Yazı

Yargının Doğası Bozulmamalıdır…
Yargının Doğası Bozulmamalıdır… 

Yaşar Varış

Adil yargılama ve yargılanma demokrasinin gereği olduğu gibi aynı zamanda bir insan hakkıdır.

Adil yargılama, bağımsız yargı ve yargıçlar vasıtası ile yapılır. Yargının bağımsızlığına gölge düşürecek en ufak bir müdahale bile adil yargılama hakkını ihlal eder.
Geçmişte Devlet güvenlik mahkemelerinde askeri hâkimlerin bulunması bu nedenle eleştirilmiş ve sonunda bu mahkemeler kaldırılmıştı.
Şimdi onu aratan “özel yetkili savcı ve özel yetkili mahkemeler” kuruldu. Bu mahkemeler ve savcılar açtıkları davalarla ve verdikleri kararlarla toplumda korku, panik yaratmakta, adil yargılama ilkesine gölge düşürmektedir.              
Bu savcıların açtığı davalar binlerce sayfalık iddianamelerle açılmakta, duruşması aylar sonra yapılmakta, insanlar ne ile suçlandıklarını bile bilmeden aylarca tutuklu kalmaktadırlar. Tutuklama bir tedbir, tutuksuz yargılama esas olduğu halde; tutuklamalar adeta infaza dönüşmektedir.
Bu makamlara özel savcılar ve hâkimler atanmakta, siyasi iktidarın hoşuna gitmeyecek kararlar verildiğinde yerleri değiştirilmektedir. Bu durum olağanüstü dönemlerde kurulan, özel mahkemeler gibi çalıştırılmaktadır.
Özel yetkili mahkemeler ve özel yetkili savcılık uygulamasına derhal son verilmelidir. Çünkü ülkemizde olağanüstü bir durum yoktur. Parlamentoda tek parti çoğunluğu vardır. Bu parti üçüncü dönemde oyunu arttırarak görevine devam etmektedir.
Sorun iktidar partisinin bakış açısındadır.
İktidar partisi, Anayasada yaptığı değişikliklerle yargıyı siyasete açık hale getirmiştir. Yargı bağımsızlığı yargıç güvencesi ilkeleri zedelenmiştir. Yargının en önemli sıkıntılarından biri budur. Bir an önce bu gidişe son verilmelidir.
Siyasi iktidar son dönemde yargının yavaş işlemesini fırsat bilerek sözde bunu hızlandırma adına yeni düzenlemeler yapmaktadır.
Bunlardan biri ekim ayında yürürlüğe giren Hukuk Mahkemeleri Kanunudur. Bu düzenleme ile hak aramak çok pahalı ve peşin paralı hale getirilmiştir. Haksızlığa uğrayan insanlar parası olmadığı için dava açıp haklarını arayamaz hale getirilmiştir. Hak aramayı pahalı hale getirerek davaları azaltmak “şu öğretmen ve öğrenciler olmasa milli eğitimi ne güzel idare ederdim” düşüncesine benzer.
Bu günlerde devreye sokulmak istenen başka bir düzenleme de “Arabuluculuk” kanun tasarısıdır.
Bu tasarı ile hukuksal uyuşmazlıkların çözümünde yargıya başvurmak yerine; hukukçu olması gerekmeyen, kısa bir kurstan geçirilmiş bir arabulucuya başvurmayı ve bu kişinin tutacağı tutanağın ilam hükmünde sayarak icra edilmesini kabul etmektedir.
Böylece “Türk milleti adına “ karar veren bağımsız yargı organlarından bu yetki alınmakta hukuk eğitimi almayan belirli kişilere verilmektedir.
Başka bir deyişle “Kadılık” döneminin yolu açılmaktadır.
Bu tasarı gerçekleşirse, adil yargılama, bağımsız yargı ve kutsal olan savunma hakkı anlayışı büyük yara almış olacaktır.
Başta Türkiye barolar birliği olmak üzere demokrasiden ve hukuk devletinden yana olan tüm kurumlar uyanık olmak, buna karşı durmak zorundadırlar.
 
08.02.2012
Av. Yaşar Varış

8 Şubat 2012  15:42:04 - Okuma: (383)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik