Yazı

Fransa (Sözde) Soykırımı Oyluyor -2-
Fransa (Sözde) Soykırımı Oyluyor -2- 

Asil S. Tunçer

Fransa’ya “Dur!” Deme Zamanı

Kazakistan’daki Ermeniler de sayıca Fransa’dan daha az değildir ama aynı etkiyi kesinlikle göstermezler çünkü Kazakistan ile Türkiye’nin ve de Fransa ile Türkiye’nin dostluk ilişkileri ve ortak paydaları çok farklıdır. Asya (Doğu) ve Ortadoğu’ya bakışları çok farklıdır. Orası Batı'dır. Emperyalizmin merkezi. 
 
Batılı ülkelerde medya, Türklere yönelik önyargıların sürekli canlı kalmasında önemli bir rol oynamaktadır. İzleyiciye sunulan Türkiye görüntüleri; yıkık dökük evler, ortasından lağım sularının aktığı sokaklar, buralarda dolaşan kara çarşaflı kadınlar, sakallı-takkeli ve şalvarlı erkekler, burunları akan ve yırtık giysiler içindeki çocuklar, cami önünde ve kahvehanelerde oturan kalabalıklar ve de toplu namaz sahneleri vs şeklindedir.
 
Yine bu görüntülerin devamı olarak, dağlarda oraya buraya, top, tank ve tüfekle ateş eden askerler, harabe köyler, sefalet içindeki köylüler, kadınları saçlarından sürükleyen, insanları gözleri dönmüşçesine, acımasızca coplayan polisler sunulur. Sizin kilisede dua edenler hakkındaki düşünceleriniz ile onların camideki namaz kılanlar üzerinde düşünceleri aynı eksende değildir. 
 
Bunların ardından, bir yorumcu, Türkiye'nin, geri, insan haklarının bulunmadığı, Kürtleri dağlarda yok eden, tarihte (sözde) Ermeni soykırımı yapmış, Kıbrıs'ı işgal etmiş, komşuları için sürekli bir tehdit oluşturan, İslamcı örgütlerin cirit attığı bir ülke olduğu konusunda açıklamalarda bulunulmaktadır.
 
Bilindiği gibi Türkiye’nin başına gelen işgal felaketi II. Dünya Dünya Savaşı’nda, Fransa’nın da başına geldi ve Vichy’de sözüm ona bağımsız bir kısım kaldı, Fransa’nın gerisi Alman işgaline girdi. İşgal altındaki Fransa’yı General De Gaulle, şöyle tarif etmiştir:
 
“Düşmanla işbirliği, değişik siyasi kararlar, inzibati ve bazen askeri operasyonlar, idari tedbirler, propaganda yazıları ve nutukları yollarıyla sadece milli itibarı küçültücü bir görünüme girmekle kalmamış, aynı zamanda, yığınla Fransız’ın zulme uğraması yol açmıştır. Menfaat grupları tarafından alkışlanan bazı resmi görevlilerin ve bir muhbirler ordusunun yardımıyla, 60.000 kişi idam edilmiş, ancak 50.000’i hayatta kalabilecek 200.000 kişi sürgüne gönderilmiştir. Ayrıca direnişçilikle suçlanarak Vichy Mahkemeleri tarafından kadın ve erkek 35.000 kişi mahkûm, 70.000 şüpheli enterne edilmiş, 35.000 memur görevden, 15.000 subay ordudan uzaklaştırılmıştı. Şimdi, bunun birikmiş kızgınlığı açığa çıkmıştır. Şüphesiz, hükümetin soğukkanlılığını koruması gerekiyordu; ancak, bu kadar cinayetin üzerine bir sünger çekmek, korkunç bir apsenin devamlı şekilde ülkeyi zehirlemesine müsaade etmek olurdu. Adaletin yerine getirilmesi elzemdi” (1).
 
“Ortaya çıkmış” dediği kızgınlık, General De Gaulle’in kurtuluştan sonra, işbirlikçileri yakalanıp öldürülmeye başlanmasıydı. “Hükümetin, duruma hâkim olması” demesi de o yüzdendi. General De Gaulle, “hükümet, adaletin yerine getirilmesi” sözüyle de, ne yapıldığını, yine hatıratında şöyle yazıyor: “60.000 suçlu tutuklanıyor. Bunlardan 39.000’i hapis cezasına mahkûm oluyor, 2071’i idama mahkûm oluyor”.
 
İdama mahkûm olanlardan 768’inin idam kararını De Gaulle onaylamış ve karar infaz edilmiştir. 800.000 kişilik görevliler kadrosundan 20.000 kişi temizleme komisyonlarına havale ediliyor. Bunlardan 14.000 kişi, Danıştay yolu açık olmak üzere, inzibati cezalara çarptırılıyor, 5.000 kişi de işten atılıyor. Ayrıca yönetimin başındakileri muhakeme etmek üzere özel bir mahkeme kurulduğunu da biliyoruz. Mareşal Patten, Başbakan Lavall, Amiral Esteven, General Derns ve Vichy Devleti’nin Genel Sekreteri Josef Darvant, bu mahkemede muhakeme edildiler, hepsi idama mahkûm edildi. Askerlerin idam cezasını, General De Gaulle müebbet hapse tahvil etti.
 
Fransa’da bu yapılmışken, İstanbul işgal altındaydı ve işgal kuvvetleriyle işbirliği yapan türlü masum insanları ihbarlar yoluyla işgal kuvvetlerine bildiren kişiler, Fransa’dakilerden daha az hain değildi ama Türkiye kurtuluştan sonra bunların hiçbirinin kılına dahi dokunmamıştır. Bizim İstiklal Muharebeleri bitip Lozan Anlaşması yapıldıktan sonra yaptığımız yegâne husus, Türkiye’nin hanedandan 150 kişiyi sınır dışı etmesi olmuştur.
 
