Yazı

Üstünlerin Hukuku Değil, Hukukun Üstünlüğü Sağlanmalı…
Üstünlerin Hukuku Değil, Hukukun Üstünlüğü Sağlanmalı… 

Yaşar Varış

Ne zaman toplumu ilgilendiren bir yolsuzluk su üstüne çıksa insanlar “bizde de İtalya’daki cesur savcı Fellice Casson gibi yürekli bir savcı çıkmalı, devlet içine çöreklenmiş çıkar ve terör örgütlerini çökertmeli” derlerdi..

AKP sözcüleri ve bizzat başbakan Recep tayip Erdoğan bu konuyu üstüne basa basa söyledi.
Bu amaçla Ceza Muhakemeleri Kanununa (CMK) 250 ve 251. maddeler kondu.
CMK 250-251 . maddeleri; Türk ceza kanununda yer alan örgütlü olarak işlenen uyuşturucu madde ticareti, haksız ekonomik çıkar sağlamak için cebir ve tehdit kullanma, devletin birliğini ve düzenini bozma, düşmanla işbirliği yapma, düşman devlete yardım  gibi devlet güvenliğine karşı işlenen suçları takip etmek ve yargılamak için özel savcılar ve mahkemeler kurulmasını öngörmüştür.
Bu maddelere dayanılarak adalet bakanının teklifi, hakimler ve savcılar yüksek kurulunun kararı ile birçok ilde bu özel yetkili mahkemeler kurulmuş, bazı savcılar da bu suçları takip etmesi için özel yetkilerle donatılmıştır.
CMK 250/3 göre “ adı geçen suçları işleyenler sıfat ve memuriyetleri ne olursa olsun bu kanunla görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinde yargılanır” denilmiştir.
CMK 251. göre de “bu soruşturmaları Hâkimler, savcılar yüksek kurulunca görevlendirilen özel yetkili savcılar yapar “demektedir.
İşte Genelkurmay başkanı dâhil, kuvvet komutanlarını, yüksek rütbeli generallerin tutuklanmasına neden olan soruşturmalar bu yetkiye dayanarak yapılmıştır.
Askerlerle ilgili soruşturma ve tutuklamalar toplumda tepki yaratınca hükümet yetkilileri ve başbakan Recep Tayip Erdoğan diyordu ki “yargı bağımsızdır, biz hükümet olarak yargıya müdahale edemeyiz, bekleyip göreceğiz”.
Mevcut yasalara göre bu beyan doğru idi. Gece yarısı yapılan baskınlar ve önceden kamuoyuna yapılan servisler dışında kimse de bir şey demedi.
Ama son MİT operasyonunda başbakan daha önce dediği gibi “yargı bağımsızdır, sevcılar görevlerini yapıyorlar, biz karışamayız “ deseydi takdir toplardı, devlet adamı gibi konuşmuş olurdu.
Ama bu sefer öyle davranmadı.
Başbakanımızın Eski müsteşar yardımcısı olan ve 2009 yılında Milli İstihbarat teşkilatının başına getirdiği Hakan Fidan’a kıyamadı. Onun özel yetkili savcılarca sorgulanmasına izin vermedi. Belki soruşturmaya benim adım da karışabilir diye düşündü.
Önce “benim iznim gerekir “diye itiraz etti.
Savcılar, “kanun açık, izne gerek yok” deyip yakalama emri çıkarınca bu sefer de arkadaşlarına emrini verdi.
“Derhal yasayı değiştirin.”
MİT’te görev yapanlar veya Başbakanın görevlendirdiği kişiler hakkında her türlü soruşturma yapmak başbakanın iznine bağlıdır. Ben izin vermedikçe kimse benim adamlarıma dokunamaz.
Olmadı sayın başbakanım.
Bu;  hem daha önce söylediklerinizle çelişti. Çifte standart oldu.
Hem de Hukukun üstünlüğü ilkesi ile bağdaşmadı. Çok eleştirdiğin “üstünlerin hukuku “oldu.
Belki şöyle düşünüyorsunuz. Ben parlamentoda çoğunluğum, halkın yarısı bana oy verdi.. Benim emrimle görev yapan Hakan kardeşimi ben harcatmam. Yasayı değiştiririm. Savcıları da görevden alırım. Hakan’ıma dokundurmam.
Doğrudur. Yapabilirsin de. Nasıl olsa mecliste çoğunluk sizde. Allah var. Milletvekilleriniz bir dediğinizi iki etmiyorlar.
Geçmişte olduğu gibi bu yasa istediğiniz gibi meclisten geçer. Ama unutmayınız ki çağdaş demokrasilerde ve hukuk devletinde çoğunluğun dediği değil,hukukun kuralları geçerlidir.
Bu yola girerseniz siz kişiye özel yasa düzenlemeleri yaptıran, soruşturmanın ucu kendisine dokunduğunda savcıları görevden alan başbakan olarak tarihe geçersiniz.
Bizden size bir dost tavsiyesi..gerisi sizin bileceğiniz iş…
15.02.2012.
Av. Yaşar Varış


16 Şubat 2012  09:28:19 - Okuma: (566)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik