Yazı

Yirmi Beş Bin Vat
Yirmi Beş Bin Vat 

Özcan Nevres

Son günlerde televizyon yayınlarında gaf üzerine gaf yapıyorlar.

Sunucu kablo çalmaya kalkan bir çocuk yirmi beş bin vat elektriğe çarpılarak öldü diyor. Sunucu şüphesiz yüksek öğrenim görmüş biridir. Merak ettiğim bu insanlara okullarda vatın, amperin ve voltajın ne olduğu öğretilmemiş mi? Elektrik çarpmasında bat hiçbir zaman etkili değildir. Etkili olan çarpılma sırasında vücuttan geçen elektrik akımıdır. Bir insanın kalbi üzerinden minimum atmış beş mili amper akım geçer ise o insan ölür. Voltajın ve vatın hiçbir önemi yoktur. Örneğin ben televizyon tamircisiydim. Televizyonlardaki tüpü aydınlatan voltaj on sekiz yirmi bin volttur. Bu voltaja kaç defa yakalandığımın sayısını bilemem. O kadar yüksek voltajın öldürmemesinin nedeni ise yüksek voltaj trafosunun ürettiği elektriğin amperinin çok düşük olmasındandır. Arabalarda bujilerdeki ateşleme voltajı eski arabalarda on bin volt yeni arabalarda kanımca yirmi bin volt civarındadır. Oto tamircileri kim bilir kaç defa bujilerdeki ateşlemeyi sağlayan voltajla çarpıldıkları halde hiçbir defasında ölümle karşılaşmamışlardır. Zira ateşleme elektriğini üreten bobinin ürettiği elektrikte amper çok düşüktür. Buna rağmen sağlıklı insanlarda ölüme neden olmayan bu yüksek voltaj kalp hastalarında çok zayıf bünyelilerde ölümcül olabilir. Bu nedenle dikkatli olmak gerekir.
Gelelim elektrik tasarruf kutusuna. Kutunun reklamını yapan ulema ne diyor? Kaçak elektriği absorbe eder. Peki, absorbenin anlamı nedir? Absorbenin anlamı herhangi bir şeyi içine çekip yok etmektir. Nasıl oluyor da yok edilen bir güç elektriği kullananın hanesine kar olarak yazılabiliyor? Tasarruf kutusunun her reklamını dikkatle izliyorum. Yanlışlarını anlayıp düzeltmiş olabilirler mi diye? Ne gezer? Eski hamam eski tas misali hala aynı yanlışı, daha doğrusu aldatmacayı sürdürüyorlar. Meslek aşkım, mesleğimi bırakalı uzun yıllar olmasına rağmen halen elimde en hassas ölçü aletleri var. Bu nedenle üşenmeden düzenek kurup otuz iki vatlık florisant ampulünün çektiği amperi ölçtüm. Yaklaşık on beş mili amper akım çekiyor. O da voltaj iki yüz yirmiden yükseksek ise. Normalde ise on dört buçuk mili amper çekiyor. Yani florisant ampulün çektiği akım ulema tanıtıcının dediği gibi elli sekiz mili amper çekmiyor. Açıkçası elektrik tasarruf kutusu aldatmacadır. O reklamlara aldanmamak gerekir. Benden uyarması. Gerisi alıcıları ilgilendirir. 
Güler misin ağlar mısın? Yeşilciler üçüncü boğaz köprüsü karşıtı gösteri yaptılar. O köprü yapılırsa çevre yolları için binlerce ağaç katledilecek diye. Oysa atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmiş. Geçtiğimiz yaz Menemen’deki arsam için İstanbul Arnavutköy’deki Tankçılar kooperatifi ile bir görüşme yapmıştım. Onlara komşularımın arsaları için de yardımcı olacaktım. Bana ne kadar başarılı işler yaptıklarını göstermek için bitirdikleri inşaatlar ile halen inşaatı süren binaları görmem için tüm inşaat alanlarını gezdirdiler. Beni gezdirmekle görevli olan kişi orman içerisinden geçen yolu gösterdi. Yol çift gidiş geliş bir yoldu. Kılavuzum bu yolun ne yolu olduğunu biliyor musun diye sordu? Bilmediğimi söyleyince bu yol üçüncü boğaz köprüsünün bağlantı yoludur. Güya üçüncü köprüye bağlantı yolları çok gizli tutuluyordu. Bırakın gizliliğini, çevre yolu apaçık ortada duruyor dedi. Kılavuzum aşağıdaki düz ovayı göstererek bu ova tamamıyla AKP ye yakın kişilerce satın alındı. Biz de bin yüz dönüm yer aldık. Yakında burada da inşaata başlayacağız. İnşallah yakın zamanda senin arsada da inşaata başlarız dedi. Anlaşırsak neden olmasın dedim. Kat karşılığı karşılığında önerdikleri miktarı yeterli görmediğimden anlaşma sağlanamadı ama bana bir şey kazandırdı. Üçüncü boğaz köprüsü için ormanların ve tarım arazilerinin nasıl katledildiğini öğrenmiş oldum. Ne yazı ki yeşilciler bu konuda çok geç kalmışlar. Gerçi geç kalmamış olsalar da bu günkü iktidara seslerini duyuracaklarını sanmıyorum.
İlk köprünün yapılma kararı alındığında karşı çıkanların arasındaydım. O günlerde inşa edilecek köprünün trafik sorununu çözemeyeceğini, aksine daha da içinden çıkılmaz hale gelmesine neden olacağını söylemiştik. Ne birinci köprü, ne ikinci köprü İstanbul trafiğine çözüm olmadı. Üçüncü köprü de çözüm olmayacaktır. Ne yazık ki ülkemizin daha da fakirleşmesine neden olacaktır. Zira ülkenin zenginliğini üretim sağlar. Üretmeden tüketim ise fakirliği körükler.
Özcan Nevres 

22 Ocak 2012  13:11:40 - Okuma: (578)  Yazdır




İstatistik