Yazı

Ödemiş-Bademli (II)
Ödemiş-Bademli (II) 

Asil S. Tunçer

Hayrettin Efendi Camii

Eskilerin Cilbiane dedikleri bölgeyi Lydia'nın başlıca silsilesini oluşturan Bozdağ (Tmolos) kuzeyden çevreler ve soğuk rüzgârların akıp ovaya girişini engeller. Bu iklimin yumuşak ve karasaldan çok Akdeniz karakterli olmasına yardımcı olur. Bu da bağ, bahçe ve tarla bitkileri açısından çeşitliliği getirir. Üzüm bağları, incir bahçeleri ve yaylalarında bolca bulunan cevizi, kestanesi bölgenin makbul mahsullerindendir.
 
Çocukluğumdan hatırlıyorum. İlkokula giderken 2-3 kere çay (Küçük Menderes) taşmıştı. O yıl karasuluk denilen ve kuyulardan, artezyenlerden suların fışkırıp her yeri suların basması hadisesi yaşanmıştı. Ödemiş'i, Bademli, Ovakent, Konaklı ve köylerine bağlayan eski köprünün, ırmağın sel ile yıkılması gündeme gelir, Bademli’yi Kaymakçı’yı ovadan bağlayan ve Mezgitli yani harita üzerindeki adıyla Mescitli üzerinden giden yol da sular altında kalırdı, kışları bazen günlerce kapanırdı bile.
 
Şimdilerde daha sağlam ve eskiye nazaran daha çok dayanıklı köprü var ama bu sefer su yok, çay kurudu kuruyacak. Ozan Homer’in bahsettiği insanın içinde kaybolduğu sazlar ve avcıların bol bol avladığı kazlar yok artık. Mart başında gittiğim Adagide ve Bademye’den Kaymakçı’ya çaydan yani Menderes’ten geçerek gitmek istedim. Çocukken bu çayın azametinden nasıl korkardım inanın yine aynı oranda korktum. Yalnız bu sefer suyun yokluğundan, kirliliğinden ve ağaçsızlığından kuşsuzluğundan korktum. Anılarımın darmadağın olmasından, doğanın yitmesinden, yaşamın bitmesinden ve o güzel günlerin alıp başını gitmesinden korktum. 
 
Bademli’nin hemen kuzeyindeki baraj bitince Konaklı yolu ve ulaşımı başta olmak üzere rahatlama yaşanacak. Yıllardır gürül gürül akan doğanın cömert davrandığı sular şimdi yok. Kuyular, artezyenler kurudu. Bademli diğer yerlere göre biraz daha şanslı. O da konumu. Nihayet bu dezavantajı belki biraz avantaja çevirmek üzere. Evlerimize kadar gelen Badem Su’yu hala içiyorsak bunun nedeni var. Belde Aydın Dağları'ndan gelen çeşitli su kaynaklarıyla besleniyor.
 
Eldeki verilere göre önceleri Lidya, ardından Pers ve Helen egemenliğine giren bölge, M.Ö.2.yy.da Roma toprakları içinde kalır. M.S.395’te Doğu Roma İmparatorluğu’nun toprakları arasına katılır. Bizans ve Anadolu Beylikleri arasında çok sık el değiştiren Bademli, 1308 yılında bölgeye hâkim olan Aydınoğulları Beyliği’ne katılır. Buraya bir yerleşim kurulduysa mutlaka suyunun bolluğu ve ovaya hâkim olmasının yanında yol üzerinde bulunması sebebiyledir. Belki de bilemediğimiz başka şartları da vardı. Karlık, Kozluk, Kırkım ve Selli dereleri bunu ispatlar gibi.
 
Pazaryeri Köprüsü, Ceneviz ya da Bizans olabilir. Potamia Kalesi’nden geriye bir şey kalmamış pek. Halkın ‘Evliya Başı’ dediği ve 5 kahraman Türk’ün mezarının bulunduğu yer ise bambaşka bir ruh ortamı. Kendi sessizliğinde ve yalnızlığında yüzyıllara kucak açmış. Hayrettin Efendi Camisi'nin kuzeyindeki Kadı Oturağı, Selli Köprüsü ve Aşıklarobası Mahallesi'ndeki Çeşme görülesi yerleri Bademli’nin. Yeni Kahve Sokağı, Bademli’nin başka bir otantik en ilginç sokaklarından biri. Dere kenarındaki sokak, köprüsüyle de ünlü. Köprünün karşısında bir keçe ustası var.
 
Söylencelere göre Beydağ’ın Korga yöresinden Bademli’ye Arapbaş adlı bir oymak gelir. Oymağın Bademli’ye yerleştiği yere akçalı mahallesi adı verilmektedir. Arapbaş Oymağı önderlerinin torunlarından olan Hacı Haliloğlu Hayrettin Efendi, bugünkü Bademli çarşısının olduğu yere bu camii yaptırmıştır ve vakıf kayıtlarında kendi adıyla anılsa da halk arasında “Korga Camii” olan bu yapı bir 17.yy eseridir. Şadırvan ise Hafız Süleyman hayratıdır.
 
