Yazı

Benim Tek Hedefim Var…
Benim Tek Hedefim Var… 

İbrahim Becer

Arif Çemrek’in gazetesi Efes Selçuk’ta çıkan haberi görünce ilk etapta beklemeyi yeğledim. Haber, herkesin malumu olduğu üzere Osman Başterzi’yle ilgili bir haberdi ve ciddi bir ithamı da içinde barındırıyordu. Bu işin okullularının manipülatif haber, alaylılarının da tetikçi haber dedikleri tarzdan bu haberlerde olaya vakıf olan herkes bilir ki önemli olan azmettiriciyi bulmaktır.

         Haberde kısaca Osman Başterzi’nin son yerel seçimlerde adaylıktan çekildiği için pişman olduğu, buna mukabil bu seçimde adaylığını koyarak maddi anlamda bir kazanç sağlama yoluna gideceği işleniyordu. 3 Milyon TL gibi bir rakamın da telaffuz edildiği haber sonrasında Osman Başterzi’nin hukuki süreci başlattığını haber alınca Ak Parti Selçuk İlçe Teşkilatı’na bu durumu sormak üzere gitmek farz oldu.
         Şansımın yaver gitmesiyle çat kapı gittiğim Parti binasında Sema Yeşilçimen’i dosyalar arasında, üye kayıt işlemleriyle uğraşırken buldum. Kendisiyle daha önceden aleyhinde yazdığım yazı vesilesiyle olan tanışıklığım sebebiyle kısa bir hoşbeşten sonra herkesin merak ettiği soruları sordum. Kendisinin işi olduğunu da göz önünde bulundurarak kısa ama faydalı bir sohbet oldu.
         - Bir yerel gazetede Osman Başterzi’nin gelecek yerel seçimlerde aday olacağıyla ilgili haberi okudunuz mu?
         -(gülerek) Okudum ve Arif Çemrek’in ne yapmak istediğine ilk başta bir anlam veremedim. Bakın, söz konusu şahsın yaptığı haberde çok büyük bir bilgi kirliliğinin yanında bilgisizlik de var. En başta Ak Parti’nin kurumsal kimliği göz ardı edilmiş. Siz de takdir edersiniz ki Ak Parti yasalar çerçevesinde faaliyet gösteren, bir tüzüğe sahip siyasi teşekküldür. Yerel seçimlerde başkan adaylığı, Zeynel Bakıcı’nın ne kadar hakkıysa, Osman Başterzi’nin, sizin veya şu anda kapıdan içeriye girecek herhangi birinin de o kadar hakkıdır. Biz o süreçte adaylarımızı incelemeye alır ve sonuca hangisiyle daha rahat ulaşacağımıza partimizin yetkili organları aracılığıyla karar veririz. Bu da hemen tüm siyasi partilerin kullandığı standart prosedürdür ve Ak Parti’de bu standarda tabidir. Bunu bilmemek en hafif tabiriyle cehaletle açıklanır. İşin buraya kadar olan tarafı bilgisizlik kısmı.
         -Ya bilgi kirliliği kısmı?
         -Biz meselenin aslını bilsek de kamuoyunu asıl düşündüren kısmı da bu bilgi kirliliğidir. Osman Başterzi, bu güne kadar Partimiz için maddi ve manevi hiçbir yükümlülükten kaçınmamış, gerçekten de makam ve mevkide hiçbir gözü olmayan sembol bir ismimizdir. Haberde kamuoyuna yansıtılmak istenen Osman Bey ve Selçuk Halkının tanıdığı Osman Bey arasında uzaktan yakından hiçbir benzerlik yoktur. Fakat muhtemelen bazı azmettiriciler tarafından bu şekilde haberler yaptırılmakta ve kamuoyunda ‘Ak Parti’de devamlı bir kargaşa var’ izlenimi yaratılmaya çalışılmakta. Oysa bu olayın benzerini bir süre önce sizinle yaşamıştık ve gelişen sürecin de birinci elden tanığı sizdiniz değil mi?
         -Aleyhinizde yazdığım yazıyı kastediyorsunuz sanırım?
            -Aynen! Siz de bir takım duyumların, tevatürlerin neticesinde aleyhimde yazı hazırladınız. Ben bu yazı üzerine sizi aramak isteyince çevremde bulunanlar, ‘aman arama, kavga edersiniz’ gibisinden konuşsa da ben sizi aradım, davet ettim ve siz de bir saat içinde davete icabet ettiniz. Hatırlıyorsunuz değil mi, makamımda bana elinizdeki kâğıtta yazılı olan dokuz tane soruyu sordunuz, ben de hepsine açık yüreklilikle cevap verdim. 1.5 saati bulan görüşmenin sonunda siz ikna olmakla birlikte, ‘kendimizi yeterince ifade edemediğimiz’ konusunda bir özeleştiri de bulundum. Bu karar neticesinde de internet sitemize destek olacağınız sözünü sizden aldım. O günden bu yana bu çatı altında hiçbir makam, mevki, ayrıcalık, iltimas beklemeden iyi bir şeyler yapabilmek adına gayret gösteriyorsunuz.
         -Arif Çemrek ve gazetesiyle süreciniz neden bu şekilde işlemedi sizce?
            -Aslında bu soruya yanıt vermesi gereken ben değil Arif Bey’in kendisidir. En son yaşadığımız yerel seçim sürecinde Ak Parti’ye çok açık bir destek veren Arif Bey şimdi nasıl oldu da 180 derece dönebildi? Siyasi bir kırılma yaşadığına inanmıyorum kendisinin. Çünkü Kuşadası dâhilinde de faaliyet gösteren Arif Bey orada koyu bir Ak Parti çizgisi izlerken, burada tam tersi bir yol tutturmuş bulunmakta. Eğer arif Bey gerçekten habercilik yapmak isteseydi, kendisinin matbaasıyla parti binamız arasında 100 metre bile mesafe yoktu. Sadece seslenmesi bile yeterdi. İster buraya gelir, isterse biz oraya gider ve sorularına cevap verebilirdik ama kendisi dedikodu yolunu seçince bize fazla bir seçenek bırakmadı?
         -Peki, bu ithamlar karşısında tavrınız ne olacak?
            -Bizim tavrımız son derece nettir. Ne kendisinin istediği tarzda siyaset yaparız ne de meydanı bu kadar yalan, dedikodu ve tevatüre terk ederiz. Bizler toplumun hassasiyetlerini gözeten sorumlu kişiler olmak zorundayız. Bu çabamız esnasında tarafımıza yapılacak olan her türlü yapıcı eleştiriyi büyük bir olgunlukla karşılamanın sözünü vermekle birlikte, bizi kamuoyu nezdinde küçük düşürücü yayınlarla bir yere çekmeye çalışanlarla da hukukun önünde hesaplaşacağımız bildiririz. Zaten bu konuları da içeren bir basın toplantısını önümüzdeki günlerde yaparak Değerli Selçuk Halkını bu tür yönlendirmelere karşı aydınlatacağım haberini de size verebilirim.
         -Sayın Osman Başterzi’nin hukuki süreci başlattığı duyumunu aldım, doğru mudur?
            -Elbette! Haberin içeriğine baktığınız zaman tüm içeriğin Sayın Osman Başterzi ekseninde yürüdüğünü görüyorsunuz. Kendisine yapılan son derece haksızca bir linç girişimidir. Osman Bey’in kişiliğini bilenler, bu tür yollara asla tevessül etmeyeceğini de gayet iyi bilir. Maalesef bu haberi yapan Arif Çemrek, Sayın Osman Başterzi ’ye hukuktan başka kapı bırakmamıştır. ‘İspat külfeti iddia sahibine aittir’ ilkesi beni, sizi ne kadar bağlarsa malum olduğu üzere Arif Çemrek’i de o derece bağlar. Kendisini, iddialarını ispatlamakla mükellef olduğu zorlu bir süreç bekliyor.
         -Özellikle sizin yönetime gelmenizin akabinde bu tarz saldırıların artmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
            -Bakın, bizler siyaseti hasımlık düzeyinde değil hısımlık düzleminde değerlendiren bir siyasi partiyiz. Takdir edersiniz ki demokratik teamüllerin geçerli olduğu bir sistemde insan kazanmak esastır. Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsında Ak Parti, daha ilk günden üç tane kırmızıçizgisi olduğunu kamuoyuna deklare etmiş bir partidir. Ak Parti etnik milliyetçiliğe, dinsel milliyetçiliğe ve bölgesel milliyetçiliğe kapalı bir partidir. Her türlü ayrışmaya zemin hazırlayan bu düşüncelerle yanyana anılmak istemeyen değerli Türk Halkı da, teveccühünü her seçimde Ak Parti’den yana kullanarak, artan oranlarla bu kadroları işbaşına getirmiştir. Toplumun dışladığı ve marjinal bir noktaya ittiği bu siyasi partiler maalesef sadece Selçuk’ta değil, tüm ülkede bu tür ayak oyunlarına tevessül etmektedir. Tekrar Selçuk’a dönecek olursak, benim bir tek hedefim var ve bunu ilk günden bu yana hiç saklamadım: “Ben, Selçuk Belediyesi merdivenlerinden seçim kazanmış bir ilçe başkanı olarak çıkmak istiyorum”. Bu konuda da gerek benim gerekse ekibimin inancı, motivasyonu tamdır. Bunu nasıl ki bizler görüyorsak, rakiplerimiz de görmekte. Neticede herkes eteğindeki taşı döküyor ama maalesef bu tarz bel altı vuruşlara bizler tevessül edemeyiz. Bu tarz saldırılar karşısında savunmada kalıyor gibi görünmemizin sebebi, siyasette kalite çıtasını biraz daha yukarı çekme gayretimizden kaynaklanmaktadır.
         -Son bir soru; Yerel Seçimdeki adayınızı şimdiden açıklamanız halinde bu tarz polemiklerin son bulacağı şeklinde kamuoyunda beklenti var. Bu konuda ne diyeceksiniz?
            -(Gülerek) Buna ilk başta tüzüğümüz müsaade etmez. Adayın açıklanması süreci seçimlere 5 veya 6 ay kala bir zaman diliminde gerçekleşir. Her şeyden öte, Ak Parti kişiler üzerinden değil ilkeler üzerinden siyaset yapmayı benimsemiş bir partidir. Kişiler gelip geçici olmakla birlikte baki kalacak olan sistemdir. Bir de herkesin atladığı bir nokta var: Biz bugünden adayımızı açıkladığımız takdirde, ertesi gün bir vatandaşımız gelir ve aday olmak istediğini söylerse ona ne cevap veririz. Oysa ki en başta konuştuğumuz gibi ilkelerimizi benimsemiş olan her üyemizin aday adayı olma hakkı vardır. Bu özgürlüğü insanımızın elinden almak da ne benim ne de başkasının hakkıdır.
         -Teşekkür ederim.
            -Asıl gösterdiğiniz ilgi için ben teşekkür ederim. Dediğim gibi bu konuların geniş açıklamasını önümüzdeki günlerde bir basın açıklamasıyla tüm kamuoyuyla paylaşacağım.

30 Mart 2012  12:57:51 - Okuma: (545)  Yazdır




İstatistik