Yazı

Fransa (Sözde) Soykırımı Oyluyor -3-
Fransa (Sözde) Soykırımı Oyluyor -3- 

Asil S. Tunçer

Fransa’nın (sözde) soykırımı oyladığı bugünlerde tam aksine Türkler bu sene yılbaşı için yurtdışı turlarında en çok Paris’i tercih etti (*).

Türkler Fransa’yı ne kadar çok severse Fransa da Türkleri o kadar sevmez. Bizler gerek Fransız malları, gerek tatiliyle Fransa’nın kasasına milyarlarca avro akıtırken Fransa da bu paraları yine bize meclisinden (sözde) soykırım yasası geçirerek geri döner.
 
Bu kin ve husumet bir aylık, bir yıllık değildir. Asırların birikimi ve sonucudur bugüne taşınan. Türk kamuoyu dünyada en uyuyan ve uyutulan kamuoyundandır. Zira yaklaşık 5 yıldır Fransa’nın gündemindeki bu tasarı son 1 aydır kendi kamuoyunda temcit pilavı gibi ısıtılırken Türkiye bu esnada neyi konuşuyordu? ŞİKE.
 
Gelin biz tarihe tekrar kısa bir yolculuğa çıkalım ve Fransız kamuoyunda Türkler hakkında var olan hâkim önyargı ve söylemlerden birkaçına göz atalım; konuyu daha iyi ele alalım.
 
Jean Louis Cara (1742-1793): Fransız gazeteci, Milli Kütüphane Ulusal Kongre üyesi ve yöneticisi. Bizim için söyledikleri: "Türkler, Hıristiyanlığın sanat ile bilimin doğal, ezeli ve yeminli düşmanlarıdır. Bu nedenle onları Avrupa'dan kovmak lazımdır. Ancak önce taksim konusunda uyuşma sağ­lanmalıdır”.
 
Victor Hugo (1802-1885): Fransız şair ve yazar. Bizim için şunları söylüyor; "oradan Türkler geçti: Her şey harabe ve matem”.
 
Georges Benjamin Clemenceau (1841-1929): Fransız devlet adamı, doktor ve gazetecidir. Fransa başbakanı olarak 1906-1909 ve 1917-1929 yılları arasında görev yapmıştır. İşte sözleri: Tarih bize, Türklerin birçok zaferleri yanında birçok ye­nilgilerini de bildiriyor: Zapt edilen uluslar, boyunduruktan kurtarılan uluslar... Ancak, bütün bu değişmeler sırasında, Avrupa'da, Asya'da, hatta Afrika'da herhangi bir ülkeye yer­leşen Türk hâkimiyetini her zaman, o ülkenin refahının azal­ması ve kültür seviyesinin alçalması izlemiştir, aksini gösteren tek bir örnek yoktur. Türk hâkimiyetinin kalktığı her ülkede refah artmış, kültür düzeyi yükselmiştir. Bunun da aksini gös­teren tek bir örnek yoktur..." Avrupa Hıristiyanları arasında olsun, Suriye, Arabistan ve Afrika Müslümanları arasında olsun, Türk galip geldiği her yeri harabeye çevirmiştir…”.
 
Michel Paillares: Mütareke döneminde Mustafa Kemal’e karşı muhalefetiyle tanınan Fransız gazeteci. Bir makalesinde şu sözleri sarf etmiştir: İnsan durumu ne kadar derinden incelerse, Türklerin artık Avrupa ile dolaysız temasta bulunmaması gerektiğine o kadar çok inanıyor: Türkler bir adalet ve ilerleme idaresi kur­maktan acizdir. Barış için sürekli bir tehlike olduklarından başka, boyundurukları altında yaşayan Hıristiyanlara aşırı eziyet edip gözyaşı döktürmektedirler, Beş asırdan beri sarık ve fes giymiş Türk barbarlığı, gâvurların başını kesmeyi kendine bir oyun biliyor...”.
 
Valéry Giscard d'Estaing (1974-1981): Eski cumhurbaşkanı olan merkez-sağ siyasetçi. 1987-1989 ve 1993-1997 yılları arasında Meclis Dışişleri Komisyonu Başkanı olarak da görev yaptı. Etnik, dini ve teknik nedenlerle Türkiye'nin Avrupa Birliği Üyeliği’ne karşı olan d'Estaing, bunun Avrupa'nın sonu olabileceğini iddia etmekte. İşte bir açıklaması: "Türkiye'ye gerçek durum söylenmiyor. Türkiye'nin adaylığını kabul edelim diyenlerin gerçek eğilimi, Türkiye'nin AB'ne asla üye olamayacağı yönündeAvrupalı yöneticilerin büyük bir bölümü Türkiye'nin bu projede yeri olmadığını biliyorlar ve bir araya geldiklerinde bunu dile getiriyorlar…”.
 
Ünlü futbolcu Michel Platini’yi mi sayalım yoksa (sözde) soykırım yasasını hazırlayan ve savunuculuğu yapan hukukçu parlamenter Patrick Deveciyan’ı mı? Türk aleyhtarlığı ve Türkiye düşmanlığı nerdeyse Fransız Meclisi’nin amentüsü olmuş.
 
Hıristiyan Demokrat milletvekili Jacques Toubon, Türkiye’nin AB üyesi olamayacağı gibi Avrupalı bile olmadığını savunanlardan. Toubon, Türkiye’nin gerek tarihi, gerek kültürel gerekse coğrafi açıdan Avrupa’nın dışında olduğunu, Türkiye’nin sadece % 10’unun Avrupa topraklarında bulunduğunu söylerken bir gazetecinin “peki sizce Kıbrıs’ın yüzde kaçı Avrupa topraklarında” sorusuna ise çok sert tepki göstermiştir.
 
Paris’teki Ermeni anıtı da ilkin Paris Belediye Meclisi’nin oybirliğiyle dikilmiştir (1). 24 Nisan 1985’te temeli atılan bu anıta ilave olarak Lyon şehrinde de bir başka anıtın açılışı yapılmıştır. Lyon’un Bellecoue Meydanı’na dikilen 6 m yüksekliğindeki anıtın açılışına şehir yöneticileri de katılmıştır (2).
 
Bir de hafızalarımızı tazelemek için son 25 yıldır Türkiye aleyhine çalışan Fransız Meclisi’nden ve üyesi olduğu AB Parlamentosu’ndan geçen (sözde) soykırım tasarılarına kısaca göz atalım:
 
18 Temmuz 1987; Avrupa Parlamentosu’nun kararı: Türkiye’yi, Ermenilerin 1915–1917 yılları arasında (sözde) soykırıma tabi tutulduğunu kabul etmeye davet eden çok ağır bir karar alınması (3).
 
24 Nisan 1998; Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nden bir grup milletvekilinin bildirisi:24 Nisan 1915 tarihi Osmanlı İmparatorluğunda yaşayan Ermenilerin yok edildikleri tarihtir. Bu günü 20. yy.ın ilk (sözde) soykırımı olarak anıyoruz ve (sözde) soykırım kurbanlarını selamlıyoruz” söylemlerinin telaffuz edilmesi (4).
 
29 Mayıs 1998; Fransa Meclisi kanun teklifi:Fransa 1915 yılında meydana gelen Ermeni (sözde) soykırımını açıkça tanır” cümlesinden oluşan kanun teklifi kabul edilip senatoya gönderildi. Senato teklifi görüşmeyi reddettiği için kanun teklifi kadük olmuştur.
 
7 Kasım 2000; Fransa Senatosu kanun teklifi:Fransa 1915 yılında meydana gelen (sözde) Ermeni soykırımını tanır” cümlesinden oluşan kanun teklifi senatoda oylanıp kabul edildi ve görüşülmek üzere Milli meclise gönderildi. Teklifin kanun haline gelmesi için Milli Meclis’ten geçmesi gerekmektedir (5).
 
10 Kasım 2000; Vatikan, Papa II. John Paul’un bildirisi: “... Liderler artık ne Allah’tan korkuyorlar nede insanlardan utanıyorlar. 20. asır aşırı ihlallerle belirginleşti. Bu asırda başlayan (sözde) Ermeni soykırımı daha sonraki şiddet hareketlerinin başlangıcı idi...” (6).
 
15 Kasım 2000; Avrupa Parlamentosu, Türkiye raporu görüşmeleri:Türkiye Hükümetini ve TBMM’yi modern Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasından önce Ermeni azınlığa karşı gerçekleştirilen (sözde) soykırımın tanınmasına ve Ermenistan’la arasında normal diplomatik ve ticari ilişkilerin yeniden tesis edilmesi ve halen yürürlükte olan ambargonun kaldırılması amacıyla, Ermenistan ile bir diyalog başlatmaya davet eder” mahiyetindeki değişiklik önergesi kabul edilerek, ‘Türkiye’nin Avrupa Birliği Katılım Ortaklığı’ belgesine dâhil edilmiştir (7).
 
18 Ocak 2001; Fransa Ulusal Meclisinde (sözde) Ermeni soykırımı kararı: Alınan kararda “Fransa ‘1915 Ermeni (sözde) soykırımını’ tanır” ifadesi yer almaktadır.
 
 
(1)     “Marsilya Eski Belediye Başkanı ve şimdiki Savunma Bakanı Ermeni asıllı Gaston Deferre tarafından dikilen soykırım anıtı gösterildi”. 19 Nisan 1985; “Bahsi geçen anıtın dikilmesi daha sonra Fransız Hükümeti tarafından engellenmiştir”; Günaydın, 15 Aralık 1981.
(2)     Milliyet, 24 Nisan 1985.
(3)     Aynı kararda, Kıbrıs, Yunanistan, demokrasi, insan hakları vb. birçok konu da yer almıştır, Cumhuriyet, 24 Nisan 1996.
(4)     Söz konusu bildiri; Fransa, Yunanistan, Romanya, Rusya, Ukrayna, Avusturya, GKRK, Danimarka, Norveç, Hollanda, Slovakya, İspanya, İngiltere, İtalya, Finlandiya, Portekiz, İsviçre, Belçika, Çek Cumhuriyeti ve Lituanyalı 51 parlamenter tarafından imzalanmıştır.
(5)     Fransa Meclisinde cereyan eden görüşmeler sırasında, bazı milletvekilleri ve bu arada kararın raportörü Mösyö Fransua Rosbuluan “Ermeni genositini 1915’te İstanbul’daki Muhakeme zaten teyit etmiştir” dedi. Bahsettiği bizim tarihimizin utanılacak bir sayfasını teşkil eden, İstanbul’daki Nemrut Mustafa Paşa Divanı Harbidir. Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Bey’i idama mahkûm eden bu divanı harp, o muhakeme sırasında 28 şahit dinler, şahitlerin 28’i de “Ermenilerin katledildiğini duyduk; ama görmedik. Kaymakamın bu konuda talimat verdiğini duyduk ama şahit olmadık” diye şahadette bulunurlar; ama ona rağmen onu idama mahkûm etmiştir. İşte bu mahkemenin kararını bize Fransız Milletvekilleri, dayanak diye göstermektedirler.
(6)     Milliyet, 11 Kasım 2000.
(7)     Hürriyet, 16 Kasım 2000.


19 Aralık 2011  09:14:41 - Okuma: (424)  Yazdır




İstatistik