Kuzeybatısında üstü örtülü ve çatısını ağaç sütunların çevirdiği son cemaat yeri bulunur. Sol tarafta Arz Odası, bu odanın kuzeyinde avluda şadırvanı mevcuttur. Üst kat harim balkon çıkması işlemelidir. Ahşap tavan kiremit kaplı beşik çatıyla örtülüdür. Dış saçaklar Kurtuluş Savaşı’nda Yunan topçusunun hedefi olmuştur. Tek şerefeli minare caminin kuzey doğusunda yükselir. Minareye dikdörtgen planlı caminin içinden çıkılır.
 
Hayrettin Efendi Camii geçtiğimiz yıllarda büyük bir restorasyon geçirdi. Kadınlar mahfilinin yeni ahşap döşemeleri tamamlandı. Girişin her iki yanında yer alan kadınlar mahfilinin alt kısımdaki sekilerin ahşap döşemeleri yeniden yapıldı. Ana ibadet mekânının ahşap döşemeleri ise doğu ve batıda mahfil hizasına kadar yenilendi. Kadınlar mahfilinin alt yüzündeki ahşap kaplamaların yüzeyine ve mahfili taşıyan ahşap ayaklara vernik sürüldü ve pırıl pırıl oldu.
 
Bundan başka caminin eskiyen alt ve üst kat pencerelerinin ahşap doğramaları birkaç açıklık dışında yenileri yapılarak orijinal yerlerine monte edildi. Kadınlar mahfilinin ahşap cumbasının, ahşap korkulukları aslına uygun hazırlanarak yerlerine takıldı. Mahfilin alt yüzeyleri verniklendi. Anan mekân taban döşemeleri mahfil döşemesine kadar giriş de dâhil yenilendi. Alt kan pencereleri yeni ahşap doğramalarla desteklendi. Üst kat kadınlar mahfili balkon korkulukları da buna keza…
 
Mükebbire (büyük camilerde müezzinlerin, son cemaat yerlerinde namaz kılan halka, imamın tekbirlerini tekrar etmek üzere bulundukları yer) ye açılan kapıda komple yenilendi. Kâgir cumbanın üst kısmına ahşap doğrama yerleştirildi, dolayısıyla da orijinalinden uzaklaşıldı. Son cemaat yerinde geçen haftadan itibaren yerine yerleştirilmeye başlanan yeni ahşap taşıyıcı direkler tümüyle yerine monte edilerek, üzerine tek kat vernik sürüldü.
 
Bu ahşap taşıyıcılar arasında yer alan ayna kemer formundaki Bağdadiler batı-doğu yönünde ve kuzeyde (giriş cephesinde) tamamen yeniden elden geçti. Yenilenen saçak altı ahşap kaplamalarında proje kapsamı dışında yapılan yarım yuvarlaklardan oluşan kenar süslemeleri Koruma Kurulu tarafından tespit edildi. Yeni ahşap taşıyıcıların tümüyle yerine yerleştirildiği bu bölümde Bağdadiler komple yenidir. Örtü sisteminin ahşap kaplamaları ise güney köşeden itibaren bütünüyle yeni vernikli olup fark edilmektedir.
 
Bu arada akşamı etmişim Bademli’yi gezerken. Aracımı bıraktığım Kılcızade Mehmet Ağa Camii’nin yanına geri dönüyorum. Caminin hemen çaprazında hanımlar güneşe karşı oturmuş oya yapıyorlar. Bu tarafa dönük olanlar yakın gözlüklerinin üstünden bana bakıyorlar; elinde fotoğraf makinesiyle dolaşan bu yabancı kim diye. Kendilerine selam veriyorum. Böylesi durumlarda hep “gazeteci misin” diye sorarlar. Bu sefer de ezber değişmiyor. Camiyi görüntülerken biryandan da konuşuyoruz.
 
Şimdi çay zamanı. Ödemiş-Kaymakçılı olduğumu öğrendiklerinde sohbet daha da bir koyulaşıyor. Evin sahibesi Fadime abla çoluk çocuk var mı diye soruyor ve hanıma saksısıyla karanfil hediye ediyor. Benim gözüm karşıda baladız vermiş incir ağacında. Eşi ağbimiz bunu fark ediyor ve gidip 3 göz kırıyor, çamura batırıp naylon torbada önüme koyuyor. İşte benim insanım. Ayrıca telefonumu alıp restorasyon başladığında beni haberdar edeceğine söz veriyor. Sözünü tuttular ki ben de size Kılcızade Mehmet Ağa Camii’nin tamiratına başlandığını müjdeliyorum.
 
Bademli gezimde bana eşlik eden Belediye Başkanı Selahattin Bey’e ayrıca teşekkür ediyorum.     
 
Kaynakça:
Bademli Belediyesi Web Sitesi.
Behiç Galip Yavuz, Ödemiş Kent Tarihi. 
Evin Doğu, Kılcı Mehmet Ağa Camii, SkyLife.
İnci Kuyulu, Bademli Kılcızade Mehmet Ağa Camii. Vakıflar Dergisi, sayı: 24, s. 147-158.
R. Eser Gültekin, Türklerde Bereket Sembolü Olarak Kullanılan Meyve Motifleri…


22 Nisan 2012  03:39:59 - Okuma: (1069)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik