Yazı

Konferans: REHBERLERİN SORUNLARI
Konferans: REHBERLERİN SORUNLARI 

Asil S. Tunçer

Turizm Elçilerinin Sorunlarına Çözüm Önerileri

Tarih   : 16 Şubat 2012
Yer     : ADÜ Kuşadası
Saat   : 15.45-17.45
Konu: Turist Rehberliğinin Sorunları
 
Geçtiğimiz Perşembe bu sezon mesleğe adım atacak rehber adaylarına mesleğin sorunları ve çözüm önerileri üzerine bir konferans düzenlendi. Konuşmacı olarak davet edildiğim bu konferansı düzenleyen arkadaşım Yrd. Doç Dr. Abdullah Tanrısevdi ile okul arkadaşıyız ve daha önce de benzer çalışmalar yapmıştık. Bu sefer öğrencilerden gelecek soruları yanıtlamak ve deneyimlerimiz aktarmak amacını güden, sohbet havasında ve panel gibi bir konuşma olsun istedik, öyle planladık.
 
Ara vermeden toplam iki saat süren bu buluşmanın oldukça verimli geçtiğini en sonda aldığım çok olumlu tepkilerden anladım. Sektörel açıdan ve mesleki bakışla karşılaşılan zorluklardan, beklentilerimizden, özeleştirilere kadar hemen tüm bakış ve farklı görüşte sorulara verdiğimiz yanıtları, turistlerden bize gelebilen soruları nasıl yanıtladığımıza kadar çok şeyin konuşulup tartışıldığı bu toplantıyı size özetleyerek aktarmak istiyorum.
 
Bir-kaç ay sonra rehber olacak meslektaşlarımızla genel olarak özetle aşağıdaki başlıklara değindik ve değerlendirdik.
 
Alışveriş turu, info turu vs adı altında yapılan kaçak turlar, yarım günlük turlar, tam gün turları ve bazen de bir arada yürütülmeye çalışılan, ortak programların kısmen sakıncaları; Rehberlik mesleğinde örgütlenme eksikliği, zorluğu; Rehberliğin ekonomik olarak doyuruculuğu, tam ücret ödenmemesi sorunu; Bir rehberin tecrübe kazanması, piyasada isim yapması; Gemi turları mı yoksa Anadolu turları mı? Kültür turlarının azalması, nedenleri, rehber kazançlarına yansıması; Gölge rehberlik, çanta rehberliği; Alan Kılavuzları, AskMe’ler, Cami Rehberliği ve Rehberlik Meslek Yasası.
 
Alışveriş turu adı altında bilhassa yabancılar tarafından yapılan kaçak turlar konusu özellikle İstanbul’da gündemde malumunuz. Bazı kişiler bir web sitesi üzerinden bu tür faaliyetleri yürütebiliyor. Başta İstanbul’a gelen turistlere yardımcı olduğunu söyleyen kişiler, onların alışverişlerini (güya) organize ediyor, yardımda bulunuyor. Otellerde toplanma ve buluşmalar ayarlanıp grup Kapalıçarşı başta olmak üzere çeşitli alışveriş mekânlarında alışveriş yaptırılıyor. Bilgilendirme de yapılıyor ki, olay ‘kaçak tur’dur.
 
Nasıl engellenir? Siteleri kapatılır ve suçüstü yapılır. Kaçak acentecilik ve dolayısıyla kaçak rehberlik dâhil tüm suçları kapsıyor. Yalnız bu denet işi o kadar kolay değil. Her otele, her araca kim nasıl indi-bindi ve tur yasal mı değil mi, nasıl emin olunacak ve denetlenecek? Suçüstü yapmak için her yerde gözün kulağın olması lazım. Dolayısıyla mümkün değil.
 
Rehbere yarım gün ücreti ödeme konusu, genelde yarım gün tur diye lanse edilen programlarda ortaya çıkmakta. Oysaki rehber öğleden sonra hangi turu bulup da tekrar tur yapacak. Bazı gemi turları hariç ki bunlar çok istisnai durumlar. Onu geçtik bu turların çoğu zaten tur programındaki ana nüveyi teşkil eden ören veya müzeyi kapsar. Yani ana menü sunulup tek garnitürü eksik bırakılır ki rehber de işin büyük kısmını icra etmiştir zaten. Rehberlik neredeyse tam ama ücret yarım. İki yer daha gösterse neyi eksilir programda olsa da gitse, anlatsa. Bari parasını tam alır, evine mutlu gider, yarınki turu için eline-koluna kuvvet gelir.
 
Çözüm olarak acentelerimizin o turu tam gün esasına göre satmaya çalışıp hepimizi kurtarmaları tabi ki. Zira bu şekilde aslında kimse doğru dürüst bir şey kazanmıyor. Turist ateş almaya gelmiş gibi tur yapıyor. Acente gün ve gezilecek yer hesabından dolayı turiste yüksek rakam çekemiyor. Rehber ise malum. 
 
Konuştuğumuz konular arasında azalan kültür turları ve artan gemi turları da vardı. Artan rekabet koşullarına bağlı olarak gün sayısı, gezilen yer sayısı ve yenilen yemek, verilen hizmet vs sayısı da azalınca eskisi kadar kültür grupları ve turları çıkmaz oldu. Bununla birlikte düşen sayılar ve iptal olunan tarihler.
 
Buna karşın alışverişe endeksli turlar da işin başka boyutu. Turun iptal olmaması, turistin fiyata ikna edilip turu satın alması hususlarında yaşanan zorluklar ve maliyetine yakın hatta başa baş çıkarılan turlar; bu turların kara dönüştürülebilmesi için acentelerimizin arayışları, satış endeksli tur programları. (Başta ödemeyen turistin sonda ödemesi veya direk ödemeyen turistin dolaylı ödemeye yönlendirilmesi…).
 
Bunun engellenmesi için Türkiye’ye çalışan tur operatörlerinden buradaki acenteye kadar ekonomik güç skalası ve rekabete dayanabilme gücü, izlenen pazarlama tekniği, pazar stratejisi ile zengin turist hedeflemeye kadar üzerinde çalışılacak birçok konu.
 
Rehberlerin çalışma şartlarının ağırlığı ve karşılaşılan zorluklar ise hepimizin en çok yakındığı dertti ve rehberlerin henüz bir meslek yasasına kavuşmamış olmaları da diğer büyük sıkıntı. Turist rehberleri bir bakıma turizm elçileri, bir turistin ülkeden memnun ayrılıp ayrılmamalarında çok etkililer.
 
Hâlihazırdaki örgütlenme yapısı çok rehberi mesleki açıdan korumamakta, güvence sağlamamakta ve bir araya toplamamakta. Tam aksine farklı çatı ve mevzuata göre öngörülen örgütlene çalışmaları yüzünden bölünme ve kopma yaşanmakta. Buna bağlı güç kaybı, dağınıklık, iç çatışma ve ayrışmalar meydana gelmekte. Tüm bunların önüne geçmek ve istenen diğer olumlu, yapıcı kazançlara da kavuşabilmek için önce anayasal bir dayanak çerçevesinde meslek yasası, örgütlenme ve kurumsallaşma gerekmektedir. Yoksa yapıla gelen şeylerin işi boştur, boşadır.
 
Rehberliğin maddi ve manevi doyuruculuğu ise meslekte yeni arkadaşlarımızın çokça merak ettikleri diğer bir soruydu. Haklılar da… Okulu bitirip işsiz kalmak veya kazancını temin edememek, işsiz olmak. Rehberlik diğer çoğu meslek gibi değil. Farklılığı, ofisin ülkenin tamamı. İşin hareketli, seyyarsın ve işi seyahat ederek, yürüyerek, mobil halde icra ediyorsun. Hava şartları ve yol durumu işinle çok alakalı. Yarın ki kazancın garanti değil, çok değişkenli iştesin ve müşteri ülkene gelmiş yabancı. Hem müşterin hem misafirin. Yedir, içir, gezdir ve birkaç avuntu fotoğrafla yolcu et. Ebediyen seni ve gezdirip gösterdiğin yerleri hatırlasın. Sözlerini, davranışlarını Türk ve Türkiyeli olarak aklına yerleştirsin.  
 
İngilizce dilinden çok rehber mezun edilmesi ve bu dilde yaratılan enflasyon. Gemi turlarının sezonda sıkıştığı üç-dört gün temel alınarak suni bir rehber azlığı söyleminden yola çıkarak her yıl okullardan mezun olan rehberlerin yanı sıra hala kursların açılıyor olması. Sonra da anadilinde o dili konuşan rehberden hizmet alması gereken gruplara İngilizce rehber gölgesinde tur operatörünün ya da yerel acentenin elemanı, grup başkanı adı altında çoğu kaçak ama birtakım yasal kılıfa uydurulmuş rep çalıştırılması sorunu.
 
Rehberin dolayısıyla gölge çalışmaya zorlanması, işsiz kalma korkusuyla çanta rehberliği dediğimiz pasif rehberlik yapmaya mecbur bırakılması. Yaratılan rekabet ile de ücretlerin haliyle aşağılara inmesi. Aktif olarak bir rehberin bir yılda çalıştığı toplam gün sayısı 125’i bulunca sezonu başarılı bitirdi sayılır. Bir devlet memuru yıllık izni hariç senede toplam 250 gün çalışır. Onun yarısı kadar mesai yapabilir. Emekli Sandığı, emeklisi, kıdem tazminatı, lojman vs hakları yok. Kendi sigortasını kendi ödemek zorunda. Emekli yerine yaşlılığında, çalışamayacağı zamanlarda geçinebileceği geliri garanti edecek birikimi de… 
 
En basitinden sosyal güvencesini kendi ödeyen bir rehber en düşük SGK primi olarak ayda 350 TL’ye yakın para ödemek durumunda. Yoksa doktora gidemez, ilaç alamaz. Bu kıyaslama neden? Durumunu daha net görmek için. Zira bir şey ima etmek değil maksat. Misal, öğretmen olan kayınbiraderim bana “oh, ne güzel, kışın soğukta benim gibi okula gitmek zorunda değilsin bari” diyor. Doğru söylüyor. Biz öğretmenin yazın değil kışın dinleneni yani kışları zorunlu tatil yapanlarıyız. Lakin şuracığa Yunanistan’a gitmek için ben vize kuyruğunda sürünürken kaynım bana Yeşil Pasaportunu gösteriyor. Haklı! O devlet memuru, oysa ben!
 
Bana kimse veya kurum maaşımı garanti etmiyor. Tatilde, hasta olup raporlu yatağında maaşım yatmıyor. 25-30 yıl sonra da emekli edip maaşa bağlamıyorlar. Kıdemi al, buyur demiyorlar. Bu işte kendi aşını, maaşını ve emeklilik yaşını kendin belirliyorsun. Gerçi oldum olası devletin bir memur sınıfına tanınan ayrıcalıklara, kendi insanına memur-işçi-esnaf-köylü vs diye sınıflandırma yapmasına hep itiraz ettim, ayrımcılığı reddettim. Bir ülkede bir çalışana kıyak ve kayırma diğerine köle muamelesi yapmak kadar ilkel ve çağdışı bir uygulama olabilir mi? Bu ne biçim muasır medeniyet zihniyeti?
  
İşimizden şikâyetçi miyiz? Hayır? En azından kendi adıma değilim, aksine işimi çok seviyorum. Yalnız bir rehber olarak meslek yasamın çıkmasını biran evvel sabırsızlıkla bekliyorum. Yasamın çıkmasından sonra icra ettiğim bu mesleğin daha saygın bir zemine oturtulmasını, efendime söyleyeyim alan kılavuzluğu, yol ve adres danışmanlığı, dükkân tanıtıcılığı, cami anlatıcılığı vs gibi benim mesleğimin sadece çok küçük bir kesitini yapanlardan ayrı tutularak itibarımın verilmesini, asaletimin onaylanmasını ve en basitinden bir memurunki gibi özlük haklarımın kazandırılmasını arzu ediyorum.
 
Dünyaya tekrar gelsem herhalde yine rehber olurdum.

4 Mart 2012  03:17:58 - Okuma: (429)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik