Yazı

4+4+4 ve Öğretmenlere Reva Görülenler
4+4+4 ve Öğretmenlere Reva Görülenler 

Etem Kutsigil

Bundan 2000/2500 yıl önce uygarlığın beşiği olan Ege Denizi kıyılarında öğretmenlik mesleği şöyle tanımlanırmış:

“Tanrı yeryüzünde bir meslek seçseydi, öğretmenliği seçerdi.”
“Öğretmen muma benzer, eriyip yok olurken bile çevresini aydınlatır.”
Öğretmenlik konusu 4000 yıl önce yaşamış olan Sümerlerde de önemsenmiş ve bir tablette:
 “Madem ki biliyorsun, neden öğretmiyorsun.Boşa vakit geçirdin, neye yaradı?” diye adeta eleştirilmiştir.
Öğretmenlik öyle bir ruhtur ki, diğer mesleklerden pek çoğunun mensupları, kişisel sorunlarını şiddetle savunmak için yürüyüşler yaparken, öğretmenler vatanın, okulun ve öğrencilerin sorunları için mücadele eder, savaşır hatta bu uğurda meydanlarda coplanır, basınçlı suyla ıslatılır, bu da yetmez boyalı suyla yıkanır ki, kaçıp saklanamasın. Hatta sivrisinek gibi zehirli gazla hastanelik edilir.
Televizyondan sizleri seyrederken bir an benim de orada olduğumu düşündüm. (Ki imkânım olsaydı orada olurdum.) İnanınız ağladım. Seyretmesi bile yeterince acı!
Be Allah’tan korkmaz, kuldan utanmazlar! Karşısındaki düşman bile olsa, insan daha insaflı vurur. Nedir bu insanların istediği? Türkiye’nin geleceği olan Türkiye’mizin gençlerini, Atatürk’ün öngördüğü gibi, çağdaş uygarlık düzeyine çıkaracak bir eğitim sistemine ulaştırmak değil mi? Rejimi korumak için öğrenci yetiştiren bu kişileri ve daha pek çok yürüyüş yapanları bu yöntemlerle engellemek sadece ilkel toplumlara has örnekler değil mi? Yakışır mı size?
Sizi, PKK’nın posterleriyle izinli / izinsiz toplanan Kürt vatandaşlarımız taşlarla sopalarla vitrinleri, arabaları tahrip ederken, sizleri taşlarken, onlara engel olmak için çırpınmanızı da seyrettim. Bu vatandaşlarımıza çok daha yumuşak davrandığınızı ve hep savunmada kaldığınızı gördüm. Sakın onlara da aynı şekilde davranmanızı istediğimi zannetmeyin. Ama öğretmenlere de en az bölücülere davrandığınız gibi davransanız ne olur diye düşünüyorum.
Sevgili polis evlâtlarım; Evlâtlarım diyorum çünkü aranızda onlarca öğrencim var. Hiç birisinin, kendilerini yetiştiren öğretmenleri incitmeyeceğine eminim.
Ne var ki, sizler emir kulusunuz. Tabiidir ki size verilen görevi yapacaksınız. Fakat görevinizi yapmak adına insanları coplarken, belki başka bir meydanda kardeşinizin, babanızın, çocuğunuzun coplandığını düşünün. Hatta yürüyüşte karşınıza çıkıp kendinizin copladığını düşünün.
Siz yargıç olmadığınız için, görevlerinizin arasında yakaladığınızı cezalandırmak yok! Göreviniz, yakaladığınız kişiye zarar vermeden ona engel olmak ve adalete teslim etmektir.
Sizin çok güzel bir marşınız var. Bilirsiniz ikinci dörtlüğü şöyledir;
 
“Halkın hizmetindedir bizim bütün varlığımız
Doğrulukla incelik ayrılmaz şiarımız
Hudutta ordu bekler, dahilde biz bekleriz
Biz kanunun rejimin timsali POLİSLERİZ.”
 
Bakın bakalım bazılarınızın yaptıkları bu marşın yazdıklarıyla bağdaşıyor mu?
Marşta adı geçen rejim, ATATÜRK’ÜN REJİMİDİR. BUNU BÜTÜN BENLİĞİNİZLE KORUMAYA ÇALIŞIN. SİZE EMİR VEREN SİYASETÇİLER BİR GÜN GİDECEKLERDİR. İHTİMAL VERMİYORUM AMA HATIRLANSALAR BİLE, SİZE YAŞATTIKLARI BU UTANÇLA ANILACAKLARDIR. FAKAT SİZ KALICISINIZ. SİZDEN UTANMAK DEĞİL, SİZİNLE GURUR DUYMAK İSTİYORUZ.


9 Nisan 2012  21:30:12 - Okuma: (384)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik