acı tarafı şudur ki, kendisi bir yol ayrımına gelerek seçim yapmak zorunda kalmıştır: Ya gerçek çapını ortaya koyacaktı ve gerekirse anlaşılamamak adına ciddi, esaslı makalelere imza atacak ve az okunacaktı, ya da daha naif, belirli bir seviyenin etrafında dolaşan, sadece Ak Parti düşmanlığıyla kıt kanaat geçinen bir kitlenin hislerine tercüman olacaktı.
Üzgünüm ama en azından bu yazı için söyleyebilirim ki, basitliği, kolay anlaşılabilirliği, birkaç kelimeyi geçmeyen cümleleriyle kendisi ikinci yolu tercih etmiştir. Yani, sizi hafife alan bir Yazar var karşınızda. Haddim olmayarak söylüyorum, şu yazıdaki cümleleri, dili göz önüne aldığınızda ben sizi çok daha fazla ciddiye alıyorum arkadaşlar.
Bir yanda Mehmet Akif, Necip Fazıl, Cemil Meriç gibi ideologlarla beslenen bir büyük kitle, bir yanda kılavuzluğunu Yılmaz Özdil’e emanet etmiş bir kitle…
Sizce sonuç değişir mi?

29 Nisan 2012  02:51:26 - Okuma: (793)  Yazdır




İstatistik