Yazı

İmamlar Rehber Olacakmış!
İmamlar Rehber Olacakmış! 

Asil S. Tunçer

O halde Rehberler de İmam Olsun!

Keşan Müftüsü Süleyman Yeniçeri, “Noel baba diye birisi yoktur. Aziz Nikolas diye biri var ama bu uyduruk bir kişidir. Noel Baba baca ve pencereden giriyor. Ama doğru dürüst birisi olsa kapıdan girerdi… Noel Baba baca ve pencereden giriyor. Ama doğru dürüst birisi olsa kapıdan girerdi. Biz de kapıdan giriliyor. Kuran-ı Kerim de; Evlere kapıdan girin diyor. Neden bacadan giriyor ki?”
 
Sultan Ahmet, Süleymaniye ya da Fatih gibi tarihi camiler, turist rehberleri tarafından değil, ''cami rehberleriyle'' tanıtılacak. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tarihi camilerin tanıtılması konusunda önemli bir adım atıldığını bildirdi.
 
Dünyada başka ülkelerde, gerek Yahudi gerek Hıristiyanların yaşadığı ülkelerde dini mekânların tanıtımının din adamlarınca yapıldığına işaret eden Bozdağ, ''Turizm rehberleri turistleri kilise, havra ve sinagoga getiriyor. Oradaki tanıtımı ise başka görevliler yapıyor. Bu kişiler de tarihi mekânları bilen, bu alanda eğitim almış uzman kişilerdir'' dedi.
 
İlahiyatçı bir bakış ve ‘Noel Baba bacadan pencereden giriyormuş’ değerlendirmesi… Henüz bu sözlerin şokunu üzerimizden atamamışken benzer bir bakış ve ‘camiler, rehberler değil imamlar tarafından tanıtılacak’ değerlendirmesi… İmamların rehberlik yapmalarının gerekliliği fikrinin altında ne niyet yattığı, bunun hayata geçirildiği takdirde kime ne kısmet götüreceği bilinmiyor. Ama bu fikrin çok yanlış olduğu gayet iyi biliniyor.
 
Sayın bakanın açıklamasına ilişkin haberi okuduğumuzda ister istemez irkiliyoruz ve üzerinde çok yönlü düşünüyoruz. Çok talihsiz bir açıklama olarak değerlendirdiğimiz bu sözlerde çelişkili ifadelere de rastlıyoruz. Havra ile sinagogun farklı yerlermiş gibi ele alınması, dış ülkelerde benzer yerlerin rehberler tarafından değil din görevlilerince tanıtıldığı ifadesi, rehber olarak görevlendirilecek imamlardan bahsedilirken yine imam açığının bulunduğu ve yeni atamaların yapılacağı vs. Mevcut imamları da rehber yaparsanız bu sefer namazı biz rehberler mi kıldıracağız komik sorusu takılıyor zihinlerimize…
 
Çünkü ve ne yazık ki bu sözlerin bir müftümüze değil bir bakanımıza ait olması bizi ekstradan düşündürüyor. Ve bizi konuyu daha ciddi ele almaya iten sebep de bu. Yoksa havra ile sinagogu ayrı yerlermiş gibi ele alan sayın bakanımız acaba rehberle imamı da aynı şekle mi sokmaya çalışıyor diye bir çıkarım elde ediyorum. Dil sürçmesidir diye düşünüyorum yoksa bilindiği gibi bu konular karıştırılmaması gereken ve yeri ayrı ayrı olan olgular. Öte yandan Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan olumlu netice alındı deniliyor ama sanmıyorum yoksa bu bakanlığın kendiyle çelişmesi anlamına gelir ki yerini ve yetkisini diyanete bırakıyor gibi bir paradoksal durum ortaya çıkar.
 
Yurtdışında tüm dini mekânların oranın görevlileri tarafından gezdirildiği ifade ediliyor. Bu ülkemizde de geçerli. Doğrudur şayet yanınızda rehber yoksa ve münferit olarak söz konusu mekânı gezecekseniz size ‘refakatçi’ olarak birisi veya oradaki görevli, şayet gezdiğiniz mekân cami ise ve namaz saati değilse müezzin veya imam size kılavuzluk yapabilir. Bu ülkemizde Edirne Selimiye Camii, İzmir Hisar Camii gibi örnekleri olan bir uygulamadır. Yalnız bu o caminin imamını ne rehber yapar ne de ne de rehberi rehberlikten men etmek için bir sebep değildir, olmamalıdır. Ayrıca hiçbir şikâyet yoktur ki rehberler camide anlatım yapamıyor veya yetersiz kaldı diye ve dolayısıyla böyle bir uygulama gündeme getirilsin.
 
Bir camiyi gezdirirken oranın imamına, müezzinine çoğu zaman başvururuz. Bunun birçok sebebi vardır: 1-Saygımızdan dolayı imam efendiden camiye giriş, içerde anlatım yapma ve herhangi bir dini toplantı, temizlik ve vb durumu engellememek için izin alırız. 2-Turistler bazen caminin imamını görmek, tanımak ve onunla tanışmak isteyebiliyorlar; bu yüzden imam efendi camideyse kendisini gruba takdim ediyoruz. 3-Özellikle cami içindeki bazı genel hatların dışında özel bir yazı varsa yanlışlık yapmayalım diye caminin hocasından fikir alıyoruz. Sonuçta ayet-i kerimedir ve yanlış yorum yapmak hoş olmaz, günah olur endişesiyle böyle bir kadirşinaslık içine giriyoruz.
 
Bu durumlardan dolayı rehberler cami anlatımlarında birkaç istisnai durum hariç çoğunlukla iç içe ve yan yanadır. Bu rehberlerin yetersizliği değil, başta dinimize ve kutsal mekânlarımız camilerimize ve de oradaki din görevlilerimize, imamlarımıza, müezzinlerimize saygımızdandır, sevgimizdendir. Meryem Ana’ya, Patrikhane Kilisesi’ne ve Beth İsrail Sinagogu’na gurubumuzla gittiğimizde benzer durumları yaşarız. Gruptan papazla veya hahamla kısacası oradaki din görevlisiyle tanışmak isteyenler olabilir. Biz de bunu seve seve yaparız. Selimiye’nin uzun saçlı imamını ve Meryem Ana’daki eski zayıf esmer papazı kim hatırlamaz?
 
Yalnız hiçbir grup yoktur ki imamı veya papazı tanıdıktan sonra grup rehberine desin “sen bırak din görevlisi anlatsın!”. Yok böyle bir şey. Başka mekânlara bakalım: Dolmabahçe örneğin. Rehberiniz yoksa oradaki rehber arkadaşlar size anlatım yapar. Ya da kendi rehberiniz. Hele bazen renk olsun, anlatım zenginliği olsun diye mekânın görevlilerini, oranın rehberlerini dinleriz. Örneğin; ben Birgi Ulucami’nde çoğunlukla İmam İrfan Yaşar’ı grubuma takdim ederim ve anlatım yaptırırım. Mardin Deyrulzafaran Manastırı için de geçerli bu. Ya da Selçuk-İsabey Camii emekli imamı Mustafa Hoca için de… Bu benim ne camiyi bilmediğim ne de manastırı bilmediğimle alakalı. Bu bambaşka bir şey. Bu duygumuzu ve davranışımızın nedenini bilmek ve anlamak için bu mesleğin içinde olmanız gerekli.
 
Ayrıca şu da bilinmeli ki ülkemiz dünyada en çok dilde rehberlik hizmeti veren tek ülkedir. Şuan 39 ayrı dilde rehber bulabileceğiniz bir ülkede yaşıyorsunuz. Türk rehberler dünya klasmanında en baştalar. Bu rehberler her sene en az üç ayrı konuda seminer alıp bilgilerini güncelliyor, uzmanlık alanlarını genişletiyorlar. Çanakkale-Gelibolu, GAP, Sinagoglar, Camiler, Kiliseler, Hititler, Roma Mimarisi, Medreseler sadece birkaç örnek. Biz bazen bir camiyi anlatırken farklı mimari örneklerle, bazen de 2 haftalık turun en başında gördüğümüz yer ile ortasında gezdiğimiz bir mekândan örneklerle kıyaslamalar yaparak anlatım yapıyoruz. Bu ülke birkaç camiden ibaret değil. Rehberliği de bir-iki mekân ile sınırlayamazsınız.  
 
Bu sene Amerika’dan gelen bir üniversitenin üç haftalık tarih ve arkeoloji turunu yaptım. Bu turda yok yoktu tahmin edersiniz. Bu anlamda rehberlik sadece bir camiyle ilgili bir-iki ayrıntıyı daha iyi vermek veya Arapça bir iki satırı Türkçeye çevirmek demek değildir. Bu ülkenin sorunu insanların bilmedikleri, ilgili olmadıkları konularda fetva vermeleri, ahkâm kesmeleri. Yalnız bu hataya biz düşemeyeceğiz ve sırf mahallenin müezzininin sesini beğenmedik diye müezzin olmak veya teravihi yavaş kıldırdı diye de camimin imamı olmaya kalkmayacağız. Ziyaret ettiğimiz camilerin görevlileri bizim işimize karışmazlar biz de onların. Bu anlamda biz işimiz yaparız. Başkalarının işine karışmayız. Bizim mesleğimize göz diken, alanımıza el atanlar gibi olmayacağız. Özetle başkalarının işine burnumuzu sokmayacağız.
 
Lütfen bizi çok hafife almayın! Herkesi rehber yapmak zorunda da değilsiniz. Herkes işini yapsın. Biz işimiz yapıyoruz. Tavsiyem siz de!

9 Ocak 2012  11:02:29 - Okuma: (507)  Yazdır




İstatistik