Yazı

Kar Yağarken
Kar Yağarken 

Özcan Nevres

Bu gün evimin bahçesi bembeyaz bir kar örtüsü altında.

Maydanozların dışında kalanların tümü karla örtülmüş. Bazı çiçeklerim soğuğa dayanaklı olduğu halde uçtaki taze filizler dondan çok zarara görmüşler. Nedense oldum olası kar yağışlarını sevmem. Tarım alanlarına ne kadar yararlıysa yoksul insanlar için de o denli zararlı. İzmir’de evsizler ve sokak çocukları Büyükşehir Belediyesinin açmış olduğu yoksul evlerinde barındırılıyorlarmış. Bu insanları bu soğuk kış günlerinde barındırmak yeterli olur mu? Daha kış geçmeden havalar biraz ısındı diye tümü yine sokağa bırakılmayacaklar mı? Bir günlük saltanat saltanattır deseler de, lanet olsun o birkaç günlük saltanatlara. Önemli olan o yoksulları, kimsesizleri korumak yalnızca kış aylarının soğuk günlerinde değil, yaşadıkları sürece korunmalarıdır. Bu da ancak yoksulluğun kökünün kazınmasıyla mümkün olur. Her geçen gün işsizliğin artmakta olduğu bir ortamda fakirliğin kökünün kazılması olabilir mi? Olamaz tabi.
Ah Ecevit ah. Seni nasıl aradığımı keşke bilebilseydin. Ne yazık ki kendin gittin adın usumuzda bir dürüstlük abidesi olarak kaldı. Ben yoksul bir ülkenin başbakanıyım diyerek lüks arabalara binmektense yerli malı RENO yu yeğleyen Ecevit. Köykentlerle, kooperatifçilikle ülkesini çağdaş ülkeler düzeyine çıkarmak için elinden gelen her şeyi yapan Ecevit. Ne yazık ki seni anlayamayanlar hep sana köstek oldular. Ortanın solu, Moskova’nın yolu diyerek sana ve sana destek olanlara saldıranların ülkemizi ne hale getirdikleri ortada. O zihniyet ki, çağdaşlığa lokomotif olmuş olan Köy enstitülerinin bile kapatılmasına neden oldular. Onunla da yetinmediler. Her biri halk okulu olan Halk evlerini de kapattılar. Halk evleri kapatıldığında kamyon dolusu kitapların bir kısmı okullara verildiyse de birçoğunun akıbeti belli değil. Belki de o zihniyet o güzelim kitapları yakmıştır. Zira onların okuyan, okuduğunu anlayan, kararlarını kendi iradesiyle verebilen insanlara tahammülleri yoktu. Onlar cahil, her söylene inanan ve itaat eden sürü benzeri insanlar olmasını istiyorlardı. Onlar İsmet İnönü hükümetinin planlı kalkınma hedefinin beş yıllık kalkınma planlarına bile tahammül edemediler. Kurtar bizi baba dedikleri Süleyman Demirel’in meydanlarda, seçim propagandalarında biz plan değil pilav istiyoruz diye haykırdığında onu alkışlayanlar bu günkü yoksulluğun, geri kalmışlığın nedeni o istedikleri pilavlar yüzünden olduğunu düşünebiliyorlar mı? Yandaşları Kamu İktisadi Kurumlarına pompalamak varken plana programa ne gerek vardı? Her gün bir bölgede temel atma törenleri düzenleyerek olmayacak dualara amin dedirtmek varken plana ne gerek vardı?
İşte o zihniyet Kamu İktisadi Kurumlarını zarara sokan nedenleri ortadan kaldırmaktansa kitler zarar ediyor satalım onları diyerek kitleri halkın gözünde umacı olarak gösterdiler. Oysa siyasilerin neden olduğu işçi fazlalıklarını ayıklamak yerine, siyasilerin her isteğine boyun büküp yönettikleri kurumları zarara sokan yöneticileri değiştirmek varken o muhteşem ve bir daha yerine yenileri yapılamayacak olan fabrikaları özelleştirme adı altında yok ettiler. Güya bu fabrikaları alanlar almış oldukları fabrikaları daha da büyütüp daha çok işçi çalıştıracaklar ve devlete daha çok vergi vereceklerdi. Peki, o fabrikalara ne oldu? Hepsinin yerinde yeller esiyor. Cam sanayisinin kalbi silistir. Yani bildiğimiz kumdur. Dünyanın en kaliteli cam eşyalarını üreten Paşabahçe cam fabrikasına ne oldu? Fabrikayı alanlar ağır vergiler altında ezilmektense kum zengini ülkelerini terk ederek yabancı bir ülkeye taşındılar. Şimdi orada üretime devam ediyorlar. Özelleştirilen tüm fabrikalar kapandığı için çalışanları, hiçbir zaman eksik olmayan işsizler ordusuna katıldılar.
Türkiye en hızlı büyüyen on ülke arasındaymış. Yalnız sondan mı, baştan mı onu belirtmemişler? Oysa dış ticaret açığındaki önlenilemez büyüme bunun tam aksini göstermektedir. Geçmişte İsmet İnönü karşıtı bir karikatürist üst üste küpler çizip İnönü’yü üstüne oturtmuştu. Ünlü bir tekerleme vardı. Küp, küp üstüne dizseler, altındakini bir çekseler sen seyreyle gümbürtüyü. Bununla İnönü bittiğinde CHP nin de biteceğini ima etmek istemişti. İnönü yıllar oldu öleli ama CHP asla bitmedi. Ne yazık ki ayak oyunlarıyla CHP kendi içinde bitirilmek isteniyor.
Ülke sorunları aynen o tekerlemedeki gibi, üst üste yığarak büyüdüklerini sananlar en alttaki çekildiğinde neler olacağını düşünmek bile istemiyorlar. Ülke yabancı sermayelerle yüksek faiz almak için getirdikleri dolarlarla büyüyemez. Büyüme tüm kaynakların planlı bir şekilde kullanılmasıyla ve ağır borç faizlerinden kurtulmakla sağlanır.
Özcan Nevres

30 Ocak 2012  19:25:34 - Okuma: (246)  Yazdır




İstatistik