Fransa Meclisindeki bu müzakerelerden ve alınan karardan sonra, Türkiye’nin yapması gereken asıl, bu General De Gaulle’ün yazdıklarını hatırlatarak, Fransız Milletvekillerine, senatörlerine, hükümet üyelerine, ilgililere birer mektup göndermekti. Bunu yapabilecek en salahiyetli ve en kolay yapabilecek kişi, Paris’teki Türk Büyükelçisiydi ama ne yapıldı, Türkiye Paris’teki büyükelçiyi Türkiye’ye çekti. En lazım olduğu ve orda olması gerektiği bir dönemde, kendisi Paris’te değil Ankara’daydı.
 
Fransa Dışişleri Bakanı Barnier'in önceki yıllarda Cezayir'deki katliamlarla ilgili tarihçilere havale edilmesi önerisi Ermenilerin bu ülke parlamentosuna taşıdığı (sözde) soykırım içinde kullanılabilir (2). Söz konusu kanuna Zangoş’un yaklaşımı “Fransa’nın 1945 Cezayir’deki soykırımını, Amerikanın Kızılderililere yaptığı katliamları da dâhil ettiniz mi?” şeklinde olmuştur.
 
Descartes’la yetişen Fransızlar, 1830’da başlattıkları Cezayir işgali 132 yıl sürmüş ve 1,5 milyon Cezayirliye mal olmuştur. Ayrıca Ortodokslara yaptıkları ve ‘St. Barthelemy Katliamı’ (3) olarak bilinen olay, Gironde Belediye Başkan Yardımcısı’nın 1 milyon Musevi’nin fırınlarda yakılmasından sorumlu olduğu suçları ve yine 1947’de 89 bin Madagaskarlıyı katletmeleri tarihte var olan katliamlardır. Ülkemizde de, Adana, Antep (4), Maraş ve Urfa’da, Taşnak ve Hoybun (5) Cemiyetlerinin örgütlenmesiyle binlerce insanın katledilmesini neden tartışmıyoruz? 
 
2015 yılı, Ermeniler için deyim yerindeyse (sözde) soykırımın miladıdır ve Ermeniler bu yıllara doğru lobi faaliyetlerini iyice yoğunlaştıracaklarından Türkiye’yi büyük olasılıkla dışta zor günler beklemektedir. Ayrıca 2015 yılında 4T (4R)’nin gerçekleştirilmesine en azından bir ya da iki maddesinin yerine gelmesi için var gücüyle bastıracaklarından (sözde) soykırım tasarıları yoğun bir biçimde parlamentoların gündemine gelmeye başlayacak, Türkiye’yi siyasi kıskaca almaya çalışacaktır.
 
Eğer kısa sürede Türkiye kendini bu konuya yeterince hazırlamaz ve karşı atağa geçmezse, o zaman ‘Lahey Adalet Divanı’ yolu görülür ki, bu da ‘erken gelen gol’ demektir (6). Zira biz Lahey’den pek bir şey kazanamadık şimdiye kadar. Musul’u Lahey’de İngilizlere ‘altın tepside’ ikram ettik. Fransız parlamentosuna konuk parlamenter olarak, Fransız gazete ve dergilerine demeçler vererek, Fransa’da Türk tezini savunan demeyeyim de en azından yakın duran hatta ortada duran TV ve radyolara konuşmak lazım.
 
“Tehcir”in haklılığını ve 1915’te yaşananların ‘Almanların Yahudilere Yaptığı Soykırım’dan farklı olduğu dünyaya anlatılmalı, Bogos Nubar’ın 11 Aralık 1918’de Fransız Dışişleri bakanına yaptığı yazılı bir müracaatta; “390 bin Ermeni’nin ‘Tehcir’ sırasında yeni yerleşim yerlerine vardığı”nı belirten yazısı her ortamda vurgulanmalıdır. Zira bu söz (sözde) soykırım savunucularının Tehcir esnasındaki abartılı kayıplar gösteren savlarını çürütmektedir.
 
Fransa gibi onca Türk’ün yaşadığı bir ülkede hakkımız savunacak, doğruları anlatacak ve sesimizi duyuracak bir şeyler mutlaka yapılmalıdır. Şimdi Fransa’ya “DUR” deme zamanı.
 
 
(1)     Cumhuriyet, 20 Kasım 2001.
(2)     Milliyet,3 Ekim 2006, “Fransızların Cezayir’de işledikleri suç”la ilgili yazı. (s.1 ve devamı).
(3)     St. Barthelemy Katliamı; 24 Ağustos 1572’de Paris’te Papa’nın emriyle toplam 40.000 Ortodoks’un öldürülmesi olayıdır.
(4)     Sadece Antep’te 7.000 Türk katledilmiştir.
(5)     Türkiye’de Ermeni kalmadığı için Kürtleri eline aldı. Kürtlerle Ermeniler arasında işbirliği gerçekleştirmek için Lübnan’da Hoybun Cemiyeti adında bir cemiyet kurdu. 1930 Ağrı İsyanı’nı bu cemiyet yapmıştır. O isyan sırasında Ermenistan’dan yardım gelecekti, Rusya, Ermenistan’ın böyle bir şey yapmasına izin vermediği için o isyan bastırıldıktan sonra cemiyet de ortadan kalkmıştır.
(6)     Milliyet, 15 Kasım 2006, s.1 ve s.16, “Büyükelçi Gündüz Aktan’ın Uluslararası Tahkim Kurulu Oluşturulma hususundaki açıklamaları”.

16 Aralık 2011  09:11:24 - Okuma: (296)  Yazdır




İstatistik