Yazı

Adalet, Gök Kız ve Buğuhan
Adalet, Gök Kız ve Buğuhan 

Özgür Aydoğan

Ne demiş şair; Memleket isterim gök mavi dal yeşil tarla sarı olsun kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim ne başta dert, ne gönülde hasret olsun kardeş kavgasına bir nihayet olsun. Peki, bu günlerde memleketimiz nasıl? Devrimci yerine liboş mandacı leş kargaları türemiş, vatansever yerine kör cahil yörüngesizler ortada dolaşıyor, muhafazakâr yerine Kâbesiz simsar öküzler sahnede, asıl ihtiyacımız olan ruh ise zindanlarda tutuluyor. Böyle bir ortamda hepimizin ihtiyacı olan hiç şüphesiz yokluğunu çektiğimiz adalet. İşte bu sebepten bu sefer köşemi adalet Tanrıçası Gök Kız ve Buğuhan’ın hikâyesine ayırdım. Türk Mitolojisi meraklılarının ve son günlerde adalet sıkıntısı çeken herkesin ilgi göstereceğini umuyor ve mümkün mertebe etraflarına da okutup yayacaklarını umut ediyorum. Heyecanla ve severek okuduğum kısa ve etkileyici bu araştırmanın kahramanları Gök Kızı ve Buğuhan ile sizi baş başa bırakıyorum.
 
TÜRKLERİN ADALET TANRIÇASI GÖK KIZI
 
Fıstık hatunun oğlu Buğu Tekin obaların sayısını, boyların dilini bildiği için, her olup bitenden haberi olduğundan hükümdar seçilmişti. Buğuhan bir gece otağında uyumak için yatağına girmişti. Birdenbire pencerenin açıldığını, içeriye göksel bir kızın girdiğini gördü. Bu kız meleklerden daha güzel, perilerden daha çekici idi. Buğuhan neye uğradığını anlayamadığından gözlerini kapayarak uyur gibi yaptı. Kız sağa döndü, sola döndü, genç hakanı uyandırmak için çok çalıştı, fakat bir türlü uyandıramadı. Sonunda ümidini keserek pencereden çıktı, gitti. Ertesi gece gene geldi... Genç hakan gene kendisini derin bir uykuya dalmış gibi gösterdi. Kız gene bu uykucu padişahı uyandıramayarak çekildi gitti. Sabah olunca Buğuhan kızın yine geleceğini düşünerek buna bir çare bulmak üzere işi vezirine açtı. Vezir dedi ki:
— “Hakanım, bunda korkacak bir şey yok. Belli hepimizin sevineceği bir haber var. Bu kız bir tanrıça olmalı. Gelişi size kutlu bilgileri öğretmek içindir. Yarın gece gene gelirse artık kendinizi uykuda göstermeyiniz. O zaman ne için geldiğini anlarsınız.”
Üçüncü gece kız gene geldi, fakat bu sefer Buğuhan onu karşıladı ve bir tanrıçaya sunulması gereken saygıyı gösterdi. Bu kız vezirin sandığı gibi gerçekten bir tanrıça idi. Buğuhan’a yeni bir din öğretmek için gelmişti.
Gök Kızı Buğuhan’a:
— “Arkamdan gel !” dedi. Genç padişah tanrıça ile gitti. Az, uz gittiler, dere tepe düz gittiler, Akdağ’a ulaştılar. Orada Buğuhan’a yeni dinin gizli hakikatlerini anlatmaya başladı. Bundan sonra her gece “Gök Kızı” otağa gelir Buğuhan’ı Akdağ’a  götürürdü. Bu hal yüzlerce geceler sürdü. Buğuhan yeni dinin bütün sırlarını öğrendi ve bütün dini ve sıhri kudretlere mazhar oldu. Bir gece artık bu esrarengiz görüşmelerin son gecesi idi. Gök Kızı ayrılırken:
 “— Yerde, gökte ne varsa hepsini öğrendiniz. Ben artık gelemeyeceğim, yarından dünyanın dört bucağını fethe başlayınız ve göstereceğim yolda adalet yapınız, size öğrettiğim hakikatleri her tarafa yayınız !” dedi.
 


11 Şubat 2012  11:07:46 - Okuma: (869)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik